AB6 Aralık 2005 00:00

AB’ye 1 trilyon dolarlık dava

“Türkiye’yi 42 yıldır sömürüyorlar” diyen vatandaşın, Berlin’de yaptığı başvuruyu mahkeme kabul etti. Hasan Fettah adlı vatandaş tarafından Berlin İdari Mahkemesi’ne yapılan başvuruda , Türkiye Cumhuriyeti’nin 1963 yılından bu yana sürekli olarak oyalandığı belirtildi. AB’nin, Türkiye’yi her konuda engellediği ve büyük zararlara uğrattığı gerekçe gösterilerek açılan davada, uygulamanın “insan hakları”na aykırı olduğunun da göz önüne alınması istendi.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciemicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cardskamagra kamagra 100mg kamagra gel

AB’ye Almanya’da dava

Berlin’de bir vatandaşımız Avrupa Birliği’ne, 1 trilyon dolarlık maddi ve manevi tazminat davası açılması için başvurdu. Alman mahkemesi talebi kabul etti.


Almanya’da Hasan Fettah isimli bir vatandaş tarafından Türkiye’nin onurunu zedeleyen tavır ve taleplerde bulunduğu için AB’ye 1 trilyon dolarlık dava açıldı. Hasan Fettah tarafından Berlin İdari Mahkemesi’ne yapılan başvuruda , Türkiye Cumhuriyeti’nin 1963 yılından bu yana sürekli olarak oyalandığı belirtildi. AB’nin, Türkiye’nin başka kuruluşlara dahil olmasını engellediği belirtilen başvuruda, 42 sene boyunca tüm Türklerin maddi, manevi gururu ile oynandığı, bunun da “İnsan Hakları”na aykırı olduğu gerekçe gösterildi. Başvuruda, AB ile bugüne kadar yapılan müzakereler nedeniyle, Türkiye’nin üyelik hakkının bulunduğu belirtildi. Fettah’ın vekilleri Hukukçular Birliği’ne bağlı avukatlar, davanın gerekçelerini 35 maddede sıraladı. Başvuruda, AB’nin, Türkiye ile yaptığı 12 Eylül 1963 Ankara anlaşması, 23 Kasım 1970 Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi’nin 2/76-1/80 sayılı karar ile diğer Ek Protokol ve kararlara uymadığı belirtilerek, birliğin Türkiye’ye tek taraflı ve farklı uygulamalarda bulunduğuna dikkat çekildi.


“1959’DA BAŞLADI”

Türkiye ile müzakerelerin 31 Temmuz 1959’da, Ortaklık Kurma Başvurusu yapmasıyla başladığı belirtilen dilekçede, “11 Eylül 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu Bakanlar Konseyi’nin başvuruya esas yönünden olumlu baktığı ve Türk Heyeti ile “Müzakere”lere başlama yetkisinin verildiği kaydedildi. 12 Eylül 1963 tarihli Ankara Anlaşması’na kadar Türkiye ile AET’nin 45 ay boyunca 10 kez müzakerelerde bulunduğu bildirilen başvuru dilekçesinde, anlaşmanın beş belgeden oluştuğu belirtildi. Başvuruda, “Esas anlaşma (Ankara Anlaşması), Geçici Protokol, Mali Protokol, Son senet, El emeği konusunda değişilen mektuplar olmak üzere ilk üç belgenin ortaklığın hazırlık dönemini kapsadığı açıklandı. 33.Maddeden oluşan Ankara Anlaşmasının Yunanistan ile topluluk arasında yapılan Anlaşmanın aynısı olduğuna değinilerek Atina ve Ankara Anlaşmalarında Topluluğu kuran Anlaşma olan Roma Anlaşması’na bağlı kalındığına dikkat çekildi. Geçici Protokol’ün en fazla 10 yıl sürdüğüne değinilerek onuncu yılın sonunda Karma Protokol’ün tespit edilerek yürürlüğe girdiği belirtildi” denildi. Başvuru metninde “3 Ekim 2005’te başlatılan sözde müza-kerelerin 1959-1963 arası imzalanan belgelerle sıra ve süreleri tespit edilmiş, ikinci sefer yapılan ve Ankara Anlaşması yok sayılarak, ucu açık, bitiş süresi belli olmayan bir müzakere tarzına şans bırakılmıştır” ifadesi yer aldı.

Serbest dolaşım hakkına da değinen başvuru dilekçesinde, “Maalesef Hazırlık döneminde ele alınan Ankara Anlaşmasının 12.maddesi ve katma Protokol’ün 36.maddesinde Türk iş gücüne hak olarak verilen Serbest Dolaşım hakkı tüm Anlaşmalara aykırı olarak konulan Vize engelleri ile bugün hâlâ kullandırılmamaktadır. Serbest dolaşım 1 Aralık 1986 tarihinde başlamıştır” açıklamasında bulunuldu.


DAVANIN GEREKÇELERİ

Dilekçede topluluk ile ilgili süreç bu şekilde özetlendikten sonra şöyle denildi: “Ben, Roma Anlaşmasının 173.maddesinin 2.ve 3.parağraflarının Her Gerçek veya Tüzel Kişiye hak olarak verdiği yapılan haksızlıkları AB Adalet divanı’na getirebilir maddesine dayanarak , diğer üye ülke vatandaşları ile aynı haklara sahip olmayı ve ayırımcı maddelerin iptalini talep ediyor ve dava açmak istiyorum. Türkiye AB ile 1963’de Ortaklık Anlaşması yapıyor. AB sosyal ve ekonomik durumu Türkiye’den çok kötü olan ülkeleri tam üye olarak kabul ediyor. Maalesef Türkiye 41 senedir bekletiliyor. Sürekli yeni bahaneler üretilip, yerine getirilmesi mümkün olmayacak isteklerde bulunuluyor.

Türkiye’nin başka kuruluşlara girmesine ve kurmasına engel olunuyor. 41 senedir çocuğunun, gencinin ve yetişkinin, Tüm Türklerin maddi, manevi Gururu ile oynanıyor. Bu durum İnsan Haklarına, yapılan Anlaşmalara aykırıdır. Sayın mahkeme’nin , Kurucu Anlaşma olan Roma Anlaşmasının 170 ile 177(177 dahil) maddelerini harekete geçirerek 41 senedir Türkiye’nin yer altı ve yer üstü kaynaklarını tek yanlı kullanan AB’nin Türkiye’ye 1 (Bir) trilyon dolar maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etmesini arz ve talep ederiz.” Hasan Fettah tarafından yapılan başvuruyu Berlin İdare Mahkemesi kabul ederek işleme koydu.