Siyaset22 Aralık 2005 00:00

NİFAK DEĞİL, BATAK !.. - Selahattin Erol

AB ile  Orhan Pamuk’un  yaşadığı  “aşk”,   İzmir’in  gavur  olup  olmadığı  tartışmalarıyla  “rating” savaşı  verirken,  TÜSİAD  ile AKP  ise  “boşanmanın”  eşiğine geldiler. Bir  zamanlar   “mühim  olan aşkımız”  diyerek  birbirlerinin  her  türlü  kusurunu  görmezden  gelen AKP  ve TÜSİAD,  şimdi  “o  da  bitti,  şaşkınız” diyorlar ! Oysa şaşıracak bir şey yok. Öyle  görünüyor ki, Türkiye’nin  egemenlerinin  ve  arkasındaki  uluslararası  güçlerin  AKP  ile  işi  bitti.  AKP’nin   “son kullanma  tarihi”  dolmak  üzere… Artık kestaneleri ateşten almak  için  daha  yıpranmamış  siyasal aktörlere  ihtiyaç  var. Bu  noktada  kendiliğinden  yola girenler  de  var,  yola  sokulmak istenenler de...  Mesela DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Hürriyet  sayfalarından  ilan  etti  hidayete  erdiğini !.. “İddia  ediyorum,  iktidar  olunca,  dağlarda  kimse  kalmayacak. Benim  dışımda  kimsenin  alamayacağı  kararları  ben  alırım. Affı da  gündeme  getiririm”  dedi. (Hürriyet, 20.12.2005)  Ağar’ın  kastettiği  af,  vergi  affı  değil  tabii !..buscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Üstelik  ertesi  günkü (21.12.2005)  Hürriyet’ten  öğreniyoruz  ki,  Mehmet Ağar  “terörle  mücadelede  CIA’dan  hizmet”  almış !.. “Almadan  vermek Allah’a  mahsus”  olduğuna  göre,  Mehmet  Ağar  da  şimdi  aldıklarının  karşılığını  vermek istiyor !..  Kısacası  “beni  unutmayın”  diye  haykırıyor.  Sesi  duyulacaktır  elbette !..
 
Oysa  CHP  Genel Başkanı  Deniz Baykal  hala  hidayete  erebilmiş değil ! “Af,  terörle  mücadele  yöntemi  olamaz”  diyor,  “etnik  partiler  Meclis’e  girmemeli”  diyor. Eh Baykal  en  azından  “solcu”  bilindiği  için,  emperyalizm de  onu  “sol”  ile  yola  getirmeye  çalışıyor.  Sözde  “sol”  mandacıların  yayın organı  Birgün  gazetesi  de (22.12.2005) Deniz  Baykal’ı  hedef  tahtasına  koymuş,  soruyor :  “Baykal  nereye  koşuyor ?”  Çünkü  Baykal,  seçim  barajının indirilmesine, PKK’lılara af çıkarılmasına  ve  etnik  kökenli  partilerin  Meclis’e girmesine karşı çıkmış. Kısacası  hala  hidayete  erememiş ! Birgün  değil,  aslında  emperyalizm  rahatsız… Baykal,  “pişmiş  aşa  su  katıyor”  çünkü.
 
*  *  *
 
Bütün  bu  kör  dövüşü  devam  ederken,  ABD  Büyük Ortadoğu Projesi’nin  Türkiye  ayağını  uygulamaya  soktu.  BOP  çerçevesinde  Türkiye’ye  biçilen  rolün,  mîadı  dolan  “Milli  Görüş”  eskileriyle  gerçekleştirilemeyeceği  anlaşıldığından,  orta  vadede  Kuzey Irak’ta  kurulacak  bir  Kürt  devleti’nin  Türkiye  ile  fiili  entegrasyona  gitmesinin  yolu,   geleneksel  güçler  ile  uygulamaya  koyulacak. 
 
Bunun  için CIA  ve  FBI  Başkanları  Türkiye’ye  geldi.  Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt da,  ABD’ye  gidip  “üstün liyakat  madalyası” aldı.  “Org. Büyükanıt  ne  yaptı  ki,  ABD  tarafından üstün liyakat  madalyası  ile  ödüllendiriliyor ?” diye sormamak  gerek.  Çünkü  arada  sırada  kafamıza  çuval  geçirse  de  ABD  bizim “stratejik  müttefikimiz” değil mi !..  İnsan,  stratejik  müttefikini  ödüllendirmez de  kimi  ödüllendirir !..
 
Hem  Org. Büyükanıt,  daha  geçen Ağustos’ta  Ege Ordu  Komutanlığı’ndaki  devir-teslim  töreninde, kendisine  yöneltilen ABD-İran ilişkileri  ve  BOP ile  ilgili bir soruya şu  şekilde  yanıt  vermemiş miydi :
 
“Bu  kadar  hassas  bir konuda bir  iki  cümleyle açıklama  yapmak mümkün  değil.  Ama  şunu söyleyebilirim. Tüm  dünyada  bir dönüşüm var. Buna çeşitli isimler  takıyorlar.  BOP diyorlar.  Değişik isimler  söylüyorlar.  Dünyada,  başta  Ortadoğu  olmak  üzere  bir  dönüşüm  süreci yaşanıyor. Önemli  olan  bu  sürece  Türkiye’nin  nasıl  katkıda  bulunacağı, nasıl  yöneteceğidir. Geleceği,  yalnız  başkaları değil, bizim  de  çizmemiz, görmemiz  lazımdır. Drucker’ın  bir sözü var :  Geleceği tahmin  etmenin  en güzel  yolu, onu  yaratmaktır’  Geleceği  nasıl  tahmin ediyorsanız, eğer  onu şimdiden  yaratabiliyorsanız  başarılı  olursunuz.”  (Cumhuriyet, 16.8.2005)
 
İnsan  “katkı”  yapınca,  ödüllendirilir  tabii !..
 
Üstelik  Org. Büyükanıt  bir  asker   ve  yaptığı  ziyaret de  bir  askeri  ziyaret  olmasına  rağmen,  Washington  temasları sırasında  Amerikan-Türk Konseyi (ATC) üyeleriyle de  bir araya geldi  ve  American Enterprise Institute (AEI) adlı düşünce kuruluşunda bir toplantıya katıldı.  (Hürriyet, 14.12.2005)
 
Tabii  Türk-Amerikan Konseyi  üyeleri  ile bir  araya  gelen,  sadece  Org. Büyükanıt  değil !..  Türk Silahlı Kuvvetleri’nin  2004  yılı  içindeki  NATO  temsilcisi  Korgeneral  Ergin Saygun   da   Türk-Amerikan Konseyi'nin (ATC)  23. konferansındaki  bir panelde  yaptığı  konuşmada,  ABD’nin  Büyük  Ortadoğu  Projesi (BOP)  çerçevesinde Türkiye'nin "hedef ülkelerle  değil,  Avrupa  ülkeleriyle"  gruplandırılması gerektiğini söylemiş ve  "Ortadoğu'da  makul  bir  girişimi  desteklemeye  istekliyiz. ABD'nin Büyük  Ortadoğu  Projesi  takdire  şayan.  Bu  girişimin politikalarımızda  derin  etkisi olacak.  Ancak   karanlık  noktalar  aydınlanmalı" şeklinde  konuşmuştu. (Cumhuriyet, 7.4.2004)
 
Şu  tesadüfe  bakın  ki, Kor. Ergin  Saygun,  Ağustos 2004 Askeri Şurası  sonucunda, TSK’da   orgeneralliğe  terfi  eden  tek  korgeneral  olacak  ve  Kara  Kuvvetleri  Kurmay Başkanlığı’na  atanacaktır. Yani, Org. Saygun,  Org. Büyükanıt’ın  Kurmay Başkanıdır  bugün !..
 
Yakında  onun  da  “üstün liyakat  madalyası”  alacağından  kimsenin  şüphesi  olmamalıdır.
 
*  *  *
 
Bu  gidip  gelmelere,  bir  de  22 Aralık  tarihinde  İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Dan Haluz’un  resmi ziyaret için Ankara’ya gelip, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’le bir görüşme yapması  eklendi.  Haluz’un ziyareti öncesinde de  Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert, İsrail’e üç gün süren ve kamuoyuna duyurulmayan bir ziyaret gerçekleştirdi.
 
Kamuoyuna  yansıdığı  kadarıyla  bu  ziyaretlerde  özellikle İran, Suriye ve Irak gibi iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel sorunlar  ele alınmış. Ama  askeri kaynaklar, Haluz’un ziyaretine özel bir önem atfedilmemesi gerektiğine dikkat çekmişler !..
 
Oysa  bu  üç  ülkenin  üçü de Türkiye’nin  komşusu… Biri  ABD  işgali altında,  diğer  ikisi  de ABD’nin  hedef  tahtasında… Ve  her  üçünün de İsrail  ile  olan “muhabbeti” (!)  mâlum… Bu arada  CIA ve FBI  Başkanları  Türkiye’ye  geliyor ;  ABD,  Türkiye’nin  Kara Kuvvetleri  Komutanı’na  üstün liyakat  madalyası veriyor ve  ABD’nin  Ortadoğu’daki  değişmez  ortağı  İsrail’in  Genel Kurmay Başkanı da  Türkiye’yi  ziyaret  ediyor !..  Ama askeri  kaynaklar,  bu  ziyarete  özel bir önem atfedilmemesi gerektiğini  söylüyorlar !..   
 
Peki  ortada  “özel”  bir  durum  yok  mu ?  
 
Tabii ki  yok !.. Öyle  bir şey olsa  askeri  kaynaklar  böyle  konuşur  mu  hiç  !..  Bu  yaşananlar  geleneksel Türkiye-ABD  ilişkilerinin  gereğidir  ve  Türk  Silahlı Kuvvetleri’nin  bu  ilişkilerdeki  belirleyiciliğini  ve rolünü  görmezden  gelmek,  ulusalcı kimi  kesimlerin  hâlâ  üstesinden  gelemedikleri  bir  saplantıdır.  
 
“Orduya nifak sokulmak isteniyor” yaygarası  bu  çerçevede  değerlendirilmelidir. Bugün  orduya  sokulmak istenen  bir  nifak değil,  ABD’nin Türkiye’yi  sokmak istediği  bir  batak  vardır !.. Bu  batağa  doğru  “takdire  şayandır”,  katkı yapalım”,  “makul  bir  girişimi  desteklemeye  istekliyiz  diyerek  koşanlara  tepki  göstermek ise,   eğer  ulusal  bir  tavır  alma  konusunda  samimiyseler,  her  yurtseverin  “olmazsa  olmaz”  görevidir.