Siyaset9 Aralık 2005 00:00
Emin Şirin'den Hilmi Özkök'e sert mektup!
Emin Şirin mektubunda, milletvekillerinin, Genelkurmay Başkanlığı'nın sesini başörtüsü ve tabur tartışmalarında değil, iç ve dış güvenlik konusundaki brifinglerle duymak istediğini vurguladı. ‘Sizleri duymak istediğimiz hiçbir konuda duyamadık’ ifadesini kullanan Emin Şirin, Genelkurmay'ı; Kıbrıs, Kuzey Irak, Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi ve Şemdinli olaylarındaki tutumlarından dolayı eleştirdi. new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponssitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
| Bugün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'e aşağıdaki mektubu yazdım. Mektubu sizlerle de bu sütunda paylaşmak istiyorum: |
| 8 Aralık 2005 tarihli BA-08/05 numaralı basın açıklamanız ile ilgili görüşlerimi size iletmek istiyorum: Müsaadenizle açıklamayı beraber okuyalım: “Bazı yazılı ve görsel basın yayın organlarında Muhafız Taburunun TBMM bölgesindeki mevcudiyetinden ve Türk Silahlı Kuvvetlerine ait karargah ve kurumların Ankara içindeki konumlarından rahatsızlık duyanlar olduğu şeklinde haberlerin yer aldığı görülmüştür. Geçmişte bir benzeri görülen bu tür davranış konusunda kamuoyu daha önce bilgilendirilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerini, bağrından çıktığı Yüce Türk Ulusunun önce gözünden sonra gönlünden uzaklaştırma gayreti olarak değerlendirilen bu tür girişimler endişe ve hayretle karşılanmakta ve münferit bir hezeyan olarak değerlendirilmektedir. Bu davranışla Yüce Ulusumuzun gönlünde kimler tarafından ve hangi amaçlarla bir boşluk yaratılmaya çalışıldığı ve bunun olası maksadı kamuoyunun takdir ve değerlendirmelerine saygı ile sunulur.” Üslubunuzun ve hatta kullandığınız mantığın özellikle Silahlı Kuvvetlerle millet arasında ters bir tepki yaratacağını, amacınızın tam tersine bir durumla karşı karşıya olduğunuzu ve milletvekillerine karşı çok daha saygılı davranmak gereğini size hatırlatırım. Açıklamanızda değindiğiniz yazıyı yazanın Resul Tosun adlı milletvekilimiz olduğu herkesin malumu. Ancak siz, yazınızı muğlak bir muhataba hitap ederek ortada bırakmışsınız. “Muhafız Taburunun TBMM bölgesindeki mevcudiyetinden rahatsızlık duyulması” hususunu da münferit bir hezeyan olarak değerlendiriyorsunuz. Sizi, özellikle milletvekillerine ve fikirlerini nezaket sınırları içerisinde ifade edenlere saygılı olmaya ve yukarıdan bakmamaya davet ediyorum. Biliniz ki bu üslubunuz, aradığınız amacın tam tersine hizmet ediyor ve Silahlı Kuvvetlerimizi tam da istemediğiniz bir görüntünün içine sokuyor. Bundan evvel de, 2003 senesinin sonunda bir “Hüsrev Kutlu meselesi” çıkmıştı. Siyasi lugatımıza, Cumhurbaşkanımızın dokunulmazlık konusundaki taleplerini “yemezler” vecizesiyle katkı yapan Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu, 2003 yılının sonlarında da Atatürk’ün TBMM’de bulunan Mareşal rütbeli resmi ile TBMM’de bulunan Muhafız Taburu’nun çıkardığı gürültüden şikayet etmişti. Yine Genelkurmay Başkanlığı’ndan sert bir açıklama ile karşılaşmıştık. Ben, birkaç gün sonra 02.01.2004’te şunları yazmıştım: “Hüsrev Kutlu’nun son konuşmalarına gelince: Bu konuşmalar mana itibariyle, maalesef, çok ciddi bir Ordu ve Atatürk karşıtlığı içeriyor. İfade tarzı ve söylem itibariyle de demokratik tepkinin çok ötesinde. Atatürk’ün manevi şahsiyetini, Mareşal üniformalı resmini tenkit etmenin manası nedir? Hüsrev Kutlu’nun bu tepkisinden sonra ben şahsen, TBMM’nin önemli bir salonunun ilk Meclis’in fotografları ve özellikle Meclisimizin kurucusu Atatürk’ün tablo ve resimleriyle devamlı bir sergi haline getirilmesini teklif edeceğim. (Not: Tersine, milletvekillerine para kazandıracak resim ve fotograf sergileri ya da İslami motifli sergiler açılıyor.) TBMM’nin içinde bulunan tabura gelince; bu taburdan ben de rahatsızdım. Taburun, bulunduğu yer ve özellikle talim yapan askerlerin Meclis’in Güvenlik Caddesi kapısından girenlerin önünde atletle talim yapmaları, bazen talim saatlerinde yolu tıkamaları ve milletvekili olarak bu talimin bitmesini beklememiz, taburun özel bir gazinoya sahip olması (girişinde hüviyet kontrolü yapılması) beni rahatsız ediyor. Ama Hüsrev Kutlu’nun bu çıkışından ve AK Parti’nin bu tavrından sonra tavrımı değiştiriyorum. Bu Merasim Taburu sembolik de olsa TBMM’nin içinde ilelebet kalmalı. Buna mukabil, askerimizden de bir talebim var; Bu taburun işgal ettiği alanı küçültün; taburun talimlerini de TBMM’ye üç-beş dakikalık yürüme mesafesinde olan Kara Harp Okulu’nun alanına alın. Zira, TBMM’nin alanı Merasim Taburu’nun talim alanı değil... TBMM Başkanımızdan da bu konuda inisiyatif kullanmasını bekliyoruz. Özetle; Merasim Taburu daha ufak, daha derli toplu binada TBMM’de ilelebet kalmalı ama talimlerini Meclis sahasının dışında yapmalı.” Bugün bu teklifimi aynen tekrarlıyorum. Muhafız ve Tören Tabur Komutanlığının Yerleşim yeri Kara Harp Okulu olmalı, TBMM’de çok daha ufak sembolik bir binası ve yeri bulunmalı ve talimlerini kesinlikle TBMM’nin sahasının dışında bir yerde yapmalı. Genelkurmay Başkanlığımıza da bir hatırlatmam var: Biz milletvekilleri sizleri, başörtüsü veya TBMM’de milletvekillerini varlığı ile değil, davranışları ile rahatsız eden Muhafız ve Tören Tabur Komutanlığı hakkında konuşulduğu zaman sert üsluplu açıklamalarınızla duymak değil, bizlere vereceğiniz iç ve dış güvenlik konusundaki brifinglerle duymak istiyoruz. Sizleri duymak istediğimiz hiçbir konuda sizleri duyamadık. Ne Kıbrıs, ne Kuzey Irak, ne diğer güvenlik konularında bir komisyona gelip, milletvekillerine açık bir brifing vermediniz. Sizin döneminizde 11 askerimizin başına çuval geçirilmesi meselesi, milletvekillerini çok derinden yaraladı. Keza, Şemdinli olaylarında derhal bir soruşturma açıp işi neticelendirme yerine, “Ne korurum, ne suçlarım” şeklinde mesuliyetten kendini sıyıran konuşmanız da bizi hayrete düşürdü. Size yazdığım bu satırlarla Resul Tosun’un siyasi anlayışına, siyasi amaçlarına sahip çıkmıyorum. Ancak, bir milletvekiline ve milletvekilliğinin manevi şahsiyetine daha dikkatli bir üslup içinde olmanız gerektiğini düşünüyorum. Saygılarımla. 09.12.2005 Emin Şirin İstanbul MİLLETVEKİLİ |