Ekonomi4 Aralık 2005 00:00

Yakın Geçmişimizden Anımsadıklarım... Erinç Yeldan

IMF geçen hafta başında gecikmeli olarak Türkiye Ülke Raporu'nu yayımladı. Bugünkü yazımda, aslında 26 Nisan 2005 tarihini taşıyan rapordan bazı önemli bölümlerin altını çizmek ve konuyla ilgili diğer bazı yazılardan anımsatmalar yapmak istiyorum. Dolayısıyla bugünkü yazımın kurgusu biraz eklektik ve parçalı görünse de işlenen konunun iktisat siyasası gündemini korumakta olması bakımından bu tarz bir okumanın sizleri yormayacağını düşünmekteyim.fusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnecialis walgreen coupon site cialis couponoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

"Program boyunca güçlü ekonomik performansa rağmen önemli sorunlar hala çözüm beklemektedir. Kamu borcundaki gerilemeye rağmen borç düzeyi hala yüksektir ve kısa vadeli olması itibarıyla döndürülmesinde riskler bulunmaktadır. Makroekonomik koşulların çok daha güçlü görünmesine karşın yüksek cari işlemler açığı kısa vadeli dış borç yükünü arttırmakta ve ülke için önemli bir risk oluşturmaktadır. Yatırımcı davranışlarında ani bir değişim, döviz kurlarında ve faiz hadlerinde ani bir düzeltmeye yol açabilir. Bu da enflasyondaki düşüşü tersine çevirebilir, bilançolarda bozulmaya yol açabilir ve kamunun borç yükünü derinleştirebilir. Büyük çaplı gerilemeye rağmen reel faiz hadleri hala yüksek seyretmektedir ve dolarizasyon eğilimleri yaygındır. Ayrıca finansman sorunu da önemini korumaktadır. Önümüzdeki üç sene boyunca hükümetin 40 milyar dolardan fazla dış borç ödemesi yapması gerekmektedir; bunun yarısı IMF'ye ödenecektir. Dışardan ek bir finansal destek olmazsa, rezervler hızla gerileyecektir. Son olarak, hızlı büyümeye karşın işsizlik yüksek düzeyini korumakta ve doğrudan yabancı sermaye girişi de çok düşük seyretmektedir."

IMF, Turkey Country Report, 26 Nisan 2005.

(Yayım tarihi 18 Kasım 2005: www.imf.org/external/country /TUR/index.htm)

***

"Yabancı sermaye Türkiye'ye büyük bir hızla akıyor bu ekonomik büyümeyi besliyor ve birçok yatırımcı ve analizci Türkiye'nin politikalarını ve reformlarını takdir ediyor. (Oysa) Genişlemeye dışardan gelen sermayedeki bir büyümenin yol açtığı gözlenmekte. Dışardan gelen finansal sermaye 2003'te 7.1 (2005 'in ilk 9 ayında ise 22.4 milyar dolardı.

Bunlar çok büyük oranda spekülatif, kısa dönemli girişlerdi.(...) Bu yabancı para akışı kesildiği takdirde, Türkiye ciddi bir ekonomik daralma yaşama tehlikesine çok açık durumdadır.

Spekülatif para akışı ayrıca Türk Lirası'nı aşırı değerlendirmiş bulunuyor. Bu da patlamayı bekleyen bir sabun köpüğüdür. Spekülatif para girişi, ithalatı yapay olarak ucuzlatarak, tipik olarak emek yoğun olan geleneksel Türk sanayilerini olumsuz etkilemekte, böylece işsizlik sorununu da ağırlaştırmaktadır.

(Öte yandan) IMF borçları idare etmek için Türkiye'yi yüzde 6.5 'lik bir faiz dışı fazla sürdürmeye zorluyor. Aşırı derecede yüksek olan bu oran (Arjantin için yüzde 3.0 ve Brezilya için yüzde 4.25 olduğunu hatırlayın), hükümetin insan sermayesi ve altyapıda gerekli yatırımları yapmasını engelliyor.

Kısaca, politika belirleyiciler bir sabun köpüğünün üzerinde işleyen bir ekonomi yarattılar. Bu türden küresel spekülatif sermaye girişlerinin tersine dönme huyları var, tıpkı 1997'deAsya'da bölgesel bir depresyonu başlattıklarındaki gibi. Böyle durumlarda, yatırımcılar en sonunda böyle bir kredi ve borçlanmanın sürdürülebilirliğinden endişe duymaya başlıyor (ve) birçok dışsal olay Türkiye'den böyle bir sermaye kaçışını tetikleyebilir konumda."

Erinç Yeldan ve Mark Weisbrot, International Herald Tribune, 4 Aralık 2004 Pazar.

***

"Son üç aylık dönemde çalışabilecek insan sayısı geçen yıla göre 994 bin kişi artarken çalışmak isteyenlerin sayısında 46 bin kişilik azalma dikkat çekiyor. (...) Demografik eğilimlerde bir değişim yokken önceki dönemlerde ortalama 700 bin kişi artan çalışmak isteyenlerin sayısında bu ani düşüş ancak krizlerde olabilir. (...) Bunlar bize bu yıl yeni bir metodolojiyle toplanıp yayımlanan istihdam verilerini geçen yılla karşılaştırmanın çok da anlamlı olmadığını ve bu verilerle ilgili olarak bir saydamlık sorunu daha yaşadığımızı gösteriyor."

Faik Öztrak, Milliyet, 28 Kasım 2005.

***

"Ekonomik gelişmelerde de görüldüğü gibi program son derece iyi işliyor. Programın kur çapası, sıkı bütçe ve yapısal reformlardan oluşan üç ayağından hiçbirinin değişmesi gerektiğini düşünmüyorum."

Cottarelli, IMF; 13 Eylül 2000.

"Türkiye geçen yıl sonunda yaşanan krizden hızla Çıktı."

Stanley Fischer, IMF; 27 Ocak 2001.

"Devalüasyon beklentilerini garipsiyorum... Krizin etkisi yumuşatıldı, program sürüyor. "

Gazi Erçel, TCMB Başkanı, 21 Şubat 2001 (Ertesi gün program çöktü ve dalgalı kura geçildi).