Siyaset23 Şubat 2005 00:00

0 ŞUBAT 2005 SEÇİM SONUÇLARI,YANKILARI VE KIBRIS TÜKLERİNİN ÇAĞRISI - Ayşe Kocatürk

AB fonları, Amerikanın USAID kuruluşu, BM’nin UNDP gibi birçok kurumu ile özellikle KKTC üzerinde psiko-sosyal etkinlikler düzenlenmektedir. İki toplumlu etkinlikler ile gençlerimizin beyinleri yıkanmakta, kendi öz Türk kimliklerinin yerlerini Kıbrıslılık kimliği alması yönünde psikolojik propogandalara maruz kalmaktadırlar.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilooxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

20 Şubat 2005 Pazar günü KKTC’de yapılan genel seçimlerde hiç beklenmedik sonuçlar yaşandı. Hükümet ortağı olan ve 24 Aralık 2003 seçimlerinde 19 milletvekili sahibi olan Cumhuriyetçi Türk Partisi % 11’lik oranında oy artışı sağlaması ile parlementoda 24 milletvekilinin sahibi oldu. Hükümet ortağı konumundaki bir diğer parti olan Demokrat Parti ise %0.60 civarındaki oy artışı sağlamasına karşın 24 Aralık 2003’de sahip olduğu 7 milletvekili oranını bu seçimlerde 6 olarak muhafaza edebildi. Ulusal Birlik Partisi ise geçen seçimlere oranla %1 civarında oy kaybına uğrarken bu seçimlerde %31 halk desteği alarak 19 milletvekilinin sahibi oldu.

 

Özellikle de geçtiğimiz seçimlerde %15 oy oranında destek alan ve 6 milletvekili sahibi olan Barış ve Demokrasi Hareketi ise bu seçimlerde yalnızca %5 oranında destek alarak sadece 1 milletvekili sahibi oldu. Şubat 2005 seçimlerine katılan diğer partiler, TKP, MAP ve YP ise meclisde yer alamadılar.

 

50 sandalyelik KKTC Meclisi belki de son kez parlamento seçimlerine tanık oldu. 3 Ekim 2005 öncesinde arka kapılar ardında ne sözler verildiğini yaşanılan süreçle daha net anlaşılmaktadır…AKP’nin AB yolunda izlediği ver-kurtulcu siyasetinin sonuçlarını Kıbrıs Türkleri ağır ödediler...Birleşik bir Kıbrıs’ın yaratılması için yıllardan beri yapılan çalışmalar, alınan gerek BM gerekse AB kararları ancak ve ancak Şubat 2005 yılında yapılan seçimlerde muhalefet kanadın daha da güçlenerek siyasette yer alması ile sonlandırabilirdi...

 

Nitekim öyle de oldu. Tüm bu çalışmalara destek olarak gerek Amerika gerekse İngiltere de tam destek verdiler..Bu durum Rum basınına bile yansımıştır..Geçmiş hükümetlerin de rahat ve ciddi çalışmalarda yer almamaları, halkın güvenini istismar etmeleri yaşanılanlara etken olan bir diğer faktörler arasında yer aldı..Bu durum hiç kuşkusuz emperyalist ve Rum-Yunan güçlerinin de çabalarına istemeden de olsa destek oldu…Tüm bu noktada sonuç ne olursa olsun Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin asimile olmaması ve adanın Yunan adası haline dönüşmemesi için verilecek mücadele önemlidir… Bu mücadelede Türk Vatanı Kıbrıs’ta  bir Ateş yakılmıştır…Bu ateşin sönmemesi için siz Türk kardeşlerimizin desteği hayati önem arz etmektedir.     

 

Şubat 2005 seçimlerinde ortaya çıkan tablodan hiç kuşkusuzki Avrupa Birliği, Rum-Yunan ikilisi, Amerika, İngiltere, hatta AKP hükümeti oldukca memnun kaldığı aşikardır. Bakınız bu noktada ifade edilen memnuniyet ile ilgili seçim sonuçları ile ilgili verilen demeçlere bakarak anlamayaçalışalım;

 

AB Komisyonu; “ Elde edilen sonucu memnuniyetle karşılıyoruz. Elde edilen sonuç, Kıbrıs Türklerinin AB ile tam entegrasyonuna devam etmek istediğini gösterdi ve Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesine bağlılığını ortaya koydu...”.

 

(AB Komisyonunun memnuniyetini şöyle tanımlamak istiyorum; Tek gözlü bir canavarın ağzından suları akarak Türk Vatanı Kıbrıs’ı ele geçirmesine bu denli yaklaşmasının verdiği memnuniyetin sarhoşluğunda yaptığı bir açıklama…)

 

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher “20 Şubat Pazar günü oy veren Kıbrıslı Türkler özgür, adil ve demokratik seçimlere katılma haklarını kullanmışlardır. Sonucu Kırbıslı Türklerin kapsamlı bir çözüme olan taahütlerinin ve kırbıslı Rumlarla adanın tekrar  birleşmesine yeniden teyidi olarak memnuniyetle karşılıyoruz...”

 

Türkiye Adalet Bakanı ve hükümet sözcüsü Cemil Çiçek: “bu seçimler göstermiştirki KKTC’de işleyen bir demokratik, siyasi mekanizma var. Demokrasinin kurallarına uygun seçimler yapılmakta, hükümetler oluşmakta, bir sıkıntı olduğunda halkın iradesine başvurmak suretiyle çözüm dempkratik yollardan aranmaktadır....”

 

Kıbrıslı Rum Partiler ise CTP’nin başarısını, Başbakan Talat’ın büyük ölçüde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi ve Türk hükümetinden aldığı desteğe bağladı. Fileleftheros’a göre bazı partiler Anglo-Amerikan faktörünün de rolü olduğunu savundu...

 

Örneğin EDEK Asbaşkanı Marinos Skizopolos; “Sayın Talat’ın şuanda Türkiye hükümetinin planlamalarına en iyi şekilde hizmet ettiği bir gerçektir. Aldığı oy artışı Sayın Erdoğan ve Türk hükümetinden aldığı desteğe bağlıdır. Sayın Talat Anglo-Amerikanın da desteğini açık aldı..”

Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise “işgal bölgelerindeki sözde seçimler Kıbrıslı Türklerin iç meseleleridir. Yinde de saf bir Kıbrıs Türkü oylaması yapılmıyor. Çünkü seçmenlerin çoğu sömürgecidir ve Kıbrıs Türk halkının iradesi sulandırılıyor”

 

Rum yönetimi Savunma Bakanı Kriakos Mavronikolas “sahte seçimler cumhuriyet güvenlik güçleri için herhangi özel bir endişe yaratmadı. Milli Muhafız Ordusu bazı ek önlemler aldı, ancak önemli hiçbirşey cereyan etmedi..sözde seçimler bizim tarafa herhangi bir sorun yaratmaz.”

 

Tüm bu demeçlere bakarak 200 bin nüfusa sahip KKTC’de yaşayan Türklere uzanan bu emperyalist ellerin bu toplumu etkileyemeyeceğini düşünmek hayal olur. Yıllardan beri çalışmaktalar..Sonuçlarını bugün alıyorlar..Bugün Kıbrıs Türkleri ikiye bölündü. Bir tarafta Devletinin devamını isteyenler diğer tarafta birleşik Kıbrıs’da yer almak isteyenler...Uzanan o kadar emperyalist gücün karşısında akan o kadar paraların karşısında hele hele de Kıbrıs’dan vazgeçen bir Türk hükümeti pozisyonundan sonra bu tablonun ortaya çıkması hiç kimseyi şaşırtmasın. Moral bozmasın..Bu kadar uzanan ele karşın yine de mücadeleyi devam ettiren Türkler var burada...Onların yüzleri kuzeyde ve Anadolunun ve Türk insanının sesimizi duyması için çırpınıyoruz...Bu çırpınışımız o köylerde gözleri dolan geceleri huzursuz uyuyan ve düşmanın niyetini iyi bilen yüreklerin çırpınışıdır...Çırpınıyoruz....Canını düşmana teslim etmek istemeyen Türk yüreklerinin çırpınışı bu...

 

KKTC’de böyle seçim sonuçlarının yaşanacağı 8 yıl önce akla bile gelmezdi. Ancak Türk halkı Kıbrıs’ı hep dış politikada verdiği mücadele ile tanıdı. İçteki sosyo-psikolojik yapısını bilmedi...Dış politikada ne savunuluyorsa öyle gördü..Ancak yıllarca içte oynanan oyunlar, bu halkın nasıl bu hallere getirilmesi için planlar, programlar yapıldığı, yürütüldüğü bunlar hiç ama hiç su yüzüne çıkarılmadı...Bugün  sonuçlar ortadadır..

 

Şimdi Türk halkı yeniden kaşlarını çatabilir..Kırgınlığını haykırmak isteyebilir. Nasıl olur da bu millet develetini savunmayan bir partiye bu denli destek verir? Diye kafasında soru işaretleri olabilir..Olacaktır da bu ....

 

Aslında bunun sebepleri o kadar çok ki... KKTC’de yaşayan Kıbrıs Türklerine ve Türklere bakmanız olayları anlamanız açısından büyük önem arz etmektedir..

 

Bugün Kıbrıs Türk gençliği kendi öz tarihini, geçmişte ne tür acılar yaşadığını bilmiyor. Gençlerimiz sadece “AB, barış, refah, humanizm, kardeşlik...” söylemleri ile yetiştirilmektedirler. .

 

AB fonları, Amerikanın USAID kuruluşu, BM’nin UNDP gibi birçok kurumu ile özellikle KKTC üzerinde psiko-sosyal etkinlikler düzenlenmektedir. İki toplumlu etkinlikler ile gençlerimizin beyinleri yıkanmakta, kendi öz Türk kimliklerinin yerlerini Kıbrıslılık kimliği alması yönünde psikolojik propogandalara maruz kalmaktadırlar.  Evet kıymetli Türk kardeşlerim, bu ve buna benzer birçok olaylar....

 

KKTC’nin Egemen bir Devlet olarak mücadelesini sürdürmesi Türkiye, dış Türkler ve KKTC’de yaşayan Kıbrıs Türklerinin geleceği için bir Varoluşun gösterge ibresi olmaya devam etmelidir...Bu ibre AB, ABD, İngiltere ve Rum-Yunan unsurlarının karşısında Türklüğün bir direniş Abidesi olarak yer alması da devam ettirilmeli ve 1983 yılından bu yana KKTC Devletinin Egemen bir ulusun bakiliğinin tescili için yakılan “Egemenlik Ateşinin” devamını öngören bizlere yardım eli uzatılmalıdır....

 

KKTC artık tüm bu konularda tüm Türk Ulusunun bir “KALE”sidir. Ayrım asla düşünülemez.

 

Çünkü Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK; Egemenliğin Millet’te, yani Türk Milletinde kalmasını öğütlemiştir. Aksi durumda neler olabileceğini görmek için Kurtuluş savaşını hazırlayan nedenlere kısaca bakmanız yeterli olacaktır.

 

RTE yönetiminin, Talat ve ekibine ihale ederek “eh Kıbrıs Türk Halkı, istedi yaptı, bize yapacak bir şey kalmadı!...” amacıyla yürürlüğe koydukları Birleşik Kıbrıs gerçekleşirse yaşanılacak senaryoları düşünmek bile acıdır.. kısa bir geçmiş tarihimize baktığımızda 1963 ve 1974 yılları arasında adada Türk varlığını ortadan kaldırmak için yapılan EOKA zulümlerini hatırlamak sadece oalcak olan senaryolardan bir tanesidir...

 

Kıymetli Türk Kardeşlerim,  yaramız büyük, acıyor yüreklerimiz, kadınlarımız kızlarımız korkuyor....Sessizce sürüklendiğimiz gidişat iyi değil...Sesimizi duymanız ile muvafakkiyet sağlanacaktır...ATEŞ YANIYOR!!SÖNMESİNE İZİN VERMEYİNİZ!!! GÖZÜMÜZ YÜREĞİMİZ KUZEYDE...GELECEKLER DİYE UFUKTA GÖZERİMİZ!!!..............  

 

Destek: kizil_ates1@yahoo.com

 

Not: Aklınızda olan soruları lütfen yazınız. Sizlere sorularınızın cevaplarını tüm sebepleri ile köşe yazılarımda aktarmaya çalışacağım…

Suçlamak, kırılmak ya da küsmek zamanı değildir…Şimdi hep birlikte çalışmak zamanıdır.

Çalışacağız da kıymetli Türk kardeşlerim..Elimizi tutmaya devam edin…

Daha çok çalışmalarımız olacak…