Siyaset29 Aralık 2005 00:00

Böyle gelmiş olabilir ama böyle gidemez!

Bu bütçe "Böyle gelmiş böyle gider" bütçesi. Bu bütçe "formalite" bütçesi... Ama (1) Uygulanan IMF destekli istikrar programı çerçevesinde. (2) Devletin iç ve dış borcunun faizini gününde ödemek zorunluluğu karşısında bundan başka türlü bütçe yapılamaz.Halka daha fazla vermek için halktan daha fazla almaktan veya borçlanarak gelirden daha fazla harcamaktan başka yapacak şey yoktur. İşte tartışmamız gereken de budur...Tartışmanın sonucunun ne olacağını aklı başında herkes görebilir. sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cenaabilify abilify alkohol abilifycialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon

Güngör Uras Bey yazısında güzel belirtmiş;

...2006''da milli gelirimiz (bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin parasal değeri) 540 milyar YTL olacak. Ankara bunun yüzde 22''sini halkın cebinden vergi olarak çekip alacak. (Bu verginin yüzde 70''ini halkımız KDV-ÖTV gibi dolaylı vergi olarak ödeyecek.)
Ankara, halktan topladığı vergilere vergi dışı gelirleri ekleyecek. Borçlanacak. Ve de 2006''da 144.0 milyar YTL toplam geliri olacak. 157.2 milyar YTL harcayacak.
2005''e göre harcamalardaki artış 11.7 milyar YTL, gelirlerdeki artış 13.1 milyar YTL olacak.
Acaba Ankara, 157.2 milyar YTL''yi nasıl harcayacak? 2005 yılına göre hangi devlet hizmetinde iyileşme olacak?
En büyük harcama 46.2 milyar YTL ile faiz harcaması. Onu 40.5 milyar YTL ile maaş ve ücret harcaması izliyor. Daha sonra Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı açıklarına 22.0 milyar YTL gidiyor. Cari harcamalar (otomobil, lojman masrafı) 15.9 milyar YTL... Geriye bir şey kalmıyor.
Böyle gitmesin
Geçen yıl 9.8 milyar YTL yatırım harcaması yapabilen Ankara bu yıl yatırıma 10.7 milyar YTL ayırdı.
Sayın okuyucularım... Bu bütçe, halktan daha çok almayı, ama halka bir yıl öncekinden farklı şeyler vermemeyi hedef alan bir bütçe...
Bu bütçe "Böyle gelmiş böyle gider" bütçesi. Bu bütçe "formalite" bütçesi... Ama (1) Uygulanan IMF destekli istikrar programı çerçevesinde. (2) Devletin iç ve dış borcunun faizini gününde ödemek zorunluluğu karşısında bundan başka türlü bütçe yapılamaz.
Halka daha fazla vermek için halktan daha fazla almaktan veya borçlanarak gelirden daha fazla harcamaktan başka yapacak şey yoktur. İşte tartışmamız gereken de budur...

Tartışmanın sonucunun ne olacağını aklı başında herkes görebilir. Sermaye hareketlerinin sıkı kontrolü, faizden vergi alınarak sermayenin üretime özendirilmesi, gelir dağılımının düzeltilmesi. Diğer seçenek ise asker ihraç etmek, topraklarını yabancı güçlere açıp/satıp sermaye dilenmek.

Çuval olayı bir “ara sonuçtur”. Aşağılanmanın yoksul kesimden daha yukarı tabakalara doğru uygulanmaya başlanacağının ilk adımıdır. Ve emperyalizmin doğası gereği bunun sonu yoktur. Aynen 1920’lerdeki gibi geldikçe gelecektir, biz dur diyene kadar.

“Benim için vatan aha şu tarlanın ucudur” diyen bir ümmetten, “Vatan sana can feda” diyen bir millet yaratılmıştır ama galiba

“sermayenin vatanı yoktur” söyleminden “Vatansız sermaye anlamsız kağıt parçalarıdır” diyen işveren,

“bu halk koyundur, ona bir çoban lazımdır” diyen devlet yöneticilerinden “Halkımın aşağılanması benim aşağılanmamdır” diyen yöneticiler yaratılamamıştır. Rahmetli Attila İlhan’ın dediği gibi, sorun halkta değil onunla bütünleşmeyen aydınlardadır.

yurttasulh