Yoksulluk gribi - Rıza Zelyurt
Türkiye, jeopolitik konumu ile dünyanın köprüsüdür, dediğimiz zaman bunun ne anlama geldiğini herkes kavrayamıyordu.Şu kuş gribi, bunu da anlamamıza yardımcı oluyor. Çünkü, Türkiye sadece insanlığın değil kuşların da köprülerinden birisi... Göçmen kuşlar da bu köprüden geçiyor. Yılda iki defa güney-kuzey hattında yolculuk yapan milyonlarca kuş, beslenmek için ovalarımıza iniyor. İşte orada, taşıdıkları hastalığın virüsünü yerlilere bulaştırıyorlar...Diyeceksiniz ki daha önce böyle büyük salgınlar var mıydı? Böylesi yoktu. Dünyayı, kapitalizm, öyle bir kirletti ki, şimdi her canlı, ölüm tehdidi altında, şimdi her canlı ölüm tehdidini taşıyor. İşte tüketim canavarı olan insanlığın geldiği uygarlık seviyesi budur: Dünyayı topyekün kirletmek, kendi varlığını bile yok edecek gelişmeler karşısında çaresiz kalmak...fusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnebuscopan link buscopan plus
Adını doğru koyun
Kuş gribi, her hastalık gibi önce yoksulları vurdu. Ölüm, İran şairinin deyişi ile şahı da gedayı da aynı adaletle vurmuyor; ölüm Nazım Hikmet'in deyişi ile önce yoksulu buluyor.
Doğu Anadolu'da ortaya çıkan bu hastalık, bölgenin gerçek yüzünü görmemizi sağlamalı idi. Ne acıdır ki basın işin şamatası ile ilgilendi. Halbuki, sorun şu idi: İnsanlarımız öyle çaresizler ki, çocuklarına hasta olduklarını bildikleri horuzu, tavuğu yediriyorlar. Bunun adı sadece cehalet değildir. Bu cehaleti yaratan, bölgedeki derin yoksulluktur. Bu yüzden baba Mehmet Zeki Koçyiğit'e de Taha Elnazik'e de kızamıyorum.
Sorun, Doğu bölgemizde var olan ekonomik düzenden kaynaklanıyor. Güneydoğu'da ağalık ve şeyhlik, bölgedeki halkımızı iliklerine kadar sömürüyor. Ağaya ve şeyhe dokunamayanlar, bu işin sorumlusu olarak devleti suçlu göstermeye çalışıyorlar.
Devlet de bölgedeki aşiret düzenini, yani feodal yapıyı yıkıp buraları çağdaşlaşmaya açmak yönünde siyasi iradesini ortaya koyamadı. Bu yüzden, kuş gribi, bölgede öldürücü hale geldi.
Nerede Avrupa
Doğu bölgelerimizde ortaya çıkan yoksulluk tablosu karşısında Avrupa Birliği ülkelerinin harekete geçmesini beklerdim. AB yetkilileri Güneydoğu konusunda Türk devletinden hep siyasi isteklerde bulundu, bulunuyor. Fakat AB, bölgenin ekonomik olarak kalkındırılması yönünde bir talepte bulunmuyor. AB yönetimi, çok ilgilendiği doğu hattımızın insanlarının hayat seviyelerini yükseltmek için Türkiye'ye ekonomik yardım önerilerinde hiç bulunmuyor.
Bir de bu hastalığın yayılması tehlikesi var. Gribe karşı en etkili ilaç olan Tamiflu, Roche İlaç şirketinin tekelinde. ABD; kendi ülkesi için 81 milyon insanın ihtiyacını karşılayacak ilaç stoku yaratıyor. Avrupa Birliği de on milyonlarca kutu ilacı stokluyor. Dünyanın gelişmekte olan Hindistan, Çin, Güney Kore, Tayvan, Küba gibi ülkeleri, Tamiflu'yu kendileri üretme yolunda adım atıyorlar. Türkiye ise ne yapacağını bilemez durumda. Roche, insanların yaşama hakkından kendi patent hakkının daha üstün olduğunu iddia ediyor.
Hastalık, bizde yoksulları vuruyor, dünyada da yoksul ülkeleri...
İşte bize en mükemmel ekonomik düzen diye satılan kapitalist ekonomik düzenin özü budur.