İstihbarat12 Ocak 2006 00:00

İkinci Cumhuriyetçi-ABD Ortak Operasyonu : Hedef TSK ve Yeni Oluşan Kitle Yapılanmaları - I (Mehmet Z. Öztürk)

Günümüzde kahraman olmanın yolu kitap yazmaktan geçiyor. Bu gün bazıemekli generaller kitap yazarken bu kahramanlıklarını anlatıyor. Oysabize tarihten beri süregelen bir anlayış öğretilmiştir,kahramanlığını bağıra bağıra söylemek bir yana bunu fısıldamak bileayıptır. Bu gün kitaplarda ele alınan konular daha çok Güneydoğu’dayaşanan terör olayları, Özel Harp-ÖKK, JİT, JİTEM, MİT, Kontr-gerillavs. Bu günsormak lazım, kahramanlıklarını kitap haline getiren generaller hangistratejiyi geliştirdiler terörle mücadele konusunda, hangi konseptiuyguladılar da başarıya ulaştılar?new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponscoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis forum link cialis bez receptaescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholabilify link abilifykamagra link kamagra gel

Türkiye uzun yıllar komünizmle sistematik olarak mücadele etmiştir.
Sayıları çok da fazla olmayan karşı-komünist ülkelerin başında ABD
gelmektedir. ABD küresel yapı üzerinde güç olmak amacıyla komünizm
mücadelesi verirken, Türkiye daha çok rejim gereği bu sitemi
reddederek buna karşı mücadeleye girmişti. Ama aynı zamanda, aradan
yıllar geçtikten sonra bu gün anlaşılıyor ki, bu rejimin karşıtlığını
salt ABD’ye hitap edecek, onu tatmin ve memnun edecek düzeyde,
dönemin genel durumunu algılayıp hayata geçiren üst düzey sivil ve
askerler sistemin omurgasına oturmuştu ve bu gün bu durum hala devam
etmektedir.

Bu gün Özel Harbi yerden yere vurmak, yeni adı ile Özel Kuvvetler
Komutanlığını zayıflatarak yok etmek amacına hizmet etmektedir ki,
bilen-bilmeyen herkesin bu konuda yazı yazması aptalca olduğu kadar
haincedir. Zaten kısa bir süre önce Hakkâri-Şemdinli-Yüksekova
olayları ile “JİT” yerle bir edilerek etkisizleştirilmek istendi ve
ne yazık ki kısmen de olsa bu başarıldı. Kaç JİT görevlisi şimdi
hangi özgüvenle görev yapabilir, hangi güven duygusuyla devletine
hizmet edebilir? Şimdi bu haberlerle benzer yöntemle ÖKK yerle bir
edilmek isteniyor. 

Biraz Özel Harp dairesini ele alarak ama devletin ve ordunun
güvenliğini sarsmadan konuya açıklık getirmek gerekmektedir.

Anlatıldığı gibi Özel Harp dairesinin kuruluşu 1952 yılında
gerçekleşti ama bu salt ABD’nin isteği ve yönlendirmesi ile olmadı.
1950 süreci iç dinamikler açısından genel durum itibariyle şimdiki
genel duruma benzer haldeydi. İç dinamiklerin yanı sıra dünya genel
durumu süratle bir kutuplaşmaya gidiyor ve Balkanları ele geçiren
Sovyet komünizmi Türkiye’yi de tehdit ediyordu. Özel Harp dairesinin
kuruluşu dönem olarak bu safhaya denk gelmekle beraber bu dairenin
kuruluş temelleri daha çok TSK’nin bünyesinde var olan başka bir
kuruluşa dayanıyordu. Bu kuruluş henüz değiştirilen adı ile
“Psikolojik Harekat” biriminden başkası değildi.

Psikolojik Harekat
birimini İngiltere 1914, Rusya 1917, Türkiye 1927, Almanya 1932,
İtalya 1933 yılında kurmuşken ABD bu birimi 1940’da kurmuştur.
Aslında bakılacak olursa Özel Harp Dairesi’nin temelleri tam adı
konmasa da Atatürk döneminde atılmıştır. Günümüzde Psikolojik Harekat
ve Özel Kuvvetler ortak ve paralel hareket ederler ve bu paralellik
MİT ve hatta JİT ile de kesişir. Birçok ülkenin özellikle dünya
üzerinde “ağır görev yükümlüsü” olan ülkelerin hepsi bu iç
dinamiklerini bu kuruluşlara dayandırır ve bu sayede muhafaza ederler.

Günümüzde kitap yazarak popüler olmak çok yaygın… Son dönemde dikkat
edilecek olursa yazılan kitaplar; bir zamanlar içinde bulunulan veya
içinin kısmen görülebildiği sanılan devlete ait kurum ve kuruluşları
deşifre etmektedir. Bugün benzer anlatımları yapan bu kitapların
karşısında; karşı devletleri, terör örgütlerini deşifre eden kaç
kitap vardır? Kıyaslanacak olursa sayısı çok az… Nedeni çok basit; o
devleti, o örgütü çok iyi anlatmak için işin içine biraz girmek
gerekmektedir. İçinde görev yaptığın devlet kurumunu deşifre etmek
ise çok kolay bir yöntem, ayrıca fazlasıyla prim yapıyor, karşı medya
bunu derhal en iyi şekilde değerlendiriyor.

Günümüzde kahraman olmanın yolu kitap yazmaktan geçiyor. Bu gün bazı
emekli generaller kitap yazarken bu kahramanlıklarını anlatıyor. Oysa
bize tarihten beri süregelen bir anlayış öğretilmiştir,
kahramanlığını bağıra bağıra söylemek bir yana bunu fısıldamak bile
ayıptır. Bu gün kitaplarda ele alınan konular daha çok Güneydoğu’da
yaşanan terör olayları, Özel Harp-ÖKK, JİT, JİTEM, MİT, Kontr-gerilla
vs.

Aslında buralarda görev yapan, sahada birebir çalışan genç bireylere
sorulacak olursa “kaç kahraman general” var diye, en fazla 3-4 derler
kocaman 20 yıllık süreç için… Zaten doğal olarak daha fazlası olamaz.
Terörle mücadele dar alanda silahlı güçlerin çarpışmasıdır. Bu gün
sormak lazım, kahramanlıklarını kitap haline getiren generaller hangi
stratejiyi geliştirdiler terörle mücadele konusunda, hangi konsepti
uyguladılar da başarıya ulaştılar? Kahramanlık eğer bu makam ve
mevkie kalmış olsaydı kan gövdeyi götürmüş olmalıydı. Bir generalin
yaşı, onun dağlık arazide dolaşmasını engelleyen önemli bir
faktördür; generalin dağda dolaşma şansı olmamıştır, Albay rütbesinin
bile olmamıştır, yarbay sayısı ise çok azdır.

Bir tarihte terörle mücadele sürecinde “alan savunması konsepti”
çıkarıldı. Bu orada görev yapan insana “hadi canım” dedirten ve bir o
kadar da kullanılmayan bir projeydi. Ankara’da masa başında
keşfedildi ama pratikte asla uygulanmadı. Buna da hadi canım demekten
başka bir şey kalmadı geriye.

Ne var ki, halk yardakçısı tavırlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
bütününe mal edilmemelidir. Bu kurumun özveri ile görev yapan her
kademedeki personeli bu yaklaşımdan rahatsız olmakta ve üzüntü
duymaktadır, kaldı ki, yazılanların, anlatılanların birçoğu
aktarıldığı gibi de değildir.              
Konuyu dağıtmış gibi görünüyoruz ama bu açıklamaları yapmadan devam
etmek olanaksızdı.

Bu gün emekli bir generalin daha çıkmamış kitabından yol çıkarak
TSK’ne saldırmak köşe yazarlığına yakışmıyor, işi bilen biri için bu
köşe yazarı yazdıklarından ötürü sadece ahmak adam olmakla kalmıyor,
kime hizmet ediyor, nereye çalışıyor sorusunu da akla getiriyor.
Hata sadece malzemeyi kapan köşe yazarında değil, bu hatanın bir
diğer müsebbibi de 80 yaşında ortaya malzeme saçmaya başlayanların ve
özellikle bu malzemeyi ikinci cumhuriyetçilere verenlerin. Bu kitabı
yazdıranlar, malzeme verenler, bu bilgileri vererek bir kitap yazmış
görünebilir ve gündeme oturur ama bir o kadar da vebal altına girer.
Başlığımızı bilerek attık ki cevap olsun…
Bu çıkışların amacı, hedefi, muhtemel sonuçları, bir sonraki
yazımızda devam edecek…