IMF'den AKP'ye Olağan-Dışı Destek - KORKUT BORATAV
IMF uzmanları Türkiye'nin ''olağan-dışı koşullar'' ayrıcalığından yararlanması için en azından bir neden göstermeyi gerekli görmüşler. Ve dillerinin altındaki baklayı (nasılsa) çıkarıvermişler: ''Üç yıllık bir program... 2007 Kasımı'nda yapılacak olan bir sonraki genel seçimler için bir çıpa sağlayacaktır.'' 2007 seçimleri için bir ''çıpa'' görevini üstlenen IMF'nin olağan-dışı desteği... Bu uluslararası kuruluşun patronunun ABD olduğunu da hatırlatarak adını koyalım: IMF muslukları AKP'nin bir sonraki seçimleri kazanması amacıyla açılmıştır. arcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
Hatırlatalım: Mayıs ayında IMF Yürütme Kurulu, Türkiye'ye 10 milyar dolarlık kredi verilmesini kararlaştıran stand-by anlaşmasını onaylamıştı. Bu kararın alınmasına esas oluşturan 28 Nisan 2005 tarihli Uzmanlar Raporu ise yedi aylık bir gecikmeden sonra kasım sonunda IMF'nin web sitesinde yayımlandı.
Bugün bu rapora, ekonomik içeriğiyle değil, farklı bir açıdan bakacağım: Mayısta 10 milyar dolarlık yeni bir kredi açıldığında Türkiye'nin IMF'ye 20 milyar doları aşkın borcu vardı ve ülke bir krizden geçmiyordu. IMF'nin bu olağan-dışı ''cömertliği'' raporda nasıl açıklanmaktadır?
****
Önce IMF-Türkiye ilişkileri üzerinde bazı bilgiler sunalım: Her üye ülkenin IMF'de bir ''kotası'' (bir anlamda ''hissesi'' ) vardır ve bu uluslararası kuruluştan sağlanacak kaynaklarla ülke kotası arasında belli oransal bağlantılar aranır. Türkiye'nin kotası (Aralık başı kurlarına göre) 1.4 milyar doların biraz altındadır. Bir ülkenin IMF'ye borç stoku, kotasının yüzde 300'ünü aşıyorsa, ayrıca istenen kredi kota miktarının üzerindeyse, kredi talebinin karşılanması ''istisnaî yararlanma'' ( ''exceptional access'' ) diye anılan özel koşullara bağlanır.
Türkiye'nin 10 milyar dolarlık kredi talebi, (Mayıs kurlarına göre) ülke kotasının yüzde 691'i düzeyindeydi. Bu tarihte IMF'ye borç toplamı da kotanın yüzde 1288'i oranında (yani yaklaşık 13 misli) idi. Dolayısıyla, Türkiye'ye bu miktarda kredi açılması standart kurallara göre mümkün değildi ve IMF'nin ''istisnaî yararlanma'' koşullarının süzgecinden geçmesi gerekiyordu.
Finansal krizlerin gelişmekte olan ülkeleri sarstığı son on yıl içinde IMF'den kredi alan ülkeler listesinin başında Türkiye yer almaktadır. Bu dönemin büyük boyutlu IMF kredileri, Meksika, Rusya, Tayland, Güney Kore, Uruguay, Endonezya (iki kez), Arjantin (iki kez) ve üçer kez olmak üzere Türkiye ve Brezilya'ya verilmiştir. Türkiye'nin IMF'ye ekim sonu itibarıyla ödenmemiş borçlarının ana parası, kotasının yüzde 1093'ü oranındadır. Hâlâ IMF'ye yüksek borçlu olan Arjantin, Brezilya, Endonezya ve Uruguay'ın borç/kota oranları ise yüzde 271 (Endonezya) ile 526 (Uruguay) arasındadır. Arjantin ve Brezilya'nın oranları ise yüzde 335 civarındadır.
Görülüyor ki son on yıl boyunca Türkiye, IMF tarafından ''ayrıcalıklı'' konumda tutulmuştur. Mayıs stand-by anlaşmasına ''yeşil ışık'' yakan IMF uzmanları, raporlarında bu ''ayrıcalıklı muamele'' yi nasıl açıklıyorlar? Şimdi buna bakalım.
****
IMF kurallarına göre ''istisnai yararlanma'' sınırına giren bir kredi talebinde bulunan ülkede ''sermaye hesabı üzerinde istisnai ödemeler dengesi baskıları'' nın söz konusu olması bir önkoşuldur. Ayrıca, alınan kredinin geri ödenme risklerini asgariye çeken (ve çok katı olmayan) üç ek koşul daha aranmaktadır.
IMF uzmanlarının nisan raporu, bu üç ek koşulun Türkiye bakımından sağlanmış olduğunu açıklıyor. Ancak rapor, Türkiye'nin ''sermaye hesabından kaynaklanan istisnai ödemeler dengesi baskıları'' içinde olduğunu kanıtlayamıyor. Zira bu koşul, düz iktisat diliyle ülkeden önemli boyutlarda bir sermaye çıkışının başlaması veya gerçekleşmesi nedeniyle finansal kriz koşullarının oluşması anlamına gelir. Türkiye'nin alabildiğine sıcak para girişleri içinde yüzdüğü bir tarihte kaleme alınan rapor, itiraf etmektedir ki ''Türkiye ağır bir sermaye hesabı kriziyle karşı karşıya olmadığı için istisnai yararlanmayı düzenleyen tüm ölçütleri karşılamamaktadır'' .
Bu durumda, Türkiye'nin kredi talebini ''istisnai yararlanma'' çerçevesinde kabul etmek imkânsızdır; ancak, IMF özel (örneğin politik) nedenlerle kayırılması gereken ülkeler için konulmuş olan bir ''olağan-dışı koşullar'' ( ''exceptional circumstances'' ) esnekliği de içermektedir. IMF raportörleri de Türkiye'ye kredinin bu ''istisnanın istisnası'' gözetilerek verilmesini öneriyorlar.
Fakat, IMF uzmanları Türkiye'nin ''olağan-dışı koşullar'' ayrıcalığından yararlanması için en azından bir neden göstermeyi gerekli görmüşler. Ve dillerinin altındaki baklayı (nasılsa) çıkarıvermişler: ''Üç yıllık bir program... 2007 Kasımı'nda yapılacak olan bir sonraki genel seçimler için bir çıpa sağlayacaktır.''
2007 seçimleri için bir ''çıpa'' görevini üstlenen IMF'nin olağan-dışı desteği... Bu uluslararası kuruluşun patronunun ABD olduğunu da hatırlatarak adını koyalım: IMF muslukları AKP'nin bir sonraki seçimleri kazanması amacıyla açılmıştır.
Karşılığında ne verilmektedir? Türkiye'nin ''pazarlanma ve satılma'' serencamını yakından izleyenler, benim gibi bilmeyenlere anlatsınlar.