AB konusu kurt kapanına dönebilir - Hasan Ünal
2005''de yaşadığımız AB merkezli dış politika sorunlarının hemen hepsi 2006''da iyice çetrefil hale gelerek devam edecek. Esas sorun da AB''nin taleplerinin kesin baskılara dönüşmesiyle kendini gösterecektir.2005 yılının sonları itibariyle AB tarafı, hükümetin heyecanını yitirdiği yönünde propaganda yapmaya başladı. AB diplomatlarından aldıkları bilgileri kendi yorumlarıymış gibi köşelerine taşıyan gazeteciler veya bu bilgileri AB üyesi ülkelerin yetkililerinden aldığını söyleyerek yazanların hepsi aynı görüşte: AKP hükümeti AB konusundaki heyecanını yitirmiş. Yitirmeseymiş Ek Protokolü bir an evvel Meclis''e getirir ve onaylatırmış. Bunu yapmaması heyecanın yğitirildiği anlamına geliyormuş.sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects
Leyla Şahin davasında AİHM''nin aldığı içtihat kararı, zina tartışmaları sırasında Başbakan Erdoğan''ın burnunun sürtülmesi, İlerleme Raporlarında bırakın Müslümanların dini özgürlük sorunlarından bahsedilmesini, ''Müslüman'' kelimesinin bile geçmemesi; buna karşılık, Hıristiyan azınlıkların bütün sorunlarının ta''dad edilmesi ve misyonerlik faaliyeti yürütenlerin uygulamada karşılaştıkları güçlüklerin giderilmesi talebinde bulunulması ve bütün bunların üstüne üstlük gibi 11 Mart günü Diyanet''in yayımlattığı Cuma hutbesinde ''İslam Allah''ın dinidir'' ifadesinin yer alması üzerine, AB temsilcisinin Diyanet ve ilgili bakan nezdinde yaptığı çirkin girişimler AKP''nin iç dünyasında ciddi çalkalanmalara sebep oldu.
Bunlara ilaveten Kıbrıs, Ege, Ermeni soykırımı iddiaları gibi konularda AB''nin ''hemen yap, hemen ver'' diyen tavrı belirginleşti. Bu talep ve gelişmeler karşısında AKP polit bürosu yapacak veya verecek gibi tavır takınsa da, parti içinde kırılmaların kapıda olduğu gözleniyor. AB üyelik sürecinin Türkiye''ye yeni istihdam alanları getirmeyeceği, Türkiye''de iş bulamayan milyonların Avrupa''ya gitmesinin önünü açmayacağı; hatta bunların tam üyelik halinde bile gerçekleşmeyeceği ortaya çıktıkça halka AB konusunu satmak mümkün olamıyor.
Nitekim psikolojik harekatın önemli isimlerinden birisi kasım ayında yazdığı yazılarda, yürüttükleri harekatın amacına ulaşamadığını; çünkü üniversite öğrencilerinin ve halkın AB konusuna olan inancının hızla ortadan kalktığını; kamuoyu yoklamalarında bir kaç yıl öncesine göre oldukça tehlikeli bir gelişmenin görüldüğünü; halkın ve üniversite öğrencilerinin AB süreci hakkında oldukça olumsuz görüşlere yöneldiğini söylemek zorunda kaldı. Bunun böyle olduğunu kamuoyu yoklamaları da gösteriyor.
AB konusu tam manasıyla kirli ve sevimsiz bir konuya dönüştü. Bu konuya verilen halk desteği muhtemelen yüzde ellilerin de altına indi ve daha da inmesi mukadder gibi. Çünkü halk her kötülüğün ve Türkiye aleyhindeki her hareketin arkasında AB''nin doğrudan ve dolaylı varlığını görüyor. PKK bağlantılı her hadisede AB''yi görmek mümkün. Ayrıca Türkiye aleyhine faaliyet gösteren her grubun yurt içi ve yurt dışı finansmanında AB kuruluşları olduğu açık.
Bunlara bir de AB''nin ''Ermeni soykırımını kabul et, Kıbrıs''tan çık'' anlamına gelen talepleri eklendiği zaman, halkın bu işten sıtkının sıyrılayacağı açıktı. Nitekim halk, bütün sorunları çözmek için sihirli bir formül olarak ortaya atılan AB konusuna epeyce mesafeli duruyor. Bunun kamuoyu yoklamalarına da yansıdığı görülüyor. Aynı rahatsızlıkların AKP içinde de arttığı biliniyor. 2006 yılında bu iş tam bir kurt kapanına ve restleşmeye gidebilir. O zaman AB konusunu kendi çıkarları ve kendi dünyaları açısından savunan çevreler birbirlerine girebilirler. Birbirlerinden bulmaları milletten bulmalarından evladır...