Gerçekleri Görmemek Çözüm Mü? - Mustafa Erkal
Bir ülkenin iktisadi hayatı, dış politikası, kültürü bir bütünün ayrılmaz ve birbirini etkileyen parçalarıdır. Bir organizmanın farklı fonksiyon yerine getiren ve işleyişi sağlayan organlarını birbirinden ayrı düşünmek nasıl mümkün değilse; bir ülkenin kültür hayatındaki yabancılaşmaların iktisattan dış politikaya kadar birçok alanı etkileyemeyeceğini söylemek de mümkün değildir.Yaşama tarzımız olan milli kültürümüzde yabancılaşma örnekleri arttıkça ekonomide de milli çıkarlarımız doğrultusunda hareket edemez hale geliriz. Hazır ve önde gelen sanayi kuruluşlarımızı korumak, geliştirmek, yenilerini onlara ilâve etmek yerine; en kolay işi yapar ve onları satmakla övünürüz. Bunu bir beceriklilik ve marifet sayarız.new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg
Bu anlayışa göre; Türkiye''de yapılan ve ülkeyi tanınmaz hale getiren tartışma konuları, azınlık yaratma gayretleri, insanları milli kimliksiz düşünerek tepeden ötekileştirmeler ve birbirine düşman hale getirmeler, AB''nin durmadan pehlivan tefrikası gibi yenilenen kriterleri, ABD''nin Türkiye''den Ortadoğu''da artan istekleri, yargıya yabancı müdahaleler, alt kimlik-üst kimlik tartışmalarıyla alt üst edilmek istenen Türkiye, hızlandırılan bölücü terör ve kurtarılmış bölgeler yaratılması hiç önemli değilmiş… Bunlarla ilgilenilmek istenmiyormuş… Türkiye kavşak noktasına getirilmiştir. Gerek Cumhuriyet öncesi, gerek 1923 sonrasının birikimi ve değerleri inkâr edilirken; Türkiye''de Türk ve Türk kimliği düşmanlığı yapılırken; Kürtçülük sorunu, Ermeni sorunu ve Kıbrıs''taki utanç verici gelişmeler, Kuzey Irak''ta Türkiye''ye rağmen Güney Kürdistan denemeleri ortada dururken demek bunlar bazı sermaye sahiplerimizi hiç etkilemiyor.
Hatta o kadar bazılarını etkilemiyor ki; bazı basın patronları Kuzey Irak''ta iş ve avanta kapabilmek uğruna Türkmenlerden bahsettirmiyor, Barzani''nin aleyhine söz söyletmiyor ve haber yaptırmıyorlar. Bizzat Başbakanlıkta bir Başbakan sorunu yokmuş gibi bazı işadamlarımız küreselci, evrenselci bir çizgi ortaya koyuyorlar. Türkiye,Türkiye olmaktan çıktıktan sonra sizin kârınız, zararınız, firmanız, bilançonuz beni ve bu toplumu niye ilgilendirsin? Önemli olan sadece karnınızın doyması ve sermayenize sermaye eklemek mi? Türkiye''de sermaye önemli oranda milli olamadığı için önce siyasetçi önünde eğiliyor ve küçülüyor; daha sonra da siyasetçiyi önünde ezik hale düşürüyor. Bu anlayıştan hareket edersek; Türkiye''yi kimin yönettiği, bayrağının değişip değişmediği, milli devletin federal bir yapıya dönüştürülüp dönüştürülmediği hiç önemli değildir. Önemli olan Türkiye''nin nasıl yönetildiği, sermayeye hangi imkânların peşkeş çekildiğidir. Sözde işçi temsilcileri de sadece konulara çalışma hayatı açısından bakmaktadırlar.
Oysa bazılarının teferruat gibi gördükleri şeyler; aslında ülkenin önündeki gerçek sorunlardır. Bu gerçek sorunları ve tuzakları topluma hissettirmemek için yazılı ve görüntülü basın elinden geleni yapıyor. Türbanı, içki içilip içilmemesini, içki bölgelerini, Noel ağacını, park-cami tartışmasını gündeme getiriyorlar. Aslında yapay gündem maddeleri bu ve bu gibilerdir. Gurur ve haysiyetimizi kıran asıl sorunlar değil…
Sayın Başbakan Roj tv temsilcisi var diye Danimarka''da basın toplantısını kızarak terk etmişti. Şimdi ise; 56 Belediye Başkanı Danimarka Başbakanına başvurarak Roj tv yayınlarının devamını istiyor. Sayın Dışişleri Bakanı da bunu sorumsuzluk sayıyor. İyi de bunlara sebep olan hayali bir AB üyeliği uğruna olmadık tavizler veren ve ülkenin itibarını kıranları ne yapacağız?