Dış Politika24 Aralık 2005 00:00

Genelkurmay'ı uyarıyorum - Rıza Zelyurt

Bizim ordumuz, batı emperyalizmine direnerek kimlik kazanmış bir ordudur. Batılı sömürgenler için Müslüman kanı dökmek, bu kanın dökülmesine aracı olmak, yardımcı olmak, milli kimliğimizi de saygınlığımızı da çürütür.Unuttunuz mu? Süleymaniye'de, Türk askeri bürosunu basanları... Oradaki askerin komutanının kafasına silah dayayanları. Bizim askeri soyup mahkum elbisesi giydirip başlarına çuval geçirenleri... Sayın Genel Kurmay Başkanı, bunları hazmedebilir ama bu millet ne hazmeder, ne affeder. Amerikan dümensuyuna girmek de öyle bröveden Atatürk kabartmasını kazımaya benzemez. Genelkurmay yönetimini uyarıyorum: Sakın ha; sakın asker ile milletin arasını açacak batıcı kararlara kapı açmayın.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadadiscount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Dünkü yazımı bir soru ile bitirmiştim: Şimdiye kadar hükümeti pek eleştirmeyen, ekonomik konularda başarılı ilan eden TÜSİAD, neden bu kadar sertleşti? Acaba, bizim büyük patronlar; hükümeti sıkıştırarak İran'a harekat yapmaya çalışan ABD'nin yanında yer almaya mı zorlamak istiyorlar?
Bu kuşkumuzun boşuna olmadığını gösteren somut olgular var.
ABD; yıllardır İran'ı, bir numaralı hedef ilan ettiği devletler listesinde tutuyor. Amerika'nın, haydut devlet diyerek vurmaya hazırlandığı ülkelerden birisi de İran.
İran, bölgede ABD emperyalizmine açıktan kafa tutarak diğer ülkelere ve milletlere Amerika açısından kötü örnek olmaktadır.
İran, ABD'nin Ortadoğu'daki ileri karakolu olan İsrail'in varlığını kabul etmeyen bir ülkedir. İran İslam Cumhuriyeti yönetimi, ideolojik olarak bu devleti içine sindirememektedir. Bu da İsrail'in ayağını pekiştirmesi ve bölgede gücünü yaymasını engelleyen etmenlerden birisidir.
İran, Kafkasya bölgesi ile de ilgilenmekte, burada Rusya ile uyumlu bir politika yürütmektedir. Bu tutumu ile İran ABD'nin Kafkasya politikasına da zarar vermektedir. İran, Rusya'nın bölgede etkili olmasında da ara güç konumundadır.
Türkiye'yi bile eğip bükerek Büyük Ortadoğu Projesi'nin yan aktörü konumuna getiren ABD; İran'a söz geçirememektedir.

İSRAİL ATOMU
Böyle bir ortamda ABD; İran'ı dize getirmek için askeri güce baş vuracaktır. İran'a Amerikan saldırısı için ortada hukuki ve siyasi bir gerekçe yoktur. Amerika, tıpkı Irak'a saldırırken yaptığı gibi, İran'a saldırmak için de savaş yalanı üretmektedir. Nasıl 'Irak'ta kimyasal silah var, bu dünya için tehdittir.'dedilerse aynı planı İran için de devreye soktular. Diyorlar ki, 'İran, atom bombası yapabilir. Bu da bölge için büyük tehlikedir.'
İran yüzlerce yıldır hiçbir komşusuna saldırmamış iken, 1948 yılından beri bölgesinde üç savaş çıkartan İsrail, sütten çıkmış ak kaşık gibi gösteriliyor. Halbuki İsrail içinden yapılan açıklamalar da gösteriyor ki bu ülke bölgede atom silahına sahip tek ülke konumundadır. Yani, nükleer tehdit haline gelmiş tek güç İsrail'dir.
ABD; bunu görmezden geliyor. Hatta bu durumu meşru gösteriyor... Sıra İran'a gelince, daha atom silahı bulunmayan bu ülkeyi saldırı bölgesi ilan ediyor. ABD'nin bu gerekçesi de Irak'a saldırırken uydurduğu gerekçe gibi yalan gerekçedir.

BİZE NE?
İşte böyle bir ortamda ABD; Türkiye'yi de İran'a karşı kullanmak istiyor. Kara Kuvvetleri Komutanı'nın uzun yıllardan sonra ABD'ye gitmesi boşuna olmasa gerek. Üstüne üstlük Hava Kuvvetleri Komutanımız da İsrail'i ziyaret ediyor. Bari Deniz Kuvvetleri Komutanımız da İngiltere'ye gitsin. Böylece, ABD-İsrail-Türkiye-İngiltere koalisyonu İran'a savaş açsın...
Unutulmasın ki, bu durum, koalisyona geçici başarılar kazandırabilir ama Türkiye'nin 80 yıllık tarihine de kara bir leke olarak düşer.
Bizim ordumuz, batı emperyalizmine direnerek kimlik kazanmış bir ordudur. Batılı sömürgenler için Müslüman kanı dökmek, bu kanın dökülmesine aracı olmak, yardımcı olmak, milli kimliğimizi de saygınlığımızı da çürütür.
Unuttunuz mu? Süleymaniye'de, Türk askeri bürosunu basanları... Oradaki askerin komutanının kafasına silah dayayanları. Bizim askeri soyup mahkum elbisesi giydirip başlarına çuval geçirenleri...
Sayın Genel Kurmay Başkanı, bunları hazmedebilir ama bu millet ne hazmeder, ne affeder. Amerikan dümensuyuna girmek de öyle bröveden Atatürk kabartmasını kazımaya benzemez.
Genelkurmay yönetimini uyarıyorum: Sakın ha; sakın asker ile milletin arasını açacak batıcı kararlara kapı açmayın.

YAYIN DUYURUSU:
Sevgili okuyucularım bundan sonra cumartesi günleri saat 19.45'ten itibaren ULUSAL Kanal'da Türkiye'nin sorunlarını tartışacağız. Nurettin Veren'le birlikte AYDIN KÜRSÜ'de iki saat boyunca kritik konuları ıcığını cıcığını çıkarırcasına tartışacağız. Şimdiden haberiniz olsun.