İran’ı ne zaman ve nasıl vuracaklar - Hasan Ünal
2006 yılında İran’a karşı Amerika’nın kendi başına veya İsrail ile birlikte havadan harekete geçme ihtimali güçlü. Ahmeninecad’ın İsrail’in yokedilmesi ve/veya Avrupa’ya taşınması yönündeki önerileri Batı kamuoylarını bu ülkeye karşı harekete geçme senaryosuna hazırlama işine yardımcı oluyor. İran’ın nükleer silah temin etme çalışmalarının oldukça ilerlemiş olmasından şüphe ediliyor. Hatta bazı iddialara göre İran test etmediği nükleer silahlara sahip de olabilir. Veya test edilmemiş bombalardan elde etmiş olması da bir ihtimal. Amerika ve İsrail çevrelerinin kanaati, bu ülkenin, İsrail’in bir hava akınıyla etkisiz hale getirilen Irak’ın başına gelenlerden ders aldığı yönünde. Dolayısıyla aynı işi yapan birden fazla tesis kurmuş ve bunları da belirli bir yere toplamak yerine ülkenin geniş bir alanına yaymış.cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis forum link cialis bez receptasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsrenovation vejle site renovadiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardskamagra kamagra 100mg kamagra gel
Nükleer bir İran varken Irak’ı bölmek zorlaşır. Irak’taki Arap devleti tamamen Tahran’ın etkisi altında kalır. Kuveyt, Bahreyn, Umman, Katar ve hatta Suudi Arabistan gibi ülkelerin Washington ile bu kadar sıkı fıkı olmaları kolay olmaz. Suriye’yi itip kakma ihtimalleri azalır. Hali hazırda 150 ila 200 milyar dolar civarında net rezervi olan ve petrolden yıllık doksan milyar dolardan fazla gelir elde eden bir İran’ın nükleer güç olması bölge siyasetini toptan etkiler.
Bu işten en fazla İsrail’in ve dolayısıyla Amerika’nın rahatsız olduğuna şüphe yok. Ancak Amerika’nın Irak’ta saplandığı bataklık ve yaptığı rezillikler İran’ı içerden karıştırmasını hemen hemen imkansız hale getirdi. Tam tersine, Irak hadiseleri İran’ı birleştirdi denilebilir. Ahmedinecad’ın seçilmesinde Irak’ta Amerika’nın yaptıklarının şu veya bu şekilde etkisi olmuştur.
Amerika ve/veya İsrail İran’a karşı harekete geçme hesap ve planları içindeyken Türkiye’nin Vaşintong’a destek verip vermeyeceği sorusu önem kazanıyor. Ankara’nın, İran’ın nükleer silah elde etmesinden orta vadede rahatsız olmasını gerektirecek hususlar olsa bile, bunu ön plana çıkarmanın doğru olduğu söylenemez. Ama Türkiye’nin Washington Büyükelçisinin Türkiye’nin bundan rahatsız olduğunu dile getirmiş olması manidar. Dışişleri Bakanı Gül’ün doğrudan ve dolaylı olarak İran’a karşı Türkiye’nin kullanılmayacağını söylediği bir dönemde üst düzey bir bürokratın bunları konuşması Amerika ile gizli bir mutabakatın olduğu anlamına mı gelir?
Bunları bilmiyoruz. Ama bildiğimiz, AKP hükümetinin Washington’un çizgisinden çıkmasının oldukça zor olduğudur. Yüksek cari açığın tamamen sıcak parayla finanse edildiği ve sıcak paranın da büyük ölçüde Amerika’dan geldiği veya getirtildiği bir ortamda AKP hükümeti istese de Amerika’ya ‘hayır’ diyemeyebilir. Dolayısıyla İran’ın Türkiye’yi rahatlatacak ve dolaylı yollardan AKP’yi güçlü kılacak senaryolara katkıda bulunması beklenir.
Örneğin AKP hükümetinden talep gelmemesine rağmen İran’ın KKTC’yi tanıyacağını açıklaması Türk halkını kendi yanına çeker ve AKP hükümetinin Amerika yanında yer almasını imkansız hale getirir. Irak’ta Kürt devletine izin verilmeyeceği yönünde İranlı yetkililerin açıklamalar yapması ve Türkiye’yle işbirliğine girişmesi aynı şekilde Türk halkının desteğini alır. Tahran yönetimi, sadece AKP hükümetinin kendilerine fısıldadığı lafları güvence sayarak hareket eder ve Türkiye’nin Amerika’nın yanında yer almayacağını ümit ederse yanlış yapar. Daha kapsamlı düşünmeli.