PKK Out; Barzani İn - Yusuf Gezgin
PKK Güneydoğuyu siyasallaştırdı, Kürtçülük fikrini bölge insanına yerleştirdi. Türk ekonomisinin en az 20 yılını heba etti. Artık misyonu bitti. Bu günlerde ise ister Büyük Ortadoğu Projesi deyin, isterse Büyük İsrail veya Büyük Kürdistan projesi deyin, adına ne derseniz deyin yeni bir safhaya girildi. Dolayısıyla zaten PKK miadını doldurdu ve defterinin senaryo gereği dürülme zamanı geldi. Şimdilerde İsrail’in ve Amerika’nın himayesindeki Kürt gurupların sınırlarımızda propagandaları yapılmakta, Büyük Kürdistan’ın altyapısı hazırlanmaktadır. Son yirmi yılda gelinen mesafeyi dikkate alırsanız; Önce bölgede terörü beslediler, sonra kültürel altyapı ve devlet beklentisi oluşturuldu. Son günlerde ise kuzeyde kurulan devletle bizim Kürtleri birbirine yaklaştırma siyaseti izleniyor. Büyük ihtimal Apo’nun paketlenip bize teslim edilmesi de bu planın bir parçası idi. Ecevit’in bir beyanatında “bize niye teslim ettiklerini hala anlamış değilim” dediğini hatırlayın. symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenakamagra link kamagra gel
PKK terör örgütü kurulduğu ilk yıllardan itibaren kuruluş maksadı açısından epeyce hizmet! etti. Türkiye’nin yüz milyarlarca Dolarına mal oldu. Ekonomik gelişmesinin önünü tıkadı. En az 30.000 insanımızın canına mal oldu.
Daha da önemlisi ülkede Doğu-Batı, Türk-Kürt gibi keskin ayrılıklar oluşturdu. Toplumun farklı kesimlerinde şövenist ve ayrılıkçı duyguların geri dönülmeyecek şekilde kabarmasına neden oldu.
Yani bu belayı ortaya çıkaranlar, Türkiye’nin başına saranlar açısından oldukça verimli sonuçlar elde edildi. Maksat fazlasıyla hâsıl oldu.
Son günlerde ise artık PKK’nın bitirilmesi gerektiği konuşulmaktadır. Bizim medyamız ve yetkililerimiz tarafından ABD’li yetkililere Kuzey Irak’ta ki PKK varlığının sona erdirilmesi konusunda yalvarmaya varan bir ısrar bulunmaktadır. Öyle bir hava oluşturuldu ki “siz PKK’yı bitirin bizde üzerimize ne düşüyorsa yapalım” noktasına getirildi mesele. Kanaatimce Amerikalı ve İsrailli dostların! istediği tam da buydu. PKK sorununun kangren olduğunun ve mutlaka kendileri tarafından çözülmesi gerektiğinin herkesin duyacağı şekilde ilanı gerekiyordu.
PKK Güneydoğuyu siyasallaştırdı, Kürtçülük fikrini bölge insanına yerleştirdi. Türk ekonomisinin en az 20 yılını heba etti. Artık misyonu bitti. Bu günlerde ise ister Büyük Ortadoğu Projesi deyin, isterse Büyük İsrail veya Büyük Kürdistan projesi deyin, adına ne derseniz deyin yeni bir safhaya girildi. Dolayısıyla zaten PKK miadını doldurdu ve defterinin senaryo gereği dürülme zamanı geldi.
Şimdilerde İsrail’in ve Amerika’nın himayesindeki Kürt gurupların sınırlarımızda propagandaları yapılmakta, Büyük Kürdistan’ın altyapısı hazırlanmaktadır. Son yirmi yılda gelinen mesafeyi dikkate alırsanız; Önce bölgede terörü beslediler, sonra kültürel altyapı ve devlet beklentisi oluşturuldu. Son günlerde ise kuzeyde kurulan devletle bizim Kürtleri birbirine yaklaştırma siyaseti izleniyor. Büyük ihtimal Apo’nun paketlenip bize teslim edilmesi de bu planın bir parçası idi. Ecevit’in bir beyanatında “bize niye teslim ettiklerini hala anlamış değilim” dediğini hatırlayın.
Bizim ısrarlarımıza da cevap verecek şekilde PKK’nın altının boşaltılıp, alanın Kuzey Irak kökenli guruplara bırakılacağı konusunda ciddi endişeler taşıyorum. Apo’nun devlet taraftarı açıklamalarında bu gelişmelerin ne kadar etkisi var bilemiyorum. Ancak PKK bölgede tabanını kaybetme konusunda oldukça telaşlı görünüyor.
Beni meraklandıran şey ise, zaten miadı dolmuş ve büyük proje gereği rolünü Kuzey Irak’taki guruplara veya devlete devredecek olan PKK’nın bitirilmesi karşısında, Türkiye’nin ne bedel ödemek zorunda kalacağıdır.
Geçtiğimiz hafta Türkiye’ye gelen CIA Başkanı’nın ajandasındaki ana konunun bu olduğu yönünde spekülasyonlar var. “Biz PKK’yı bitirelim tamam, ama siz İran ve Suriye ile ilgili ne yapacaksınız?” konusu çerçevesinde görüşmeler yapıldığı sanılıyor.
Kanaatimce hem PKK’dan daha büyük bir sorunu devralacağız Hem de bu büyük sorunun karşılığı olarak ABD’ye bazı bedeller ödeyeceğiz. Umarım bu bedeller yeni sorunların da kaynağı olmaz.
Bütün bunlar Türkiye’nin günübirlik uygulamaları dışında uzun vadeli hiçbir dış politikasının olmamasının bir sonucudur. Dışişleri mensupları ise (son sınavda da olduğu gibi) Komünist Partili ve psikolojik problemi olan akrabai-taallukatını; ileride diplomat olacak meslek memuru olarak bakanlığa doldurup iş-güç sahibi yapmakla meşguldür. Yazılıda ön sıralarda olan pek çok Anadolu çocuğu kara Türk’ü subjektif mülakatlarla gerilere itip, aileden, seçkin sınıftan beyaz Türk’ü bakanlık bürokrasisine sokmayı yine başardılar. Maalesef sayın Bakan bu tabloyu sadece izlemekle iktifa ettiler.
Olmayan dış politikamızı ve Dışişleri Bakanlığının ne ürettiğini fırsat olursa ileride ele almayı düşünüyoruz.