Etnik Pazarlama - Mustafa Erkal
Son günlerde pazarlama kavramı siyasette de kullanılır oldu. Türkiye''nin hayali bir AB üyeliği sürecine pazarlandığı artık aşikârdır. Bu süreçte bize dayatılan "kültürel çeşitlilik" ve çokkültürlülük anlayışına uygun olarak sosyal yapı tepeden zorlanmaktadır. Bize yabancı olan etnik tartışmalar yaptırılıyor. Biyolojik farkların (ırkî) hesaba katılmadığı ve araştırılmadığı, etnik (kültürel) farklılıkların bile insanlar arasında sorun yapılmadığı bir ülkede, Türkiye tepeden bir takım değiştirmelere, tartışmalara zorlanmaktadır. Osmanlının gerileme ve çöküş dönemlerindeki hatalara ve kısır tedbirlere bugünün siyasetçilerinin de başvurdukları görülmektedir. Siyasetçi tarihten ders almamışa benzemektedir. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanlarında yapılan tartışmalar bugün de gündeme getirilmektedir. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetes
Türkiye''de yaşayan herkesin milli bir kimliği vardır. Bu da Türk''tür. Bunun sadece Anayasanın 66.Maddesinde ifade edilmesi de yeterli değildir. Çünkü; milli kimlik sadece hukukî değildir; ama kültüreldir. Bizler sadece Anayasaya göre milli kimliğimizi tayin etmiyoruz ki… Türkiye''de anayasal vatandaşlık tartışmasını açanlar, Türkiye''yi hâkim kültürsüz, milli kimliksiz bir kalabalık veya mozaik gibi görenlerdir.
Küreselleşmenin ideolojisi olan çokkültürlülük; küresel gücün çıkarlarına uygun olarak farklılıkların kutsallaştırılması yoluyla milli direncin zayıflatılmasıdır. Sosyologlar buna yeni kabilecilik ( new tribalism) demektedirler.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı nasıl üst kimlik olabilir? Türkiye''de Türk dışlanarak ancak vatandaşlık şuuru zayıflatılır. Amerika''da, İngiltere''de, Fransa''da ve Almanya''da böyle bir örnek görülebilir mi? Hatta çokkültürlülüğü benimseyip şikâyetçi olan ülkelerde bile üst kimlik böyle belirsiz midir? Milli kimliği reddediyorsanız; milli birlikten yana olamazsınız. Türkiyelilik de üst kimlik olmaz. Çünkü; Türkiye''de yaşayan 70 milyon insanı birleştiren tek faktör mekân birliği değildir. Sayın Başbakanın bölgesel milliyetçiliğe de karşı çıkışı anlamlı değildir. Çünkü; bu kavram son derece yanlıştır. Sadece mekâna endekslidir. Milliyetçilik; milletleşme, millet olabilme ve milliyetle ilgili kültürel bir kavramdır. Ondan dolayı ırkçılıktan ayrılır. "Akıl alacağımız yeri biliriz, dersimize de iyi çalışıyoruz" diyen yöneticilerimizin iyi çalıştırıldıkları anlaşılmaktadır.
Türk kimliğine savaş açmak İslâm''a da savaş açmaktır. Türk ve Müslüman bölgelere gittiğiniz zaman bunun ne anlama geldiğini anlarsınız. Türk''e karşı çıkış Balkanlarda, Kafkaslarda, Orta Doğu''da ve Orta Asya''da Türkiye''ye karşı psikolojik savaşın bir parçasıdır. Türkiye''nin siyasi etkinliğini azaltmayı hedeflemektedir. Türkiye''ye karşı uygulanan psikolojik savaşın bir parçası, ülkeyi yönetenler olmamalıydı. Toplumda herkesi birbirine karşı ötekileştirmek birleştiricilik değil; sosyal mesafe yaratmak ve içe kapatmaktır. Başbakanlıkta hazırlanan üniter yapıyı, milli devleti ve milli kimliği dışlayan, federal yapıyı çağıran Raporu unutmadık. Etnik kışkırtma ve etnik pazarlama yoluyla teröre malzeme olmayınız. Anadolu üzerinde bir yönüyle hilâl-haç mücadelesinin vasıtası haline gelmeyiniz. Yunanistan''da da Türk kimliği dernek isimlerinden bile dışlanmaktadır. Yunanistan''da üst kimlik "Yunanistan vatandaşlığı" mı? Terör örgütünün ve bölücü başının amaçlarını gerçekleştirmeyiniz. Alt kimliklerle kimse kavgalı değil; alt veya mahalli sıfatı olan insanlara milli kimliği olan Türklüğünü çok görünler mi; yoksa reddedenler mi var Türkiye''de…
1999 yılında İstanbul''da yapılan AGİT Toplantısına katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısının "… ben Güney Koreliyim, kültürümü yaşatıyorum; ama bunun üzerinde de Amerikalıyım" sözlerini hâlâ hatırlıyorum. Milliyet ile etniklik farklı şeylerdir. Bunu aklı karışık olanlar veya karıştırılanlar fark edemiyor.