Kimdir bu Yurttaşlar Heyeti? - Rıza Zelyut
Gazete ve televizyon haberlerinden izlediniz: Yurttaşlar Heyeti, Şemdinli olaylarını incelemek için bölgeye gitmiş, oradaki halkla konuşmuş.Önce, 'Ne var bunda? İyi yapmışlar!' diyebilirsiniz.Gel gör ki bu Yurttaşlar Heyeti, kendisini bütün yurttaşın yerine koyan ancak çok küçük bir azınlığı temsil eden kişilerden oluşuyor.Bunların bazılarının Aydınlar Heyeti adı altında Başbakanlık'a çağrıldıkları ve orada 'Türkiye'de Kürt sorunu var!' fikrini dokuduklarını biliyoruz. Gerçek aydınları temsil etmeyen, fikrini Batı emperyalizminin imal ettiği sömürgeci terminolojiden alan bu kişiler, o zaman da zorlamayla tüm aydınların temsilcisi gibi gösterilmişlerdi.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesdiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cardsoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Aydın, ulusal bağımsızlıktan yanadır, emperyalizme karşı çıkar; olayları da parçalayıcı batılı terminolojilerin tuzağına düşerek değil, kendi halkının çıkarları açısından değerlendirir.
Peki neye gitti bu heyet Şemdinli'ye?
Sebebi belli: Gidip, güya görüşme yaptılar. Söyledikleri bellidir: Buradaki gizli işler açığa çıkartılsın. Bunu kim istemiyor ki... Fakat onların bir hedefi var. Bu gizli işleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yaptığı... Şemdinli'yi Susurluk'a benzetme çabalarının altında işte bu kendi devletine düşman zihniyet yatıyor.
Bunlar öyle tarafgirler ki, olayların şokunu yaşayan, asıl sıkıntısını çeken bölgedeki polislerle bile konuşmuyorlar.
Bu tavırları bile oraya önyargıyla gittiklerini göstermeye yetiyor. Zaten aydın adı altında büyük sermaye basınının bize sunduğu bu kişiler, hep kendi ülkelerini kötülemekle ünlüler. Ermeni sorunundan tutun da PKK terörüne kadar; türbandan alın da Kıbrıs'ın Rumlara peşkeş çekilmesine kadar... Kötü olan, suçlu olan, ödün vermesi gereken hep Türkiye'dir... Onlar, bu utanmazlıklarına demokrasi getirme çabası demekteler. Eskiden olsa buna vatana ihanet denilirdi. Eskinin ihaneti ne acıdır ki şimdi fazilet yapıldı.
Cumhuriyet Gazetesi'nde Mehmet Faraç, Güneydoğu Anadolu'daki (Bizim sözde aydınlara göre orası Kürdistan imiş...) Kürtçülüğün Barzani hareketiyle eşgüdümlü yürüdüğünü ortaya koyuyor. Bakınız eski HEP Başkanı Feridun Yazar, Güneydoğu'da Barzani'ye olan sempatinin artmasını ve Kuzey Irak'ta Kürt devletinin oluşmasını nasıl yorumlamış: 'Bu durum, Kürt bilinci ve varlığıyla ilgili bir özlemin Barzani üzerinden bir ifadesidir. Aynı zamanda Irak'ta Kürt devletinin ortaya çıkışı, Türkiye'deki Kürtlerin uzun yıllardan bu yana aradıkları kimlik olayının bir sevincidir.'
İşte bu kadar...
Mesut Barzani de Irak'ta, Bağdat'tan hiçbir makamı kabul etmediğini, amacının Kürt devleti olduğunu, bu hizmetinin yalnız kendi bölgesi yani Kuzey Irak ile sınırlı olmayacağını söylüyor.
Adam, açık açık Türkiye'deki Kürtleri de Kürt devletinin bir parçası yapacağının işaretini veriyor.
Bizim sözde aydınlar, devlet düşmanlığını yaşamlarının lüks biçimde sürmesi için temel şart haline getirmiş tiplerimiz bu gerçeği hiç görmek istemiyorlar. Şemdinli'nin karıştırılıp Türkiye'nin zorlanması, PKK'nin devreye sokulması, Kuzey Irak'ta kurulan Kürt devletine Türkiye'nin askeri müdahalesinin önünü kesmek için tezgahlanmıştır. İşin içinde ABD'nin ve İsrail'in bulunduğunu söylemek abartı olmasa gerekir.
Peki Yurttaş Heyeti gibi tantanalı bir ad takarak bölgeye gidenler bunları düşündüler mi? Sanmam... Onlar, devleti nasıl güç duruma sokacaklarının ince hesabıyla adım atıyorlar.
Efendileri de yakalarına madalyalarını takıp ceplerine harçlıklarını koyuyor. Hele böyle biraz daha gitsinler bakalım...