Siyaset9 Aralık 2005 00:00

Münferit Hezeyan - Hüseyin Mümtaz

Münferit hezeyanmış… Lâf.. Genelkurmay, Akepe milletvekili Tosun’un net ve açık yazısını “münferit” bir olay olarak gördüğünü ifade ederse tabii o da üstüne alınmaz, “bana söylemediler, beni ilgilendirmiyor” der. Genelkurmay’ın cevabi açıklamasını derinlikten yoksun bulduğumu ifade etmeliyim. Okuyucu hatırlayacaktır; ilk denemeyi Akepe iktidarının ilk yılında Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu yapmış ve şöyle demişti: “Odamda akşama kadar askerlerin sofra duasından diğer marşlara kadar hepsini dinlemek zorunda kalıyorum. Sonra askerler hep birlikte 'Sağ ol' diye bağırdığında, bazen odamdaki misafirler irkiliyor, neler olduğunu soruyor. Meclis'te kendimi askeri kışlada gibi hissediyorum. Ama işte bunlar gündeme getirip tartışamayacağımız konular.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesdiscount drug coupons click free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena

Hiçbir ülkenin meclisinin içinde bir tabur yok. Bu konular açıldığında, 'aman kimseyi rahatsız etmeyelim, germeyelim' deniliyor. Oysa askerlerin bu tür şeylerden rahatsız olmayıp Meclis'in sivilleşmesine öncü olması lazım. Bu konuda milletvekillerinin kanuni tedbirler alması hoş kaçmayabilir. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Avrupa'da görev yapmış, çağdaş bir kişi. Böyle Genelkurmay Başkanımız olması, bizim için şans” demişti.

Ben o zaman “Avrupa’da görev yapmış, çağdaş Orgeneral” Özkök’ün veya karargâhının herhangi bir tepkide bulunduğunu hatırlamıyorum.,

Kara Kuvvetleri Komutanı Yalman sert bir cevap vermişti..

O şimdi emekli.,

Arkadan, iki yıl sonra bir test daha yapılıyor ve bu defa sahnede Meclis Başkanı Arınç var.

Mecliste gerçekleştirilen yeni dönemin ilk başkanlık divanında milletvekillerine yeni ofis yapmak için taburun kalkmasını istediğini ancak kimseden destek görmediğini anımsatan Arınç, “Taburun buradan gitmesi için ya Bülent Arınç’ın Meclis başkanlığından gitmesi lâzım, ya da Akepe’nin iktidardan gitmesi lâzım” demişti.

Cihet-i askeriyeden gene en ufak bir tepki gelmemişti.

Meydanı boş bulunca çıkışın dozunu arttırdılar..

Akepe Tokat Milletvekili Resul Tosun Yeni Şafak Gazetesi’nde bir yazı yazdı.

Ve “ezcümle” dedi ki;

"Siyasetin merkezi olan Başkent Ankara siyasi görüntüden ziyade askeri bir görüntüye sahiptir. Başka bir ifadeyle Ankara’da attığınız her adım askerin siyasi Başkent üzerindeki etkisini hal diliyle haykırmaktadır" dedi.

AB’nin bir çok başkentini ziyaret ettiğini dile getiren Tosun, ancak hiçbir başkentte Ankara kadar "askeri renk" görmediğini söyledi. Tosun, Ankara’nın giriş ve çıkışlarının kışlalarla dolu olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Asıl milli iradenin yansıdığı yer olan TBMM çevresindeki görüntü, Ankara’ya sivil bir başkent olmaktan çok askeri bir başkent görüntüsü vermektedir. Askerin siyaset üzerindeki ağırlığını çok bariz bir şekilde göstermektedir. Demokrasinin temel unsuru olan halk iradesinin yansıdığı TBMM’nin hemen yanı başında yer alan Genelkurmay Başkanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Kara Harp Okulu hiçbir AB üyesi ülkede benzerine rastlanmayan bir görüntü vermektedir."

Tosun, TBMM’nin orta yerinde milletvekili bürolarının bitişiğinde bulunan kışlanın, milletvekillerinin çalışmalarını olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Tosun, "Milletvekilleri askeri eğitim sedalarının gölgesinde görev yapmaktadır, bürolarına gelen misafirler şaşa kalmaktadır" dedi. Resul Tosun, "Akşam saat 19.00’dan sonra ise TBMM’nin güvenliği askere tevdi edilmekte, bu saatten sonra bürosuna gitmek isteyen milletvekili kapıdaki nöbetçi ere kimliğini göstermek zorundadır" dedi.

Meğer beyimizin asıl ağırına giden Mehmetçiğe kimlik göstermek zorunda olmasıymış.

Mehmet o geçerken selam verse inanın bu yazıyı yazmazdı.

Şimdiye kadar tepki gösterseydiniz iş bu raddeye de varmazdı.

Genelkurmay da “cevabi notasında” şunları söyledi:

“Bazı yazılı ve görsel basın yayın organlarında Muhafız Taburunun TBMM bölgesindeki mevcudiyetinden ve Türk Silahlı Kuvvetlerine ait karargâh ve kurumların Ankara içindeki konumlarından rahatsızlık duyanlar olduğu şeklinde haberlerin yer aldığı görülmüştür. Geçmişte bir benzeri görülen bu tür davranış konusunda kamuoyu daha önce bilgilendirilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerini, bağrından çıktığı Yüce Türk Ulusunun önce gözünden sonra gönlünden uzaklaştırma gayreti olarak değerlendirilen bu tür girişimler endişe ve hayretle karşılanmakta ve münferit bir hezeyan olarak değerlendirilmektedir. Bu davranışla Yüce Ulusumuzun gönlünde kimler tarafından ve hangi amaçlarla bir boşluk yaratılmaya çalışıldığı ve bunun olası maksadı kamuoyunun takdir ve değerlendirmelerine saygı ile sunulur.”

Bunun neresi “münferit hezeyan” a muhteremler?

“Toplu bir hezeyan” olması için Akepeli vekillerin Genelkurmayın aslanlı kapısının önüne toplanıp koro halinde gidin demesini mi bekliyorsunuz?

Sıra ona da gelecektir, en ufak endişeniz olmasın..

Siz böyle Avrupa görmüş, çağdaş görüntü verdikçe bu köprülerin altından daha nice gür sular akacaktır.

Açıklamanın ilk paragrafı da ilginç ve özenle “dizayn edilmiş” bir görmeme-duymama-bilmeme sosu taşıyor.

“Bazı basın yayın organlarında…….rahatsızlık duyanlar olduğu şeklinde………haberlerin yer aldığı” görülmüş..

Allah Allah…

Mısır’daki sağır sultan Akepe Tokat Milletvekili Tosun’un ismi ve resmi ile köşe yazısı yazdığını duyup okudu da demek ki Genelkurmay’ın haberi yok…

Genelkurmay diyor ki;

“Türk Silahlı Kuvvetlerini, bağrından çıktığı Yüce Türk Ulusunun önce gözünden sonra gönlünden uzaklaştırma gayreti olarak değerlendirilen bu tür girişimler”….

Hiç endişe etmeyin Sayın Özkök..

Türk Silahlı Kuvvetlerini..

Bağrından çıktığı Yüce Türk Ulusunun gözünden,

Sonra da gönlünden…

Bunlar değil…..

Silahlı Kuvvetlerin tepkisizliği,

Duyarsızlığı,

Vurdumduymazlığı,

“Çağdaşlık” diye takdim edilen gözü kapalı Avrupa hayranlığı uzaklaştırır.

2003 yılının sonuna doğru karlı, soğuk bir Ankara öğleden sonrasında..

“Vekâletler” semtinde, Cumhuriyet’in ilk yıllarında özenle yaptırılmış gri-taş-yüksek ve bazı geceler sabahlara kadar ışıklarının yanmasıyla ünlü devlet binalarının birinin geniş penceresinden…

Yakındaki başı dumanlı tepeleri seyretmekte olan bir arkadaşım;

“Mustafa Kemal Paşa’nın; Kuvvayi Milliye’nin Ankara’sı işgal ediliyor kardeşim” demişti dalgın bir şekilde. Bunu da o zaman yazmıştık…

Merak buyurmayın efendim…

O da şimdi emekli..

Fakat Tosun’un yazısı zihnimde parlak bir “ampul”ün yanmasına neden oldu.

Doğru diyor adam..

İçinde bulunduğumuz bu yabancı sermaye, askeri bölgeler dahil yabancılara mal satışı, özelleştirme sarmalından yararlanmalıyız.

Ankara’nın, İstanbul’dan nesi eksik? Onun neden Dubai Towers’i yok?

Bir gece ansızın Genelkurmay’ın kapısına Melih Gökçek’in dozerleri yanaşmalı..

Sabaha kadar binayı yerle bir etmeliler..

Yerine de görkemli bir imza töreniyle mutabakat altına alınacak, şeyhli-maşlahlı-kefiyeli bir Suudi Towers dikilmeli..

Çok yüksek, İstanbul’dakinden de yüksek ve burgu şeklinde olmalı ki Mustafa Kemal bile yattığı Rasattepe’den görebilsin.

Meclis binasının tam karşısındaki Jandarma ve Deniz Kuvvetleri binaları da aynı kaderi paylaşmalı..

Oralara çok yıldızlı otel zinciri iyi gider.

Hele Harbiye.. 24 saat, gece ve gündüz, Dikmen sırtlarından Anıtkabir’i ve Kale’deki ay-yıldızlı albayrağı gözetleyen Harbiye..

Nizamiye’sinde..

1824’den bu yana dört kıtada verdiği şehitlerin isimlerinin altın harflerle kazılı mermer levhaların bulunduğu Harbiye..

“Gençliğim eyvah” Harbiye..

“Yaşa Varol” Harbiye..

Yer ile yeksan edilmeli.. Taş üstünde taş bırakılmamalı.. Ne işi vardır Harbiye’nin Ankara’da?

Uzak, çorak bir Anadolu bozkırına sürülmeli.

Yerine de aslanlar gibi, Fethullah’ın meselâ “Uluslararası İlişkiler IŞIK Üniversitesi” kurulmalı.

Böylece iktidar milletvekilleri Hüsrev Kutlu’nun da, Resul Tosun’un da, Bülent Arınç’ın da tüm istekleri karşılanmış olur.

Meğer kâbusmuş ey millet..

Uykudan bir uyandım ki ter basmış.

Ateşler içinde, “tarifsiz kederler içinde” kıvranmaktaymışım..

Benim gördüklerim sadece bir karabasanmış ama ey okuyucu..

Sen sen ol korkulu rüya görmektense uyanık kal..

Hiç uyuma.

Asla uyuma…

Ateş bacayı sarıyor..9 Aralık 2005

 

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE 

  HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”