TÜRKİYEYİ TÜRKSÜZLEŞTİRMEK TÜRKÜ ATATÜRKSÜZLEŞTİRMEK - Doç. Dr. Abdullah Gündoğdu
Türk halkı “derin devlet” kültürünü çok sevdi. Bu husus, popüler kültürümüzdeki “derin devlet hastalığı”nın adeta bir salgına dönüşmesinden kendini belli ediyor. Bu hastalıktan nasibini almamış yurt köşesi kalmadı gibi.. Her kahve hanede bir değil birkaç derin devlet uzmanı kendine dinleyici topluluğu bulabilmekte. Yazılı ve görsel basınımızın kayıtsız kalamadığı bir gerçeklik söz konusu ettiğimiz. Kurtlar Vadisi görülmemiş bir ilgiyle karşılaşıyor. Şubat Soğuğu gibi onun alternatifleri de kendi çapında ses getiriyor. “Efendi” “Bay Pipo” tipi kitaplar aile başına düşen derin devlet uzmanlarımızın oranını gün be gün artırıp ülkeye yeni uzmanlar kazandırıyor. İnternette istihbaratçı eskilerinin sitelerinden geçilmiyor.micardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg
Kurtlar Vadisi, bunlar içerisinde en çok ses getireni oldu. Ülkede dizi saatinde sokaklar boşalmaktaydı. Diziye gösterilen ilgi kanallar arası savaşa neden olduğu gibi, Türk sinema sektörünü Hollywood’la yarışacak imkânlara kavuşturması da beklenir. Dizinin son bölümü ve yakında gösterime girecek sinema filmi ünlü Hollywood yıldızlarını oyuncu kadrosuna katma konusunda da öncülük ediyor.
Diziyi zaman zaman seyrederken bu salgının sanki Türk milletine bir şeyi telkin etmekte olduğu kuşkusuna kapılmaktaydım. Ancak son bölümünü seyrettikten sonra bu yöndeki kuşkularımı belirtme kaygısı duydum. Benim için diziyi dikkat çekici kılan, yakaladığı başarıdan çok Türkiye’ye karşı yürütülen psikolojik harpte üstlenmiş olduğu işlevdi. Dizi Türk devletinin derinliklerinde geziniyordu, bunları açığa çıkarıyordu. Hatta Polat Alemdarı yargılayan hâkim heyetine “derin devleti de tanıdık en sonunda” dedirttirecek kadar derinlikte gezinmesine rağmen özenle gizlediği bir şey vardı ki o da Atatürk’tü. Dizinin hiçbir sahnesinde duvarlarda asılmış bir Atatürk göremedik. Atatürk’ten tek bir alıntılamama yapılmaması garip değil mi? Biz belli kesimlerin Çanakkale Zaferimizi Atatürksüzleştirmek gayretlerine yabancı değildik ama bu işi milliyetçilere yaptırmış olmalarıydı tuhaf olan. Dizinin kahramanı Polat Alemdar, yargılandığı son bölümde mahkeme heyeti son sözünü sorduğunda, hainlik ve kahramanlık üzerine nutuk irat ederken baklayı ağzından çıkarıveriyordu. “Enver Paşa 1908 ‘de kahraman, 1914’de Başkomutan vekili 1923’te haindi” diyerek aklınca Cumhuriyete dokunduruyordu. Ben hiç devirde Enver Paşa’nın hain diye suçlandığını hatırlamıyorum. En fazla onun yanlış, hesapsız siyasetinin Türk milletine neler kaybettirmiş olduğudur eleştirilen. Türk ordusuna başkumandanlık yapmış biri olarak 1996’de naşı mehmetciğin omzunda devlet töreniyle nakledildiği unutularak böyle bir çarpıtmaya neden gerek duyulmuştu.
Aslın büyük resme bakıldığında yapılanın basit bir hata değil yukarıda ifade ettiğimiz Türkü Atatürksüzleştirme çabasının bir uzantısı olduğu görülecektir. Falih Rıfkı Atay anlatır: Enver Paşa’nın, bir alay askerle İran’dan girip, çığ gibi büyüyerek Hindistan’da İngilizleri çökertme görevi teklifi karşısında Atatürk, bir alay askere de gerek olmadığını, hatta tek başına gidip işin tüm şerefini tek başına üstlenebileceğini söyleyerek projenin anlamsızlığını vurgular. Liderlerin yüksek vatanperverlik duygularıyla dolu olmaları milletin kurtuluşu için yetmemektedir.
Aslında bu çabalara son zamanlarda özellikle İslamî basında artan Teşkilât- Mahsusa ilgisini ilave etmemiz gerek. Bu ilgi Teşkilât-ı Mahsusa ve onun halefi Milli İstihbarat Teşkilatı’nın belli etnik gurubun ağırlığını taşıyan yapısını ima eder tarzda olunca işin rengi değişmektedir. Bu ilgi dizide de kendini gösteriyor. Diziyi izleyen herhangi biri Milli mücadelenin önerinin Kuşçubaşı Eşref olduğunu sanması işten bile değildir. Bu gurupların bilinen Rus düşmanlığı nedeniyle Türkiye’yi Amerika’nın yanında yeni bir maceraya mı hazırladıkları akla gelmiyor değil. Geçen bir dostum Ankara metrosundaki Atatürk fotoğrafları sergisini gezerken şahit olduğu bir olayı anlattı. Sergiyi gezen çocuklardan biri diğerine “ben milliyetçiyim ama Atatürk’ü seviyorum” demiş. Orda bulunan ve çocukların konuşmasını duyan bir deniz subayının da çocuğa “elbette öyle olması gerektiğini” söylemiş olduğunu anlattı arkadaşım. Aslında Milliyetçiler arasında uzun zamandır sözünü ettiğimiz Atatürksüz Türk milliyetçiliği propagandalarının sonucudur bu. Çocuk Milliyetçilikle Atatürk’ün çatıştığına hükmedecek kadar bu etkiye maruz kalmış olmalı. Şimdi yükselen değer Atatürk düşmanlığı. AB raportörü Hollandalı Arie Oostlander “Türkiye AB’ye girebilmek için Kemalizm’den vazgeçmeli” diyor. Türkiye’de uzun yıllar kalmış İsrail’li diplomat Alon Liel “Türkiye’de ordu ve İslam” adlı kitabında; “Türkiye'ye ilk kez diplomat olarak 1977'de geldim. Atatürk ve Kemalizm konusunda çok çalıştım. Atatürk'ün çok popüler olduğunu gördüm. Ancak Kemalizm o kadar değildi. Gittiğim her yerde Atatürk vardı, ama Kemallizm sorunluydu. Dindar halk kendini Kemalizm ile tarif etmekte güçlük çekiyordu. Kemalizm, 'laiklik fundamentalizmi' gibi bir şey oldu. 21. yüzyıla girerken Kemalizmin kendini güncellemesi gerekiyor” diyor. Batılı emperyalistlerin tek dertleri var Atatürk. Bu onlar açısından son derece doğal. Ancak onların yer yüzünden silmeye çalıştığı Türk milletini sevmeyi kendine yol seçmiş Türk milliyetçilerinin bu oyuna teşne olmaları gerçekten üzüntü verici.
Tüm olup bitenler, Atatürk kim? Atatürkçülük ne? Milli Mücadele neyi ifade ediyor? sorularına vereceğimiz cevaplarla alakalı. Eğer Atatürk’ü emperyalizmi püskürtmüş bir lider, Milli mücadeleyi Türkün var oluş mücadelesi, Atatürkçülüğü yüzlerce yıllık doğunun nakıs talihini yenme hamlesi olarak görürseniz siz de bulunduğunuz yere göre, Atatürk’ü ya seversiniz ya da düşmanı olursunuz.
Uzun zamandır Türkiye’de Türkiye’yi Türksüzleştirme çabalarına şahit oluruz. Bu öyle sinsi bir çabadır ki, bazen karşınıza nüfus ve aile planlaması olarak çıkar, bazen kimlik tartışmaları olarak bazen de Türkü aşağılamak şeklinde tecelli eder. Bu sinsi çaba, en çok da Atatürk’ten nefret eder. Zira Türkü ayağa kaldıran, ona Türklük gurur ve şuurunu kazandıran odur. Bu çabanın ulaşamadığı yerlerde de taktik değiştirip bu kez yukarıda anlattığımız yöntemlerle Türlüğü Atatürksüzleştirmek çabası devreye sokulmaktadır. Çünkü Atatürk, Türk düşmanlarının toplam aklından daha yüksek bir akılı temsil etmektedir. Türk’ten Atatürk’ü çekip aldığınızda emperyalistlerin eline kanlı cephelere sürebilecekleri jandarmalar kalacaktır. Türkiye de tüm kirli eylemleri için üs haline gelecektir. Amerika’nın yeni Ankara büyükelçisi Ross Wilson’ın Türkü Atatürksüzleştirmeye daha önem verdiğini görüyoruz. O da basına yansıdığına göre bir Kurtlar Vadisi tutkunu imiş. Bugünün II. Wilhelm’i olan Bush’a Atatürk Türkiye’si değil geçmişin Enverland’ı gerekmektedir. Türk ordusu’nun kumandasını yeni bir Liman Von Sanders Paşa’ya verdirme işidir yapılan. İşin özeti budur.