Dış Politika2 Aralık 2005 00:00

YENİ ÖCALAN; BARZANİ! (1) - Hüseyin Mümtaz

Müjdeler olsun yurdumun toprağına taşına..Nur topu gibi bir çocuğumuz oldu. Adı Barzani… Bölgesel Başkan… Beyaz Saray’daki protokoler ünvanı ise “Mr. President”.             Aslında bizim Genelkurmay Başkanı’nın Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda “Adam eskiden aşiret reisiydi, şimdi devlet başkanı” demesi benim için, Amerika’nın Başkanı’nın söylediklerinden daha önemli.             Daha bir yıl olmadı, Kara Kuvvetleri Komutanı’nın “Türkiye’nin Irak politikası yok” söylemi hatırlanırsa, anlaşılan o ki geçen zaman içinde bölgede bayağı bir politika oluşturmuşuz.             Türkiye; ulema, molla, kırmızı sokaklı içki mekânları, yalnız yemek yiyen bakan eşleri ile oyalanırken bazı şeyleri gözden kaçırıyor.             Entelektüel camia işi gücü bırakmış; “Şu Çılgın Türkler”in, belli bir çevre tarafından Attila İlhan’ın Dip Dalgası’nın önünü kesmek için yazdırıldığını tartışıyor. Ama “Dünyaya Açılan Türk Okulları” alt başlıklı ve Fethullah’ın, yeşil dolarlarla kurduğu okullarının propagandasını yapan kitabı görmüyor.cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienew prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Dip Dalgası’nın önünü asıl kesenin, kesmeye çalışanın Çılgın Türkler değil, İlber Ortaylı, Toktamış Ateş, Eser Karakaş’lı bir “yeşil kuşak-ılımlı İslâm-Amerikan tipi İslâm” olduğunu kaçırıyor.

Sonra podyuma “Doğu Alman” Merkel çıkıyor.

Şansölye Merkel, “Reichstag”daki ilk konuşmasında “Türkiye ile 3 Ekim’de başlatılan müzakereler ucu açık bir süreçtir ve sonuçta alınacak kararla ilgili bir güvence yoktur” diyor.

Bu iş bitmiştir sayın seyirciler ve bundan sonrası tam bir “cambaza bak, cambaza” politikası olacaktır.

Siz yine de ipin üzerinde kırk takla atan cambaza bakarken cebinizi ve cüzdanınızı yankesicilerden koruyun.

Arkanızı kollayın.

Türkiye’nin önce kapısının içi (güneydoğu), ve eş zamanlı olarak kapısının önü (Kuzey Irak) süpürülmeli.

Çünkü resmen “isyan” var. Jetlere küfür, “TC kimliği”ne “istemiyoruz” var.

Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü var.

Anayasa’nın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk üç maddesinin silah zoruyla değiştirilme emâreleri var.

“Düşük yoğunluklu bilmem ne” diye kıvırmayın.  Lâfı ağzınızda eveleyip, gevelemeyin.

O halde ne yapmalı?

Türkiye’nin en önemli problemi Bahreyn BOP toplantısı, Danimarka’daki Roj TV gösterisi, günü birlik gidilen Suriye ziyareti yahut molla-ulema meselesi değildir.

Türkiye’nin a)güneyidir, b) güney sınırının ötesidir. Orgeneral Büyükanıt’ın “Türkiye’nin Irak politikası yoktur” dediği andan itibaren de bu problemin üzerinin örtülmek istendiği, yok farz edilmek istendiği ayan beyan ortadadır. 

Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu-Kuzey Irak problemi iki şekilde çözülebilir.

1.      Barzani-Talabani’nin kanlı ayak izlerini takibederek.

2.      Habur’u kapatarak.

“President” Barzani Bush ile, Blair ile, Papa ile ve en önemlisi Erdoğan’a randevu vermeyen Merkel ile görüşebilmektedir.

O halde problemin çözümü, telkinlerin aksine “aşiret reisi” Barzani’nin “Başkan”lığını sindirebilmekten değil, sorgulamaktan geçer.

Barzani’nin “başkan” haline gelmesinde kimlerin kusuru vardır, hangi uygulamalar Barzani’nin palazlanıp “başkan” olmasında önemli rol oynamıştır?

İncirlik’teki Çekiç Güç mü; Habur’dan sorgusuz sualsiz girip çıkan Amerikan-Yahudi ajanları mı?

Onlar pasaport gösteriyorlar mı ey millet?

Pasaport kanunu orada uygulanıyor mu, yoksa orada başka şartlar, kurallar mı geçerli?

Habur bir nevi serbest bölge mi?

Barzani’nin “başkan”lığını içlerine sindirenlerin bu “oluşumda” rolleri nedir?

Türk Dışişleri, Barzani’nin “Başkan” olarak anılmasından üzüntülerini belirtiyor Amerikan Hükümetine..

Ama Barzani’nin 30 peşmergesini “demokratik edinimler” kazanmaları için Ankara TBMM’de eğitiyor?

Ankara, Barzani’ye meclis mi kurduruyor.

Barzani NTV’ye;

1.      “Kürt Devleti Kürtlerin en doğal, en meşru hakkıdır” diyor.

2.      Türk Hükümeti ile görüştüm, beni destekliyorlar” diyor.

3.      “Washington’a gitmeden önce Akepe’den olumlu sinyaller aldım” diyor. (Yeniçağ.19.11.05)

Talabani de Erdoğan’ın iş başında olduğu bir Türkiye’den korkmuyorum” dememiş miydi?

Peki biz daha neyin mücadelesini yapıyoruz Allah Aşkına?

Amerikan-Kürt Kongresi Erbil’de konferans düzenliyor.

Konferans’a “İran, Suriye, Türkiye” Kürtlerinin temsilcileri de katılıyor.

Yâni “Konfederasyon”un.

Akşam’dan Hüsnü Mahalli’ye göre “Bağımsız Kürdistan Konferansı”nda şunlar tartışılıyor:

1- Suriye, İran ve Türkiye'de bağımsız Kürt federal bölgelerinin kurulma olanakları...

2- Böyle bir olasılık durumunda karşılaşılması muhtemel zorluk ve engeller...

3- Bağımsızlık yolunda Kürt halkının motivasyonu...

4- Irak'taki olası Kürt devletinin komşu ülkelere etkileri...

5- Bağımsızlık durumunda bölge ülkelerinin muhtemel engellemelerine karşı Kürtlerin karşı koyma yöntemleri...

Ve bu öneriler Amerikalılar tarafından “not edildi”... Ortak görüş de “şimdilik” Kürtlerin bulundukları ülke sınırları içinde mücadele ederek “Irak Kürtlerinin elde ettiği haklara benzer haklar elde etmesini sağlamaları” olarak ortaya çıktı.

Doğan Haber Ajansı’na göre de bir başka” Kürt yetkili” AB’den Olli Rehn’e PKK nın AB’den olan taleplerini içeren bir dosya sundu, Olli Rehn’ de bunu kabul etti.

Hani şu Kayseri’de mantı yiyen Olli Rehn..

“Bizden biri” olduğuna karar verdiğimiz için “Mustafaoli “adını taktığımız Rehn.

Rehn dosyayı aldıktan sonra da ne diyor biliyor musunuz?

“AB ile müzakere sürecinde öncelikli olarak Türkiye’de yaşayan azınlık gruplarının kültürel haklarının iyileştirilmesi gerektiğini” ifade buyuruyor.

Rehn’e Stockholm’deki AB Enformasyon Merkezi’nin açılışında Hakkâri soruluyor.

Cevap; “Türkiye, o bölgedeki insanların ekonomik ve sosyal sorunları ile taleplerini Avrupa’nın kuralları içerisinde çözmelidir. Türkiye teröristlere karşı mücadele edecek ama bunu yasal yoldan yapmalı. Yasal olmayan yollara itibar etmemeli. Biz AB için Türkiye’ye bir yol haritası hazırladık. Umarız Türkiye buna uygun davranır. Türkiye gerçekten AB’ye tam üye olmak istiyorsa, kendisinden talep edilenlerin hepsini yerine getirmesi gerekir" oluyor.

            Biz de burada oturmuş hamamın namusunu konuşuyoruz..

Yahut meleklerin cinsiyetini..

Size de acayip gelmiyor mu? 2 Aralık 2005

 

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE 

  HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”