Medeniyetiniz Elden Gidiyor
Medeniyetiniz Elden Gidiyor Türkiye'nin kıble değiştirme gayretlerinin hızlandırıldığı ve dayatıldığı netameli yıllardan bir gündür. Kendi değerlerinin değerini bilemeyenlerin, kabahati değerlerine yükleyerek, başka yerlerde değerler aradığı trajedik komik yıllar... new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectscialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon
Türkiye'nin kıble değiştirme gayretlerinin hızlandırıldığı ve dayatıldığı netameli yıllardan bir gündür. Kendi değerlerinin değerini bilemeyenlerin, kabahati değerlerine yükleyerek, başka yerlerde değerler aradığı trajedik komik yıllar...
Malatya ilimizde büyük bir açılış yapılacaktır.
Genç bir idealist olan Osman Yüksel Serdengeçti merhum da, gazetecilik-dergicilik nedeniyle, bu açılışı takip etmektedir. Yanında da meşhur gazeteci (!), bugünkülerin ilk nüshası, Mehmet Emin Yalman vardır.
Ortadaki kara bir örtü ile örtülmiş dev bir yığının etrafında olayı izlemektedirler.
Kürsüye çıkan resmi zevat, cumhuriyetin faziletlerinden, çağdaşlıktan, hürriyetlerden, medeniyetlerden dem vuran nutuklarını, atıp-atıp inmektedirler.
Osman Yüksel Serdengeçti heyecanlanmış, yeni icat edilmiş dev bir makina hayaline dalmışken, kara örtü yavaş yavaş açılır. Ortada bütün çirkinliği ile kocaman bir çıplak adam heykeli durmaktadır. Çırıl çıplak, tüm ruhsuzluğuyla...
Mehmet Emin Yalman heyecanla Osman Yüksel'i dürterek, daldığı hayalden uyandırır ve gururla "Osmancığım işte medeniyet" der. Osman Yüksel Serdengeçti, adeta küçük dilini yutmuştur..
Seslenmez...Seslenemez...
Akşam olmuş, otele dönmüşlerdir. Mehmet Emin Yalman'la aynı odayı paylaşmaktadırlar.
Mehmet Emin gördüğü "Medeniyet"in süslediği rüyasına dalmıştır çoktan. Lakin idealist genç adam Osman Yüksel huzursuzdur. Uyuyamamıştır, uyuyamayacaktır da bir daha...
Ama Malatya'da "Medeniyet"ten huzursuz olan ve uyuyamıyan başkaları da vardır.
Malatya halkı, şehirlerinin ortasına dikilen, bu "Medeniyet"i kabul edememektedirler. Tüm şehir adeta ayaklanmıştır.
Tam geceyarısı, heykelin dikildiği meydana bakan odasında, Osman Yüksel Serdengeçti, garip seslerle irkilir. Camdan dışarı baktığında, Malatya'lıların ellerinde testere ile, heykelin ayıplı yerlerini budadıklarını görür. Heyecan ve sevinçle Mehmet Emin Yalman'ı yatağından dürter ve istihza ile seslenir:
"Kalk kalk Mehmet Emin, Sizin Medeniyet elden gidiyor, kalk!."
Biz de yıllardır Mehmet Emin'lerin "Medeniyet" telakkisini, Batı'yı, batılı değerleri, batının insan anlayışını, çifte standartını anlatır dururuz, dilimiz döndüğünce...
Mehmet Akif Ersoy merhumun neden; "Ulusun,korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar/ "Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar" mısralarında, Batı Medeniyet'ini "tek dişi kalmış canavar" a benzettiğini izaha çalışırız...
İtirazlar yükselir hemen, en tiz perdeden...
"Ama bak Batı'da insan hakları var...Biz de var mı?"
"Ama bak Batı'da din ve vicdan hürriyeti var...Biz de var mı?"
"Ama bak Batı Medeniyet'ine...Biz de var mı?"
Uzar gider itirazlar, aynı uslüp ve aynı aymazlıkla...
Biz ise usanmışlık, bıkmışlık içerisinde, Osman Yüksel Serdengeçti gibi, deveye hendek atlatmaya çalışırız...
Deriz ki; "biz" dediğiniz kim?
Eğer şu anki "biz"se, o saydıklarınızın olmayışı, "bizim" değerlerimizden değil, o değerlere sırt çevirmiş olmamızdandır.
Eğer "Medeniyet"imizin manasında, "tarihimiz" manasında "biz"se; o zaman biz tarihimizi, medeniyetimizi yanlış öğrenmiş, geçmişine "düşman gözlükleri" ile bakmış zavallılarız.
Önce bunu bir tesbit edelim. Çünkü yanlış yerden yola çıkanlar, doğru neticeye ulaşamazlar. Ayrıca, insan hak ve haysiyetine saygılı, din ve vicdan hürriyetini hazmetmiş, hukuk kurallarına bağlı, demokratik bir Batı, sadece propaganda da vardır.
Belki biraz da kendi insanına karşı...
Ama diğer milletlere, diğer dinlere, diğer topluluklara karşı, o saydığınız insani değerleri taşıyan ve yaşayan bir Batı'yı, biz hiç mi hiç bir zaman yaşamadık, duymadık...
Bilakis, tarihi kan ve katliamlarla yazılmış, girdiği her yerde belgeli katliamlar yapmış, çıktığı her yerde toplu mezarlar bırakmış bir Batı tanıdık biz...
Alın Haçlı Seferlerini....
"Aman efendim o kadar da geçmişe gitmeyin...Siz önyargılısınız".
Peki 19. yüzyılda Afrika ve Asya'ya "Medeniyet" taşıma iddiasındaki Batı vahşetine ne dersiniz?...
"Aman efendim onlar geçmişte kaldı...Batı ilerledi, medenileşti".
Peki... Vazgeçtik Kızılderililer'e uygulanan soykırımdan, katliamdan, zencilere hala uygulanan vahşet ve ayrımdan, Vietnam'a, Kombaya'ya, Şili'ye, Filipinler'e ne demeli?..Güney Afrika'da, Uganda'da ki, Panama'da ki vahşete ne demeli...Daha dün oldu bunlar!..
"Aman efendim, siz de çok insafsızsınız canım...Onlar ABD'nin geçmişte işlediği günahlar...Hem Batı sade ABD değil ki..."
Peki, Kanada'nın daha 70'li yıllara kadar, kiliseler eliyle yerli-Kızılderililer'e uyguladıkları, Fransa'nın Cezayir katliamları, İngiltere'nin Çin ve Hint'te uyguladığı hunharlıkları, Rusya'nın Balkan ve Türkistan, Kafkas, Kırım cinayetleri...Onlar da mı geçmişte kaldı?..
Ya Avrupa'nın göbeğinde yaşanan Bosna-Hersek katliamları, Çeçen kırımı, Afgan cinayetleri, Filistin zulmü, Sudan barbarlığı...
Bütün bunlar, Batı'nın gözleri önünde, onun verdiği silahlarla, onun yardım ve yataklığı ile olmuyor mu?
"Ama efendim onlar ilkel bölgeler...Batı oraya demokrasi, hukuk,adalet ve medeniyet getiriyor. Bakın Irak'ı bile Saddam zulmünden ABD kurtardı...Afganistan'da demokrasi geldi bile...Türkiye dahi ancak AB'ye girerse kurtulur..."
Dedim ya, anlatmak için anlayacak kapasite gerekir...
Diyordum ki, huylu huyunu göstermede gecikmedi...
Fransa ve Almanya başta olmak üzere, Avrupa ülkelerinde, din ve vicdan hürriyeti, konu müslümanlar olunca, sırra kadem baştı...
Önce başörtüsü yasakları, verilmeyen din dersi hakları, derken polis bir de camileri bastı...
Sonra ABD'nin Afgan kokusu, Guatemale'deki esirlerle ilgili, hayvani muamalelerle, ortaya çıkmaya başladı...
Daha sonra ABD ve İngiliz'lerin (şimdilik açıklanan bunlar. Görünen, aynı şeyler Filistin, Çeçenistan ve benzeri yerlerde yıllardır sürdürülüyor.) İnsanı insanlığından utandıran El-Garip resimleri sökün etmeye başladı peşpeşe...
Sonra Afganistan'da insan avcıları ile ABD ortaklığı, ortalığı ağır bir kokuya verdi, insanlık adına...
Ve Türkiye-AB ilişkilerinde ki yeni gelişmelerle, tam bir çifte standart sırıttı üstüne üstelik...
Şimdi biz de Osman ağbi gibi sesleniyoruz, Mehmet Emin Yalman müridlerine ve uyanamayan uyanıklara:
Uyanın artık sayın batıcılar, demokrasiniz, insan haklarınız, din ve vicdan hürriyetlerinizle birlikte "Medeniyetiniz" elden gidiyor...
"Mimsiz Medeniyetiniz"...
Ve maalesef, ayıplı tarafları da, testereyle-usturayla düzeltilecek cinsten de değil...
Strateji.Org