Siyaset23 Şubat 2005 00:00

Hadi Hayırlısı - Ergin Yıldızoğlu

Garip işler oluyor. ABD dış politika ''patronlarının'' neredeyse hepsi Türkiye'yi ziyaret ettiler. Konuşulanları, istenenleri, verilip verilmeyenleri bilemiyoruz. Bunda bir gariplik yok. Garip olan gelenlerin kimilerinin, gittikçe artan bir dozda Türkiye halkını Amerikan karşıtı, Yahudi düşmanı olmakla suçlamaları. Bu suçlamalar derli toplu bir biçimde Wall Street Journal 'da Pollock imzalı yazıda dile getirildi, fatura hükümete ve medyaya çıkarıldı. Türkiye vatandaşları da paranoyak olmakla suçlandı . Bir TC vatandaşı olarak ben paranoyak olabilirim. Ama, sizin de bildiğiniz gibi, bu kimsenin benim ''başıma bir çorap örmediği'' anlamına gelmiyor. Sakın bu yakınmalarla medya sektörüyle ilgili yazı arasında bir bağlantı olmasın? new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsdiscount drug coupons site printable coupons for cialisnaproxennatrium go naproxen kruidvatfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnecleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgbuscopan link buscopan plus

Garip işler oluyor. ABD dış politika ''patronlarının'' neredeyse hepsi Türkiye'yi ziyaret ettiler. Konuşulanları, istenenleri, verilip verilmeyenleri bilemiyoruz. Bunda bir gariplik yok. Garip olan gelenlerin kimilerinin, gittikçe artan bir dozda Türkiye halkını Amerikan karşıtı, Yahudi düşmanı olmakla suçlamaları. Bu suçlamalar derli toplu bir biçimde Wall Street Journal 'da Pollock imzalı yazıda dile getirildi, fatura hükümete ve medyaya çıkarıldı. Türkiye vatandaşları da paranoyak olmakla suçlandı .

Biz, bu yakınmaların arkasındaki mantık burkulmasından hareketle ''Bu zatlar, hükümete bunu söylüyorlar, ama aslında ne söylüyorlar?'' diye kafa patlatırken New York Times 'ta Susan Sachs imzalı bir haber, Türkiye medya piyasasında önümüzdeki günlerde yaşanacak olası dönüşümlere dikkat çekmesin mi? Sachs 'in haberi bana, 1998 yazında, Wall Street Journal 'da çıkan, Türkiye'deki banka sektörüyle ilgili bir başka haberi anımsattı. O haber de sektörün, çok ballı, ama çok kalabalık olduğunu, bir yeniden yapılanması gerektiğini ama ''bankaların halen çok pahalı olduğunu'' yazıyordu.

Bir TC vatandaşı olarak ben paranoyak olabilirim. Ama, sizin de bildiğiniz gibi, bu kimsenin benim ''başıma bir çorap örmediği'' anlamına gelmiyor. Sakın bu yakınmalarla medya sektörüyle ilgili yazı arasında bir bağlantı olmasın?

Mantık burkulması                   

Önce eski ABD Dışişleri Bakanı Powell 'ın yardımcısı Armitage geldi. Onu ABD Avrupa Güçleri ve NATO komutanı General Jones , arkasından da, Büyük Ortadoğu 'dan sorumlu Merkez Kuvvetleri Komutanı General Abizaid izledi. Tüm bu ziyaretleri yeni Dışişleri Bakanı Rice 'ın ziyareti taçlandırdı. Bu arada, Irak savaşına giderken sahte istihbaratı üreten bölümün başkanı, sonra da bir danışmanı hakkında devlet sırlarını İsrail'e verdiği için soruşturma açılan, bu yüzden görevi bırakmak zorunda kalan Douglas - JINSA- Feith de geldi, kolunda Pollock ile birlikte.

Görevden ''şutlanan'' Feith'in kimin adına ne mesajlarla gelmiş olabileceğini düşünmeyi ihmal etmeden, gelin şu soruyu soralım. Hadi, TC vatandaşları ABD karşıtı ve Yahudi düşmanı (sizin, haklı olarak ''Ama, Amerika ile Bush yönetimini, İsrail devletiyle Yahudileri birbirine karıştırma'' dediğinizi duyar gibi oluyorum) olsun. Peki, Türkiye'yi yönetenler bu duyarlılıkları nasıl değiştirebilirler? Bu sorunun cevabı ''güçlü bir medya operasyonuyla'' olmak zorunda değil mi? Paranoyağız ya, gelin bu spekülasyonu, Pollock'un tirajı yüksek kimi gazeteleri ve hatta hükümet yanlısı bir gazeteyi hedef almasıyla geçen haftalarda yaşanan ''Neden Amerikan filmleri eskisi kadar seyredilmiyor?'' ... ''Bu Türk filmleri de amma kötü'' gibisinden ''abuk'' tartışmalarla birleştirelim... Belli ki bu ülkenin medyası, üzerine bu kadar ''yatırım yapılmış'' olmasına rağmen ABD hegemonyasını (pardon, kültürünü diyecektim) kabul etmeye yatkın insan türünü yeterince hızlı bir biçimde yetiştirme görevini, eskisi kadar etkin bir biçimde yerine getiremiyor. Hükümet medyayı yeterince etkin bir biçimde yönlendiremiyor...

Medya piyasasında hareket

Paranoyağız ya, bu noktadan, Sachs 'ın yazısına atlıyoruz. Sach yazısına, Türkiye ''medya baronlarının'' medyadan başka her türlü işi yapmakta olduğuna dikkat çekerek bu durumun kriz öncesindeki banka patronlarının durumuna benzediğini anımsatarak başlıyor, bankalar batınca ellerindeki gazete ve TV kanalları denetleyici kurumların eline geçti. Şimdi hükümet elindeki en büyük gazete ve TV istasyonlarını satmak istiyor, diyerek devam ediyor. Bu satış olasılığı piyasada büyük bir hareketlilik yaratmış... Bu arada düzenleyici kurumlar, radyo frekanslarını da yeniden dağıtacakmış. Bu gelişmeler kimin neye sahip olduğu sorusunu, sektörde bir altüst oluşu gündeme getirecekmiş. Bu süreçte büyük etkisi olan Bay Erdoğan ise sektörde daha fazla düzenlemeden mi, yoksa serbestleştirmeden mi yana tutum alacağına ilişkin hâlâ bir açıklama yapmamış. New York Times neden bu konuyla bu kadar yakından ilgileniyor acaba? Yoksa, ''Bu Türkiye medyası tam istediğiz gibi çalışmıyor, bari satın alıp kendimiz denetleyelim... derdimizi daha iyi anlatırız, böylece hükümetler karşısında yeni bir pazarlık gücü de elde ederiz'' diyenler mi var bir yerlerde? Pollock da, yetkililerin bu konuda da karar vermesine yardımcı olmak mı istemişti acaba? Paranoyağız ya!..