Tavukla Değil, Kuş Gribiyle Mücadele Edin - Zekeriya Temizel
Bugün kırsal kesimde yaşayanların ortalama arazi büyüklüğünün 5 dekarlara kadar düştüğünü, yoksul köylü açısından tarım işletmesinin beş dekarlık arazi yanında iki büyükbaş, üç beş küçükbaş ve on on beş tavuktan ibaret olduğunun farkında bile değiller... Tavuk bu işletmede can suyu. Uzun kış aylarında beslenmeyi dengeliyor. Yumurtalar ve tavuklar acil gereksinimler için satılıyor. Baharda kuluçkaya yatan tavuklar da kış boyu eksilen tavukları tamamlıyor, işletmenin sürekliliğini sağlıyor. Köylü yumurtlayan tavuğunu kesmez ki... Onun için tavuğun parasını verip tavuğu itlaf etmek bir çözüm değil. Bir işletmenin çökertilmesi, yoksulu açlığa mahkûm etmek. cialis coupons printable link discount prescription drug card
Türkiye, Kurban Bayramı'nda elinde satır dana kovalayan insanların görüntüsüne alışıktı. Bu bayramda bu görüntülere, canlı canlı ateşe atılan, dozerle toprağa gömülen tavukların toplu itlaf görüntüleri de karıştı.
Kuş gribi ile mücadele ediliyor(!).
Ancak kuş gribi ile mücadele tavukla mücadeleye dönüştü. Tavuk sahipleri ise tavuklarının yanında yer aldı.
Bazılarında bir şaşkınlık. Tavuk sahiplerinin direnişini anlamıyorlar. '' İtlaf edilen tavukların parası ödeniyormuş, daha neymiş'' . ''Cahillik işte'' ymiş.
Oysa ''itlaf ettiğimiz tavukların parasını veriyoruz'' diyenler de ''parası veriliyor'' diyenler de köy ve köylü gerçeğinden, köylü için tavuğun ekonomik değerini kavramaktan o kadar uzak ki...
Bugün kırsal kesimde yaşayanların ortalama arazi büyüklüğünün 5 dekarlara kadar düştüğünü, yoksul köylü açısından tarım işletmesinin beş dekarlık arazi yanında iki büyükbaş, üç beş küçükbaş ve on on beş tavuktan ibaret olduğunun farkında bile değiller...
Tavuk bu işletmede can suyu. Uzun kış aylarında beslenmeyi dengeliyor. Yumurtalar ve tavuklar acil gereksinimler için satılıyor. Baharda kuluçkaya yatan tavuklar da kış boyu eksilen tavukları tamamlıyor, işletmenin sürekliliğini sağlıyor.
Köylü yumurtlayan tavuğunu kesmez ki...
Onun için tavuğun parasını verip tavuğu itlaf etmek bir çözüm değil. Bir işletmenin çökertilmesi, yoksulu açlığa mahkûm etmek.
Ve Sağlık Bakanı, kuş gribi ile mücadele konusunda son noktayı koydu: ''Köy tavuğu ve köy yumurtası kavramı tarihe karışmak zorunda.''
*****
Köylülük kavramı bitmeden, köy tavuğu ve köy yumurtası kavramı tarihe karışamaz. Tarihe karıştı sanılan gelişmiş ülkelerde de doğal ortamda tavuk ve yumurta üreticiliğine yeniden başlandı.
Gelişmiş ülkelerde köy tavuğu ve köy yumurtası tarihin küllerinden yeniden çıkarken, doğadan kopuk anlayış kendi potansiyelini tarihe gömmeye hazırlanıyor.
Köylülük kavramının bitmesi, 25 milyona yakın olan köy nüfusunun 20 milyonunun kentlere göçmesine, en az 7 milyonunun sanayide istihdam edilmesine bağlı.
İstihdam yaratmayan bu büyüme modeli ile bunun gerçekleştirilmesi 50 yıl alır. Bu sürede köylü yaşamını nasıl sürdürecek?
Köy tavukçuluğu bitirilip entegre üretim tesislerinde, kapalı alanlarda tavuk üretilecekmiş. Büyük olasılıkla entegre tesislerde tavuk üretenler heyecanlanmış, mısır siparişlerini vermişlerdir bile.
Ancak düşünmek gerek, Iğdır'ın bir dağ köyündeki çocuğun yumurta gereksinimini günlük olarak karşılayacak ticari ağı kim, ne kadar zamanda kuracak? Bu ağ kurulsa bile o köylü yumurtayı hangi geliri ile alacak?
Hele 20 milyon köylü tavukçuluktan çekilsin, kendileri de fabrika tavuğu yesin de görelim; yumurta ve tavuk fiyatları nerelere fırlıyor.. tavuk, yanına yaklaşılabilen bir nesne olabiliyor mu?
****
Türkiye şimdiye kadar, ülke gerçeklerinden bu kadar kopuk, sorunlara bu kadar kolaycı çözümler üreten insanlar tarafından yönetilmedi.
Hiçbir iktidarın da, iktidara çıkar beklentileri ile bağlı, bu kadar çok şakşakçısı olmadı.
Kuş gribi ile elbette mücadele edilecek. Hasta tavuklar elbette itlaf edilecek.
Ancak hemen yanıtlanması gereken soru, bu insanların bundan sonraki yaşamlarını nasıl sürdürecekleri...
Bu insanlara sağlıklı ortamlarda sağlıklı tavuklar yetiştirmenin olanakları sağlanmayacak mı?
Hükümet hem köylünün kendisini, hem de hayvanlarını bu tür belalardan koruyacak önlemleri almak zorunda değil mi?..
Devleti ticaret ve sanayiden çekmek bahanesi ile devlet temel işlevlerinden uzaklaştırıldı. Yurttaşları ve varlıklarını belalardan koruyacak, yol gösterecek kurumlar tek tek kapatıldı. Devlet kasaplık yapmaz diyerek Ét Balık Kurumları yok edilip hayvancılık bitirildi. Tavukçuluk araştırma enstitüleri kapandı, tavuk hastalıkları karşısında aciz kalındı.
Şimdi köy tavukçuluğu, yani köylülük bitirilecekmiş.
Bu uygulamalarla köylülük bitirilemeyecek ama.. köylünün bitirileceği kesin.