Dış Politika20 Aralık 2005 00:00
"Al, beni vur" mantığı!.. SUYUMUZU NİÇİN BEDAVA VERİYORUZ ? - Hulki Cevizoğlu
Türkiye''de geniş bir kitle tarafından kabul edilen bir görüş var: "Atatürk''ten sonra Türkiye hiç iyi yönetilmedi!"Son yıllarda yaşananları gördükçe, bu söze daha çok hak verir hâle geldik. Yaşadığımız büyük sıkıntılar, "bugünün" sıkıntıları değil. Çok eskiden geliyor. Yani, önceki iktidar sahiplerinin attığı yanlış adımların sonucunu da bugün görüyoruz. Hataların cezasını, bugün çekiyoruz.Bugün yapılan yanlışların acısı da bizim çocuklarımızdan çıkacak.. Bu, kör bir döngü biçiminde devem edip gidiyorlevitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetes
KATİLİNİ BESLEMEK !
Son Ceviz Kabuğu programında, izleyicilerin ağzını açık bırakan bir şaşkınlık yaşandı.
Ülkemizin verimli suları, özellikle Dicle ve Fırat nehirlerinin sularını, o bölgemizdeki topraklar kuraklıktan çatlarken, Suriye ve Irak''a bedava verdiğimiz ortaya çıktı!..
Teslimiyetçi mantığın esiri olanlar, "Ne var canım, uluslararası sözleşmeler var, sınır aşan sularınızı bedava vermek zorundasınız" diyebilir. Ki, bu tümüyle yalandır.
Böyle sözleşmeler yok mu?.. Var.
Bizi bağlamıyor mu?.. Bağlıyor.
Öyleyse, nasıl karşı çıkabiliyoruz?.. Anlatalım. Önce bir hatırlatma yapılım. Amerika Birleşik Devletleri, kendisini demokrasinin ve hukukun, insan haklarının beşiği ve koruyucusu ilân ettiği halde, işine gelmeyen hiçbir uluslararası sözleşmeye uymuyor. Çevre koruma ve nükleer silahların korunması dahil.
O Suriye değil miydi, yıllarda teröristbaşı Abdullah Öcalan''ı besleyen ve yataklık eden? Nasıl oluyor da, binlerce insanımızın kanına giren Öcalan''a yataklık eden bir ülkeye; siz yaptırım uygulamak bir yana, kendi suyunuzu bedava veriyorsunuz? Verdiniz?
Niçin, "O adamı bana teslim etmezsen, sana su vermem" demedi iktidarlarımız?..
Bu, "Silahımı al, beni vur" demek değil mi?.. Katilini beslemek anlamına gelmiyor mu?.. Kesinlikle öyle. Nitekim yıllarca bizi vurmadılar mı?.. Ondan sonra da, ortalıklara çıkıp, falanca filanca ülke bize yardım etmiyor diye bağırdık!..
SUYUMUZU NİÇİN BEDAVA VERİYORUZ?
Peki, bizi bağlayan sözleşmeler biz hayır diyemez miyiz, ya da daha önce hayır diyemez miydik? Elbette ki derdik.
Nasıl oluyor da, bizim suyumuzu, bizden "bedava" alıyorlar. Üstelik, buna suyu alanlar değil de, konuyla alâkası olmayan ülkeler karar verebiliyor? Hariçtekiler gazel okurken, sizin sesiniz çıkmıyor, çıkmadı?.. Bugün niçin susuyorsunuz? Türban,vs. tartışmasına balıklama atlayan tüm siyasi partilerin aklına böyle yaşamsal bir konu niçin gelmiyor ve sesini çıkarmıyor?.. Ucuz ve basit çıkışlara alışan bizim partilere ağır gelen bir durum galiba!..
Şimdi sıkı durun. Biz terörist ilan edilen ülkeye, Suriye''ye bedava su verirken, Bulgaristan''dan para vererek su almışız!...
Hangi ülke bize petrolünü bedava veriyor? Ya da hangi malını bedava veriyor?
KKTC yıllardır kuraklık çekiyor. Niçin, Akdeniz''e bir "su boru hattı" döşeyip, kendi insanlarımıza su göndermedik?
Karadeniz''in 2 kilometre altına "doğalgaz boru hattı" döşendiğini görmedik mi?.
Bu kadar zilleti bize çektirenler, hangi yüzle bugün din, iman ya da Atatürkçülük kavgası yapmaya çalışıyor?
Son Ceviz Kabuğu programında, izleyicilerin ağzını açık bırakan bir şaşkınlık yaşandı.
Ülkemizin verimli suları, özellikle Dicle ve Fırat nehirlerinin sularını, o bölgemizdeki topraklar kuraklıktan çatlarken, Suriye ve Irak''a bedava verdiğimiz ortaya çıktı!..
Teslimiyetçi mantığın esiri olanlar, "Ne var canım, uluslararası sözleşmeler var, sınır aşan sularınızı bedava vermek zorundasınız" diyebilir. Ki, bu tümüyle yalandır.
Böyle sözleşmeler yok mu?.. Var.
Bizi bağlamıyor mu?.. Bağlıyor.
Öyleyse, nasıl karşı çıkabiliyoruz?.. Anlatalım. Önce bir hatırlatma yapılım. Amerika Birleşik Devletleri, kendisini demokrasinin ve hukukun, insan haklarının beşiği ve koruyucusu ilân ettiği halde, işine gelmeyen hiçbir uluslararası sözleşmeye uymuyor. Çevre koruma ve nükleer silahların korunması dahil.
O Suriye değil miydi, yıllarda teröristbaşı Abdullah Öcalan''ı besleyen ve yataklık eden? Nasıl oluyor da, binlerce insanımızın kanına giren Öcalan''a yataklık eden bir ülkeye; siz yaptırım uygulamak bir yana, kendi suyunuzu bedava veriyorsunuz? Verdiniz?
Niçin, "O adamı bana teslim etmezsen, sana su vermem" demedi iktidarlarımız?..
Bu, "Silahımı al, beni vur" demek değil mi?.. Katilini beslemek anlamına gelmiyor mu?.. Kesinlikle öyle. Nitekim yıllarca bizi vurmadılar mı?.. Ondan sonra da, ortalıklara çıkıp, falanca filanca ülke bize yardım etmiyor diye bağırdık!..
SUYUMUZU NİÇİN BEDAVA VERİYORUZ?
Peki, bizi bağlayan sözleşmeler biz hayır diyemez miyiz, ya da daha önce hayır diyemez miydik? Elbette ki derdik.
Nasıl oluyor da, bizim suyumuzu, bizden "bedava" alıyorlar. Üstelik, buna suyu alanlar değil de, konuyla alâkası olmayan ülkeler karar verebiliyor? Hariçtekiler gazel okurken, sizin sesiniz çıkmıyor, çıkmadı?.. Bugün niçin susuyorsunuz? Türban,vs. tartışmasına balıklama atlayan tüm siyasi partilerin aklına böyle yaşamsal bir konu niçin gelmiyor ve sesini çıkarmıyor?.. Ucuz ve basit çıkışlara alışan bizim partilere ağır gelen bir durum galiba!..
Şimdi sıkı durun. Biz terörist ilan edilen ülkeye, Suriye''ye bedava su verirken, Bulgaristan''dan para vererek su almışız!...
Hangi ülke bize petrolünü bedava veriyor? Ya da hangi malını bedava veriyor?
KKTC yıllardır kuraklık çekiyor. Niçin, Akdeniz''e bir "su boru hattı" döşeyip, kendi insanlarımıza su göndermedik?
Karadeniz''in 2 kilometre altına "doğalgaz boru hattı" döşendiğini görmedik mi?.
Bu kadar zilleti bize çektirenler, hangi yüzle bugün din, iman ya da Atatürkçülük kavgası yapmaya çalışıyor?