Siyaset21 Şubat 2005 00:00

'Hasta adam' öldürülürken - Yiğit Bulut

Son birkaç ay içinde yaşananlar, 'ekonomimizin sıcak para ile yok yere rehin alınması, dış politikada geldiğimiz nokta, Kuzey Irak'ta yaşananlar, AB adı altında var olan değerlerimize su katılması, İsrail'in ABD desteğiyle Suriye içinden koridor açarak, Lübnan'ı yok ederek Türkiye'ye doğru genişleme arzusunun deşifre olması, Barzani ve Talabani'nin Irak Kürdistanı terimini kullanarak ardından 'Bölgedeki bütün Kürdistanları birleştirelim' sözleri, Rumların zorla Kıbrıs olarak tescil ettirilmeye çalışılması ve hatta bu konularda ilerleme sağlanamayınca AB ve ABD'nin işi doğrudan veya makaleler aracılığıyla tehditlere vardırmaları' içimde en küçük bir şüphe bile bırakmadı: Türkiye Cumhuriyeti cebren ve hile ile tasfiye ediliyor .discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium site naproxen kruidvatfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilobuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

 Başlığın bir bölümünü hepimiz, ortaöğretimde geçen 'Osmanlı devleti hasta adama benzetiliyordu' cümlesinden hatırlıyoruz.
 Bu cümleyi bize tez olarak aktaran kitapların bize gururla sunduğu antitez, 'benzetmeye ve işgale karşı verilen savaş', sonrasında ortaya çıkan güçlü sentez; 'kurulan Türkiye Cumhuriyeti'Sevgili dostlar, o günlerde 'hasta adam' ifadesi sanki 'bir daha hiç kullanılamayacak', Cumhuriyeti kurmakla ebedi olarak tarihe gömülmüş bir dinamikti. Kurtulduğumuza o kadar emindik ki, kim derdi tam 111 yıl sonra yine aynı ifade gündeme oturacak ve o zaman Rusya'dan Avrupa'ya yayılan bu görüş şimdi büyük dostumuz Amerika'dan dünya kamuoyuna hap şeklinde yutturulmaya çalışılacak
 Peki biz nerede hata yaptık? Acaba hata yapmadık, olan biten bir şey de yok sadece kuruntu mu yapıyoruz? Son bir yıl içinde çıkan ve başlığı 'Türkiye Cumhuriyeti çökerken' gibi bir iddia taşıyan Vural Savaş imzalı kitabı her sabah gördüğümde, gidişatın 'hayra olmadığını son üç yıldır söyleyen' benim bile içimde taşıdığım şüphelere rağmen, 'Acaba fazla mı abartarak algılıyoruz' dediğim anlar oldu.
 Oldu ama son birkaç ay içinde yaşananlar, 'ekonomimizin sıcak para ile yok yere rehin alınması, dış politikada geldiğimiz nokta, Kuzey Irak'ta yaşananlar, AB adı altında var olan değerlerimize su katılması, İsrail'in ABD desteğiyle Suriye içinden koridor açarak, Lübnan'ı yok ederek Türkiye'ye doğru genişleme arzusunun deşifre olması, Barzani ve Talabani'nin Irak Kürdistanı terimini kullanarak ardından 'Bölgedeki bütün Kürdistanları birleştirelim' sözleri, Rumların zorla Kıbrıs olarak tescil ettirilmeye çalışılması ve hatta bu konularda ilerleme sağlanamayınca AB ve ABD'nin işi doğrudan veya makaleler aracılığıyla tehditlere vardırmaları' içimde en küçük bir şüphe bile bırakmadı: Türkiye Cumhuriyeti cebren ve hile ile tasfiye ediliyor
 Evet, yanlış okumadınız, nasıl ki 2001 krizi sonrası her zaman paylaştığımız gibi ABD tarafından ilk etapta istenmeyen sentez olarak ortaya çıkan AKP iktidarının mikro planda, 'destekli istifalarla' tasfiye edilmesi alt süreci başlamışsa, kesin olarak eminim ki, 'hasta adam Osmanlı sonrası' hesapta olmayan ama Mustafa Kemal ve silah arkadaşları tarafından kurulan 'Türkiye'nin' yeni tabiriyle 'neo hasta adam'ın tasfiye süreci de makro plan içinde hızlandı (sorun AKP'nin makro tasfiyede 'verimlilik ömrünü' doldurması).
 Sevgili dostlar, bu köşeyi bugünden geçmişe okursanız, Derviş'in Türkiye'ye antitez olarak gönderildiği ilk günden itibaren 'ekonomik tabanlı' bütün siyasi şekillendirmeleri bulabilir, kurulacak tez-antitez-sentez döngüleri içinde bugün yaşayacağımız 'sıcak giriş tabanlı' sahte cennetin tespit edildiğini, hatta alınanların alınması veya belli bir süre içinde alınamaması sonucu AKP'ye karşı girişilecek operasyonu detaylı şekilde görebilirsiniz
 O günlerden bugünleri yazdığımda 'bunlar komplo' diyenler şimdi size söyleyemeseler bile kendi vicdanlarında 'söylenenlerin bir bir gerçekleştiğini, var olan Türkiye'yi değiştirerek içine monte edecek Ortadoğu kaynaklı makro planın' hayata geçtiğini çok iyi biliyorlar ve sessizce söylüyorlar
 Bugün geldiğimiz nokta çok açık, peki bundan sonra neler olabilir? Konunun detayı çok uzun olduğu için tasfiye sürecinde kısa ve orta vadede yaşanabilecekleri sorgulamakta yarar var
 1999 sonrası oluşan döngüde bir türlü 'Derviş'li bir iktidar yaratılamadı'. Bu gerçek ışığında Derviş 'Atatürk'ün partisine monte' edilirken defakto doğan AKP iktidarı ve 'kontrolü zor olan Erdoğan', danışmanlar ile çevrelenerek işbirliği yapılması tasarlandı. Bu tasarı AB yolunda Türkiye'nin var olan yapısının sulandırılması yolunda başarılı sonuçlar verirken, tezkere geçmesi, ABD'nin Türkiye'ye askeri girişi, Ortadoğu işgalinde Türk askeri kullanılması gibi başlıklarda ilerleme sağlanamadı. Bu noktada devreye 2001'in sihirli formülü girdi:
 sıcak para ile taşı tepeye kadar çıkarıp oradan aşağı atarak yeni bir 'Hegelian' döngü başlatmak (bugün gördüğünüz sahte cennetin sebebi). Sonra görüldü ki; bir ucundan cennet yaratılsa, Türk toplumunun dokusu ekonomik rahatlama ile gevşese bile istenen sonuçlar (ABD hedeflerine Türk halkının sahip çıkmaması, AB uzantılı Helen isteklerine karşı durulması) bir türlü var olan yapı ile elde edilemiyor. İlk etapta 'altın adam' Derviş yıpratılmadan Sarıgül CHP içinde harekete geçirildi (Sarıgül bilinçsizce alet olmuş olabilir). Bu operasyon başarısız olunca ve özellikle Rice'ın ziyaretinde istenenler elde edilemeyince Mumcu istifası geldi ve sonrasında o güne kadar AKP'ye sıcak bakanların amansız eleştiri yağmuru başladı
 Peki şimdi? Dinamiği AKP içi ve dışı olarak ayırmak gerekli. 'Derviş-Mumcu' odaklı aşırı liberal 'istenebilecek' sentezin oluşumu zorlanırken, AKP içinde de Erdoğan'a karşı 'Sarıgül' operasyonu başlayabilir. Bu denklemin içinde yer alabilecek isimlere gelince (bu yazıyı kesip, saklayın) orta vadede düşük ihtimal Gül ve/veya Çiçek odaklı, büyük ihtimal 'Gökçek' tabanlı bölünmeler bekliyorum
 Bu noktada son bir yıldır savunduğum 'Erken seçim olacak' tezime gelince. Erdoğan, bu oluşuma vakit bırakmadan çok kısa sürece seçime gidebilir (Mumcu'nun pazar günü Vatan'da çıkan haberi: "Kabinede erken seçim harici bir şey konuşamaz olmuşlardı."
 Son söz: Yukarıda anlattıklarım orta vadeli gelişmeler. Kısa vadede olaya ekonomik dengeler açısından bakarsak 'senaryo antitez' üretebilir hale gelene kadar 'sıcak para' girişi devam edecek
 Edecek ama sıcak para rehaveti ile 'tasfiye' edildiğimiz gerçeğini lütfen unutmayın!