Ortadoğu9 Ocak 2006 00:00

Şaron'dan Sonra... Ergin Yıldızoğlu

Eğer Kadima seçimlerde çökerse, Netanyahu yönetiminde, iyice sağa kaymış bir Likud hükümeti kurulabilir. Netanyahu, Şaron'un Gazze'den çekilmesine karşı çıkmıştı, hükümete gelirse ilk fırsatta İran'ı vuracağını söylüyor. Öyleyse, eğer Likud iktidara gelirse, İsrail toplumundaki kutuplaşma ve parçalanma eğiliminin, dış politikada maceracı girişimler olasılığının güçlenmesini beklemek gerekir. Nitekim, piyasalara bakılırsa, Şaron'un hastaneye kalkmasıyla birlikte uluslararası yatırımcılar da böyle bir beklenti içine girdiler. claritin mazilo claritinekombo claritin mazilo

İsrail Başbakanı Ariel Şaron 'un siyasi yaşamı geçen hafta sona erdi. Halbuki birçok yorumcu, Şimon Peres 'in, İşçi Partisi'nden Şaron'un yeni partisine katılmak üzere ayrılırken dediği gibi, yalnızca onun Ortadoğu'ya barış getirebileceğine inanıyordu. Üstelik Hüsnü Mubarek de aynı düşüncedeydi.

İsrail halkının çoğunluğu da adeta kaderini Şaron'un ellerine bırakmıştı, güvenle ''Arik (Şaron'un kısaltılmışı) gerekeni yapar'' diye düşünüyordu. Şimdi Şaron siyaset sahnesinden çekilirken arkasında bir iktidar boşluğu, Haaret'z'den Akiva Eldar 'ın işaret ettiği gibi, belki de yalnızca siyasi kaos bırakıyor... Bu durumun genel olarak Ortadoğu'da yeni bir belirsizlik yarattığı da kesin.

'Büyük adamdı'

Gerçekten da Şaron ''büyük adamdı'' . Daha çocukluğunda başlamıştı Araplarla savaşmaya, topraklarına el koymaya. Sonra çok parlak bir asker olarak savaşmaya devam etti, sık sık komutanlarının dahi emirlerini hiçe sayarak. Başında kanlı sargı beziyle medyada boy gösterdiğinde, 1973'te Yom Kippur savaşının kaderini belirlemiş bir kahramandı. Askeri başarıları arasında, Lübnan'ın işgalini, Sabra ve Şatila katliamlarını kim unutabilir ve yerleşimci hareketini başlattığını, İsrail'in en muhafazakâr güçlerini bir araya getirerek Likud'u kurduğunu, 2000 yılında tapınak tepesine ziyaretiyle giderek dinci hareketlerin etkisine giren 3500 Filistinlinin, 450 İsrailli sivilin yaşamına mal olan II. İntifadayı başlattığını... Oslo barış süreci onun elinde öldü. Şaron'a göre Arafat , Hitler 'e benziyordu, Bin Ladin 'den farkı yoktu. Barış sürecinde taraf olamazdı, tasfiye edilmeliydi.. edildi de... Şaron büyük adamdı, ''hedeflenmiş öldürmeler'' , yargısız infazlar da onun getirdiği bir yenilikti. Böylece Şaron, Filistin halkının liderlerinin çoğunu ortadan kaldırdı. Buldozerlerle evleri yıkarak cezalandırmak, Cenin seferi, Arafat'ın ölümüyle sonuçlanan abluka, Filistin halkının topraklarına el koymak, parçalamak amacıyla inşa edilen ''Güvenlik Duvarı'' hep onun katkılarıydı ''barış sürecine'' . Böylece Filistin'in ekonomisi çökertildi, toplumsal dokusu çözüldü, eski FKÖ Temsilcisi, Oxford Üniversitesi'nde öğretim üyesi Karma Nabulsi' nin dediği gibi, ''siyaseti birbiriyle rekabet halindeki sekter gruplara dönüştü'' . Evet Şaron büyük adamdı, Hamas varlığını ona borçludur, bugün Filistin siyasetinde en büyük güç olmaya başlamasını da.

Büyük adamdı Şaron. Gerektiğinde, Gazze'den 9000 yerleşimciyi, tek taraflı olarak tahliye etmeye çekinmedi. Böylece bir anda üç kuş vuruyordu. ''Şahin'' Şaron ''yerleşimcilerin dokunulmazlığını bozduğu için'' İsrail politik yelpazesinin merkezinden hatta solundan büyük destek aldı. Batı medyasında özellikle, neredeyse, Rumsfeld 'in doğrudan müdahalesi olmasa savaş suçlusu olarak yargılanacağı Avrupa'da ''barış güvercini'' ilan edildi. İkincisi: Gazze, Filistin yönetimine hiçbir hazırlık yapma fırsatı vermeden boşaltılınca, arazi ve iktidar kapma yarışı Filistinli siyasi örgütler arasında bir çatışma alanına dönüştü. Üçüncüsü, İsrail Gazze'nin denetimini askeri olarak hiçbir biçimde elinden çıkarmadan, yerleşimcileri devreden çıkararak savunma maliyetini azaltmış oluyordu.

Büyük adamdı Şaron. Kim iktidardayken kendi partisini terk ederek yeni bir parti kurar. Şaron, Likud'u terk edip Kadima (İleri) adlı bir ''merkez partisi'' kurdu. İşçi Partisi'nin eski lideri Peres bile Kadima'ya katıldı. Kamuoyu yoklamaları, İsrail halkının, gelecek seçimlerde bu partiyi iktidara getireceğini gösteriyordu. Halbuki, Kadima'nın ne programı belliydi, ne de seçimlere hangi listeyle gireceği. Büyük adam olduğu için Şaron, planlarını başkalarıyla paylaşmazdı, kolaylıkla yalan söyler, beklenmedik anda fikrini değiştirir, sık sık büyük riskler alabilirdi. Ne yapacağını kimse önceden kestiremezdi. Buna rağmen, İsrail halkı kaderini onun ellerine terk etmişti son yıllarda. Şaron, kural, engel tanımazdı, gerçeği kendi elleriyle şekillendirirdi. Hem çok acımasız olabilirdi hem de şefkatli. İsrail halkı için adeta, Lacan'ın, her şeye kadir arzuları söz konusu olunca, hiçbir kural tanımayan, ''müstehcen babası'' olmuştu Şaron: Cesur ama bir o kadar da yolsuzluklara batmış... Ya Şaron bir gün yok olursa? O gün beklenmedik bir çabuklukla geldi. Üstelik, Şaron, her büyük adam gibi yerine kimseyi yetiştirmemişti. Zaten onun yerini kim alabilirdi? Şimdi arkasında büyük bir boşluk bırakıyor, tarih sahnesinden çekilirken... Büyük adamdı ama, despotik rejimlerde görülen cinsten, demokrasilerde değil...

N'olacak şimdi?

Meydan aniden ''sıradan politikacılara'' kaldı. Daniel Pipes 'in deyişiyle İsrail'de siyaset ''normal mecrasına geri dönüyor'' . Likud'un başında Benjamin Netanyahu, Kadima'nın başına geçmesi beklenen Ehud Olmert. Netanyahu, Likud'un başın geçmek için kendini aşırı sağla özdeşleştirmiş bir kariyerist. Çok medyatik, ama medya artık başka şeyler görmek istiyor. İsrail halkının da, Netanyahu gibi Eşkanazi seçkinlerinden bıktığı da söylenebilir. Netanyahu, ABD ve neo-conlarla çok yakın ama, Bush yönetimi, bölge politikasını onun gibi aşırı sağın kucağında bir politikacıya endeksleyemez. Bu yüzden ABD'nin İsrail-Filistin politikası, şimdi bir belirsizlik dönemine giriyor. Kadima'ya gelince, birincisi Şaron'suz bir Kadima'nın seçimleri kazanma şansı zayıf. Olmert çok başarılı bir işadamı, ama Şaron değil, karizması olmadığı da bir gerçek. Daha önce değindiğim gibi, İsrail toplumsal dokusunda egemen trend, merkezde bütünleşme değil, parçalanma yönünde ilerliyor. Ancak yine de gelecek seçimlerden, en azından bir İşçi Partisi-Kadima hükümetinin çıkması olasılığı var. Eğer Kadima seçimlerde çökerse, Netanyahu yönetiminde, iyice sağa kaymış bir Likud hükümeti kurulabilir. Netanyahu, Şaron'un Gazze'den çekilmesine karşı çıkmıştı, hükümete gelirse ilk fırsatta İran'ı vuracağını söylüyor. Öyleyse, eğer Likud iktidara gelirse, İsrail toplumundaki kutuplaşma ve parçalanma eğiliminin, dış politikada maceracı girişimler olasılığının güçlenmesini beklemek gerekir. Nitekim, piyasalara bakılırsa, Şaron'un hastaneye kalkmasıyla birlikte uluslararası yatırımcılar da böyle bir beklenti içine girdiler. Bir tarafta, Filistin'de Hamas, İran'da Ahmedinecad , Gazze'de yerleşmeye başlayan El Kaide türevi örgütlenmeler, öbür yanda Netanyahu, gündemde daha fazla savaş, kan ve gözyaşı var. Bush hükümetinin Arap devletleri ve Avrupa ülkeleri ile ilişkilerinin daha zorlaşacağını da söyleyebiliriz. Türkiye'deki yönetimin de Irak ve İran'la ilgili olarak ABD'ye, Şaron döneminde verdiği sözleri yeniden gözden geçirmesi akıllıca olacaktır.

Ne kadar cılız olursa olsun, tek umut, bir Kadima-İşçi Partisi hükümeti olasılığı. Ancak böyle bir hükümetin de dış politikasının, Filistin sorununa yaklaşımının ne olacağı konusunda hemen hiçbir işaret yok ortada; İsrail siyasetinin felç olması, iç çatışmaların güçlenmesi, sağın belki orduyla birlikte daha başka seçenekler aramaya kalkması olasılığı da söz konusu. Özetle, Şaron büyük adamdı(!) ve arkasında büyük bir kara delik bıraktı.