Siyaset21 Aralık 2005 00:00

Türkiye'deki ROJ TV''ler - Sadi Somuncuoğlu

Başbakan Erdoğan, PKK''nın Roj-TV''si yüzünden Danimarka''yı terk edince, hep birlikte "nihayet" demiştik. Ama ne Danimarka bugüne kadar Roj-TV''yi kapattı, ne de diğer AB ülkeleri muhabirlerini "akridite" saymaktan vazgeçti. Hep beraber bekliyoruz, Roj-TV ise her gün Türkiye''den neredeyse mahalle mahalle yaptığı naklen yayınlarla, PKK ve siyasi uzantılarının propagandasını sürdürüyor. Erdoğan dönüşte, Danimarka''nın sözkonusu yayınları ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdiğini, bizim bu anlayışta olmadığımızı söyledi. Terör örgütünün patronajında olan bir yayın organının, terörü destekleyeceğini hatırlatıp, "Nitekim benim ülkemde şu anda terörün faillerinden bir tanesidir. Terörün yaygınlaşma sürecini hızlandıran bir organdır. Bu anlayışı kabul etmem mümkün değildir, bunun adı da özgürlük olmaz" dedi.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardcialis manufacturer coupon open drug coupon cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatcialis forum cialis prodaja cialis bez recepta

Teröristbaşının İmralı''dan talimat vermesine "demokrasi bu" diyen, "Öcalan''a özgürlük" pankartlarının suç olup, olmadığı sorusunu cevaplandıramayan, TSK''nın, terörle mücadele için "İngiltere''deki kadar tedbire razıyız" talebi üzerine, yeni yasanın en geç Ekim''de TBMM''ye geleceğini söyleyen ama tasarıyı hâlâ partisinin yetkili kurullarında bekleten Erdoğan''ın, Roj-TV tepkisi kafa karıştırsa da, acaba bir uyanış mı var beklentilerine de yol açtı.

Bunun devamının gelmesi, gereğinin yapılması umuluyordu. Ancak tersine gelişmeler oldu.

BÖLÜCÜLÜK KURUMLARININ İNŞASI

AB, TRT''nin yayınlarını yetersiz bulup, yerel televizyonlarında "ana dillerde" yayın yapmasının sağlanması için talimat üstüne talimat verince Erdoğan, "peki" demişti. Oysa mevcut düzenleme ve yayınlar bile sadece Anayasamıza değil, bizatihi AB müktesebatına aykırıydı. Anayasamıza aykırı, çünkü TRT eliyle yayın yapılarak, "Devletin dili Türkçe''dir" hükmü açıkça ihlal ediliyor. AB müktesebatı ve uluslararası hukuka aykırı çünkü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, bırakın yerel dilleri, resmi azınlık dillerini bile himaye etmediği için, bu dillerden yayın-eğitim-öğretim mecburiyetini öngörmüyor.

Ama AB istiyor diye Erdoğan, "bağımsız" bir kuruluş olan RTÜK''ü, yerel TV''lere izin verilmesi konusunda talimatlandırdı. RTÜK de yönetmeliği değiştirerek, "izleyici profiline" gerek kalmaksızın, her isteyene izin vermek üzere harekete geçti. Hadi Anayasa''yı çiğnemeyi göze alıyorlar, AB müktesebatını bilmiyorlar diyelim. İyi de özellikle Roj-TV ile ilgili gelişmelerden sonra frene basmak gerekmez miydi? Bir yandan Roj-TV''yi kapattırmak için uğraşacaksınız, öte yandan yerli Roj-TV''leri faaliyete geçireceksiniz.

İzleyici profili şartının anlamı neydi? Gerçekten yerel dil ve lehçenin ağırlıkta olduğu yerleri belirleyip, sadece buralarda yayın yapılmasıydı. Öncelikle böyle bir ihtiyaç olup, olmadığı görülecekti. AB''nin istatistik kurumu Eurobarametre''nin ana dillerle ilgili son anketinde, nüfusumuzun yüzde 93''nün "ana dilinin Türkçe" olması, yine Dicle Üniversitesi''nin geçtiğimiz günlerde bölgede yaptığı bir araştırmada, nüfusun yüzde 63''ünün ortak iletişim dilinin Türkçe çıkması, hiç de böyle bir ihtiyaç bulunmadığını ortaya koyuyor. Diyelim ki var; buralarda değil de, yurdun her yerinde Roj-TVlerin önünün açılmasıyla, terör ve bölücülüğün güç kazanmasına, "dil birliğinin" bozulmasına hizmet edilmiş olunmayacak mı? Sıranın, "Kürt siyasetçi", "Kürt aydını"ndan sonra "Kürt medyası" yaratmaya geldiği, özetle bölücülüğün tüm kurumları ile inşaa edildiği belli değil mi?

Peki bu kadar TV''nin sahipleri ve yayınları denetlenebilecek mi? İşte örnekleri, ülkemizde terör örgütünün günlük gazete ve dergileri istedikleri gibi yayınlanıyor, yandaşlar meydanlarda paçavralarıyla açıkça bölücü eylemler yapıyor. AB veya terör örgütünün "fonlayacağı" TV''lerin yapacağı yayınları düşünün. RTÜK, bunları istese bile takip edebilir mi? Etse, ne fayda? İşte iktidarın anlayışı, işte ülkenin gerçekleri…Bir de, Roj-TV örneğindeki gibi, AB karşımıza dikilmeyecek mi?

Kaldı ki, AB peşinen, "ana dillerde" her türlü programın yayınlanabilmesini, süre sınırlaması olmamasını, en önemlisi "Devletin bölünmez bütünlüğü" aleyhine yayın yapılmaması kriterinin kaldırılmasını istiyor. Yani yerel TV''ler eliyle terörün ve PKK''nın siyasallaşmasının alabildiğine kışkırtılmasını destekliyor. İşin nereye varacağı bugünden belliyken, yöneticilerimiz acaba ne yapmaya çalışıyor?

Roj-TV''den her akşam, Güneydoğu''muzdan Kürdistan diye bahsedildiğini, illerin Kürtçe isimlerinin kullanıldığını, terörle mücadeleye "devlet terörü" denildiğini, Kandil''den, Mahmur Kampı''ndan eğitim görüntüleri verildiğini, PKK''nın Kandil''deki başı Karayılan''ın veya teröristbaşının mesajlarının yayınlandığını herhalde bilmiyorsunuz? PKK''nın düzenlediği, çocuk ve kadınların öne sürüldüğü yasa dışı gösterilerin nasıl sunulduğunu da görmediniz mi?

İşte, bütün dünyada suç sayılan bu bölücü terör ihanetine AB, "ifade özgürlüğü" diyor, himaye ediyor. Tüm bu kepazeliklere rağmen bizimkiler hâlâ AB''ye uyup, Roj-TV''leri yurdun her yerine yaymaya çalışıyor. Yerli Roj-TV''lerimiz yayına başlarsa, bakarsınız ihtiyaç kalmayacağından Danimarka''dakini kapatırlar. İktidar da, "biz kapattırdık" diye "zaferini" ilan eder!..