Her Türk asker doğar ise! - Arslan Bulut
Önceki gece, tramvayda, sarı-kırmızı şapka giymiş bir gencin dikkatli bakışlarını üzerimde hissettim. Biraz sonra yerinden kalkıp yanıma geldi, şapkasını çıkardı. Şapkanın altından "maçtan gelen genç" yerine, çakı gibi bir "yüzbaşı" çıktı! "Siz yazar Arslan Bulut musunuz?" diye sordu. "Evet" diye cevap verince, kendini takdim etti, yazılarımızı okuduklarını ve çok takdir ettiklerini belirtti. Özel Harp Dairesi ile ilgili yazılarım üzerine, bu dairede 17 yıl görev yaptığını belirten emekli bir albay aradı ve değerlendirmelerimin doğru olmadığını söyledi. Benim bütün yazılarımdaki ruha güvendiğini, ancak bu konuda yanıldığımı ileri sürdü. Telefonda ayrıntılı bilgi veremeyeceğini de belirtti. discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
***
Cevap vermeyecektim, ancak yazılarımla ilgili çarpıtmalar var. Mümtaz, benim söylemediklerimi bana söyletmiş!
Oysa, konuyla ilgili benim yazılarım da aynı sitede gazeteden alınarak yayınlanmıştı.
Mümtaz, "Bulut; 1997'deki Bartholomeos çıkarmasında Karadeniz'i omuz omuza savunduğumuz bir arkadaşımızdı.
Ama gördük ki Yamak Paşa'nın kitabı hakkında gazetede yayınlanan bölümlere aynı Ecevit üslûbuyla cevap vermiş.
Yazının başlığı; 'İti ite kırdırma politikanızı anlatın siz Sayın Yamak!'
'it' kim Sayın Bulut?
İt'i it'e kırdıran kim? 'İt' dedikleriniz bu memleketin evlâtlarıysa, onlar hakkında böyle düşündüğünüz için çok ayıp ettiniz.
Özür borçlusunuz"diyor.
***
Bir defa, "iti ite kırdırma politikası" ifadesi bana ait değildir. Dönemin İçişleri Bakanı Faruk Sükan'ın, gençlerin birbirini öldürdüğü süreçte, devletin politikasını ifade için kullandığı bir sözdür. Bunu yazımda belirtmiştim.
Peki meseleyi böyle ifade ettiğim halde, sanki o dönemde yaşıtım olan gençlere hakaret etmişim, "it" demişim gibi çarpıtmak ne demek oluyor?
Çarpıtma kastı yoksa, bir algılama bozukluğu var demektir. Muhakemesi güçlü bir insanın algısında bir bozulma varsa, sebebi öfkedir!
Bu öfkenin sebebi nedir?
***
Mümtaz, yine uluslararası uyuşturucu ticaretini, sanki adı geçen emekli paşaların sorumluğunda göstermişim gibi başka bir çarpıtma yapmış. Oysa, Londra'dan Tokyo'ya kadar bir uyuşturucu demokrasileri düzeni bulunduğu iddiası Sabri Yirmibeşoğlu'na aittir.
Bu, önemli bir delil değil midir?
Kaldı ki, kendi araştırmama dayanarak, bu ticaretin CIA-NATO kontrolünde halen de sürdüğünü söylüyorum!
Ve Yirmibeşoğlu'nu, bu konuda bildiklerini Türk ve dünya kamuoyuna açıklamaya davet ediyorum. Bunun tarihi bir sorumluluk olduğunu söylüyorum!
***
Terör olaylarına gelince..
1980 öncesinde gençlerin birbirini öldürmesinden kimi sorumlu tutacağız? Tarih bu konuda ne yazacak?
"Başka ülkelerin Özel Harp Daireleri, Türkiye'de operasyonlar yaptı, gençleri düşman kamplara ayırdı, sonra da birbirine kırdırdı? Kahrolsun komünistler!" diye mi yazacak tarih?
Bu ülkenin güvenliğinden sorumlu kurumlarda önemli görevler yapan insanların, bu işlerde hiçbir dahli yok idiyse, olaylara seyirci mi kaldılar?
Haberleri yok muydu?
Günde 30-35 genç vurulurken, "darbeye zemin" hazırlamak için beklemek gerekiyordu değil mi?
Bunu 12 Eylül darbesini yapan Kenan Evren Paşa açıklamadı mı?
Evet, "Bu tür olayların 'özel harp yöntemleriyle' gerçekleştirilmiş olması; bunları Özel Harp Dairesi'nin yaptığı sonucunu doğurmaz."
Doğurmaz ama, yabancı ülkelerin özel harp daireleri yapmışsa, bizimkiler ne yapıyordu o sırada?
Ayrıca bugün düşman, ülkenin bütün limanlarını, fabrikalarını, tarım arazilerini, stratejik kuruluşlarını, kültür endüstrisinin bütün alanlarını işgal etmiyor mu?
İlla da Amerikan çizmelerinin Türkiye topraklarını çiğnemesi mi gerekiyor?
Kaldı ki, 1 Mart tezkeresi geçseydi, onu da TBMM kararı ile yapacaklardı!
Bir not daha: Ben ikinci yazımda birinci yazımı düzeltmeye filan kalkışmadım. Birinci yazıda Sayın Yamak'ın ikinci yazıda sayın Yirmibeşoğlu'nun sözlerini değerlendirdim. Ne yazdıysam, kendi araştırmalarıma dayanarak, bilerek yazdım ve aksi ispat edilene kadar hepsi geçerlidir!
***
1980 öncesi olaylar, Türk milletine kan kaybettirmiştir, bir nesil kaybettirmiştir! O dönemde kritik görevlerde bulunanlar, konuyu yazacaklarsa, savunma yapmak için değil, gerçekleri Türk milletine duyurmak için yazmalıdır.
Ayrıca Türk ordusunun şerefi, haysiyeti, sadece üniforma ile o çatı altında bulunanların sorumluluğunda değildir.
Biz de ölene kadar Türk ordusunun subayıyız, gerekirse eriyiz!
"Her Türk asker doğar" demiyor muyuz?
Türk subayının, Türk askerinin şerefi, bizim şerefimizdir!