AB22 Aralık 2005 00:00

AB’ye zorla girecek değiliz ya... - Hasan Ünal

Hürriyet gazetesinim dün öğleden sonra internet nüshasına giren bir habere göre, Türk jetleri Baltık semalarını koruyacakmış. ‘Litvanya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre 2006 yılı Nisan ayından itibaren 4 Türk savaş uçağı 3 ay süreyle Baltık cumhuriyetleri Litvanya, Letonya ve Estonya hava sahasını NATO programı çerçevesinde koruma altına alacak...Savaş uçakları filosu bulunmayan Baltık cumhuriyetleri hava sahası 2004 yılından itibaren birkaç ay süreli vardiya biçiminde NATO ülkeleri tarafından korunuyor’muş. Yine dün, Carlos Albero Montaner RealClear Politics adlı internet sitesinde yayımladığı ‘Türkler AB’ye Girecekler mi?’ başlıklı yazısında, AB’nin Türkiye’ye yaptığı haksız uygulamaları anlatarak Türkiye’nin üyeliği lehinde gerekçeler ileri sürüyordu. Ama AB içerisindeki hava bozulduğu gibi, kamuoylarındaki tepki de artıyor. Eurobaremetre kuruluşu tarafından yapılan araştırmalar Türkiye’nin üyeliğine verilen desteğin sürekli olarak azaldığını gösteriyor.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Eurobaremetre’nin Ekim-Kasım aylarında yaptığı ankete göre, Türkiye’nin üyeliğine verilen destek yüzde otuzbir düzeyine inmiş. Türkiye’nin üyeliğine kesin olarak karşı çıkanların oranı yüzde ellibeşe çıkmış. Yüzde on dört civarındaki bir grup ise görüş belirtmek istememiş. Söz konusu kuruluşun bir önceki anketine göre Türkiye’ye karşı çıkanların oranında yükselme var.
İşin daha da kötüsü bazı ülkelerdeki karşı olanların oranlarının çok yüksek olması. Örneğin bu oran Avusturya ve Kıbrıs Rum Kesimi’nde yüzde seksene çıkmışken, Almanya, Fransa gibi AB’nin önemli ülkelerinde ise yüzde yetmişlerin üzerinde. AB’nin on beş ülkeden oluşan eski üyelerindeki oranlara göre Türkiye’yi üye olarak görmek isteyenler sadece yüzde yirmi dokuz. Buna karşılık AB’ye geçen yıl üye olan ve AB siyasetinde sözü az geçen ülkelerde Türkiye’ye verilen destek yüzde otuz sekiz.
Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nde halkın kahir ekseriyetle Türkiye’nin AB üyesi olmasına karşı olması ise, bizim basın ve televizyonların yürüttüğü Yunanistan’ı güzel gösterme kampanyasının ne kadar tek yanlı olduğunu ortaya koyuyor. Ve acaba yürütülen bu kampanyada Yunan-Rum ve/veya Pentagon parası var mı sorusunu gündeme getiriyor. Çünkü, eğer bir yakınlaşma ve bu yakınlaşmadan neşet edecek bir politika değişikliği olacaksa, NATO Genel Sekreteri’nin tabiriyle bu tango için iki taraf olması lazım.
Türkiye’nin üyeliğinin başta Fransa olmak üzere pek çok AB ülkesinde referanduma sunulacağını hatırlayacak olursak, kamuoylarındaki Türkiye karşıtlığının ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarız. Türkiye’nin müstakbel üyeliğine verilen desteğin, AB ile henüz müzakerelere başlamamış ve hatta bazıları henüz aday bile ilan edilmemiş olan Balkan ülkelerinin dahi altında olmasına ne demeli?
Örneğin Ukrayna’nın üye olmasına taraftar olanların oranı yüzde kırk iki, buna karşılık Makedonya’ya verilen destek yüzde kırk bir ve Arnavutluk’u isteyenler ise yüzde otuz üçler seviyesinde. Üstelik bu ülkelerin her hangi birisine veya hepsine, her hangi bir AB ülkesinde ve/veya ülkeler grubu içerisinde kahir ekseriyetle karşı çıkılmamakta olması ise oldukça manidar. Yani bu ülkelere verilen belirli bir destek var ve bu destek bir ülkeden öbürüne çok büyük değişiklikler göstermiyor.
Kısacası, Türkiye’yi pek isteyen yok ve genişleme aleyhine giderek artan kamuoyları başta Türkiye’ye karşı çıkıyor. Durum bu merkezdeyden, AKP neden Kıbrıs’taki savaş tazminatı yasasının çıkması için uğraşır? Demek ki, bu adamların derdi AB üyeliği yolunda mesafe katetmek falan değil. Sadece iktidarda kalmak adına ve yurt dışında kurdukları kirli iltisaklar gereği bütün bu tavizleri vermeye hazırlar…