Teslimiyet devlet politikası olabilir mi? - Arslan Bulut
"Türkiye''nin Avrupa Birliği macerası ile ilgili stratejik karar, 1999 yılında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz tarafından verildi. Bu karar, dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından da paylaşıldı ve desteklendi."Foreign Affairs dergisinde Türk Silahlı Kuvvetleri''nin Avrupa Birliği''ne bakışıyla ilgili konu ile ortak bir makaleleri yayınlanan Ersin Aydınlı, Nihat Ali Özcan, Doğan Akyaz''ın tespitlerine göre, Türk Silahlı Kuvvetleri, uzun süredir mücadele verdiği İslamcı ve Kürt ayrılıkçı hareketleriyle başa çıkma konusunda, Türkiye''nin AB üyeliğini en iyi strateji olarak görüyordu. Fikret Bila''nın makaleden çıkardığı özete göre, Türk Silahlı Kuvvetleri''nin "Neden AB?" sorusuna bakışı şöyleydi:cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsrenovation vejle renovation skive renova
Genelkurmay Başkanlığı, belirsiz ve tehlikeli de olsa AB üyeliğine giden yolun Türkiye''nin büyük sorunlarından bazılarına çözüm olabileceği görüşündeydi. (Kürt sorunu, yükselen İslamcılık, Yunanistan''la kötüleşen ilişkiler. Kronik ekonomik sorunlar, Irak''ta ABD politikaları konusundaki anlaşmazlıklar, Türkiye''nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının dışında tutulması olasılığı gibi sorunlar)
TSK''da, Kürt ayrılıkçılığı, Marksist eylemler, radikal İslamcılık, ultra milliyetçilik gibi tehditlerin onlarca yıl geçmesine karşın yok edilememiş olması nedeniyle doğan yorgunluk."
***
Oysa, Türk Silahlı Kuvvetleri''nin AB üyeliğinin devlet politikası haline getirilmesine dayanak olarak gösterdiği iddia edilen gerekçelerin hiçbiri geçerli değildir.
Zira, modernizasyon sürecinin dayandığı noktanın, egemenliği Avrupa''ya teslim etmek olduğu, bağımsız bir ülkenin silahlı kuvvetlerinin düşüncesi olamaz. Zaten bu karar demokratik bir karar de değildir, apaçık bir dayatmadır!
Ayrıca, modernizasyonun götürdüğü noktanın teslimiyet olduğunu öngören bir anlayıştan medeniyet diye söz edilemez!
Bizce bu karar, Türkiye''de, Türkiye''nin karar mekanizmaları tarafından verilmedi! Türkiye''nin karar mekanizmaları, kendilerine önerilen ve hatta dayatılan bu sözde stratejiyi, Türk halkına rağmen uygulamak kararı aldı sadece!
Sözde strateji diyorum, çünkü milli egemenliği sona erdirmek kararından strateji diye söz edilemez. Olsa olsa buna teslimiyet kararı denilebilir!
Türkiye''nin iradesi demek, Türk halkının iradesi demektir ve bu iradenin eksik ve hatta yalan-yanlış verilerle oluşması, iradenin de sakatlanması demektir. Kısacası, Türkiye''nin AB''ye katılım konusunda net bir iradesi oluşmamıştır.
Atatürk''ün kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti''ne kazandırdığı kuruluş felsefesinin, AB''ye girişle birlikte değiştirilmek istendiği, ancak, "Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milleti''nindir" ilkesi ile yetişmiş Türk subaylarının ve Türk gençliğinin, egemenliğin AB''ye teslim edilmesine şiddetle karşı çıktığı ortadadır.
Suat İlhan''ın belirttiği gibi, "Atatürkçülük; altı ilkesine taban oluşturan tam bağımsızlık, millet egemenliği, hukukun üstünlüğü ve ulus devlet genel ilkelerine dayanır."
***
Emekli orgeneral ve eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, konuyla ilgili olarak bize şu açıklamaları yapmıştır:
"AB''ye katılmak teorik olarak bir devlet politikası olabilir. Ancak, TC''nin kuruluş felsefesine aykırı, TC''yi asli dayanaklarından, hayat damarlarından koparıcı bir yolda ilerlediği açık olan bir maceranın devlet politikası olarak kabulü uygun olamaz. AB''nin dayatmacı talepleri sebebiyle Türkiye''nin AB''ye katılım politikası yürütülemez hale gelmiştir. AB''nin talepleri sebebiyle, başlangıçta kurgulanan çağdaşlaşma projesi uygulama alanında esaret projesi haline getirilmiştir. Büyük Türk ulusunun tek seçeneği bu olamaz.
Düşüncelerimizi bu şekilde ifade ederken, Atatürkçü dünya görüşünün çok önemli bir yanının doğruluğunu da teyit etmiş bulunuyoruz. Bu önemli yan ''Tam Bağımsızlık'' ülküsüdür.
''Çağın değişimi''nin tam bağımsızlık ülküsünde değişiklik gerektirdiği düşüncesine katılmıyorum. Atatürk''ün ifade ettiği gibi, ''bağımsızlık bizim karakterimizdir.''
Anlaşılıyor ki, AB üyeliğini devlet politikası olarak belirlemek ve bu düşünceyi dış politikanın merkezine oturtmak yanlış olmuştur."