Siyaset1 Aralık 2005 00:00

SATILIK İNSAN MANZARALARI.. - Erol Manisalı

Senin fiyatın ne? Çok mu yüksek? Ben fiyatı olmayan birini görmedim; düşük ya da yüksek herkesin bir fiyatı vardır! Gecenin geç bir saatinde izlediğim 60'lı yılların Hollywood filminden aklımda kalan sözler bunlar. Sözlerin sahibi zengin bir Amerikalı işadamı. Kapitalizmin dünyaya bakışı bu, yalnız işadamının değil: İş kadınının, politikacının, üniversitenin hatta devletin. Kilisenin bile; asırlar boyu misyonerler, işadamları ile birlikte dünyayı dolaşmamışlar mı? Bırakınız geçmiş asırları bugün bile büyük sermaye çevreleri patrikler ve şeyhlerle kol kola değiller mi? İş iştir: Her şeyin bir fiyatı vardır, dinin de imanın da demiyorlar mı bu davranışları ile? discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium site naproxen kruidvat

- Piyasa sistemi ''kutsaldır'' diyenler bu kutsamayı ''para'' aracılığı ile yaparlar. Para en masumudur; para sadece ''fiyatın ölçüsüdür'' hepsi bu. Kim alır, kim verir, kimin cebine niçin girer? Bütün bunlar 'para' değil alanı, vereni ilgilendirir. Yani bir fiyatı olanı; yüksek ya da düşük hiç önemli değil; önemli olan bir fiyatının olması, alınıp satılabilmesidir; domates gibi, hıyar gibi ya da bir eşek gibi.

- Piyasa ekonomisi fiyatlar üzerine kurulmuştur. Her şeyin mutlaka bir fiyatı olması gerekir; arada hiçbir kaçak olmamalıdır. Mal, hizmet, insan, hayvan ne varsa: Sistem hiç ayrım yapmaz. Kaç para? Fiyatı ne? Hatta ''Fiyatın ne'' diye de sormak hiç yadırganmamalıdır. Sistem bunu gerektirir.

- Fiyat sistemindeki ''aktörler'' iki gruba ayrılır: Bir tarafta alıp satanlar vardır: Diğer yanda da alınıp satılanlar. Alıp satanlar insanlardır. Piyasa mekanizması içinde alınıp satılanlara insanlar da dahildir. Çünkü sistem her şeye ve herkese fiyat biçmek zorundadır; hem de hiçbir ayrım yapmadan. Yoksa piyasa ekonomisi (ve kapitalist düzen) yürümez.

Devletlerin, hükümetlerin fiyatı...

Bırakınız insanları, bu sistem içinde devletin ve hükümetin de bir fiyatı vardır, olmak zorundadır. Sistemde her şey akılcı bir biçimde yerli yerine oturtulmuştur. Ağacın, uçan kuşun, dağ manzarasının, insanın ve tabii devletlerin ve hükümetlerin de... Bastırırsınız parayı alırsınız istediğiniz şeyi.

Ya ülkesini satanlar?

Aslında elma, armut, hıyar, merkep hatta din-iman satanlar nispeten masum sayılırlar; fiyatlarını açık açık söylüyorlar.

- Şu kadar para verirse Irak'a cephe açarız diyenler.

- AB şunu verirse Kıbrıs'ı, Ege'yi verebiliriz diyenler.

- Veya, sivil toplum örgütü (STÖ) adı ile ortalıkta görünen ''Ver şu kadar para, istediğini yaparım'' diyen cesurlar; fiyatları belli, yaptıkları belli, her şey onlarda; fazla kazanmak gerekir...

Ama bir de rejimi, devleti, ülkeyi bütünü ile pazarlayanlar var ki onların suçu daha da büyük. Avrupacılığa ve AB'ye belirli bir fiyat sunandan, ABD'ye ''Bizi destekle, istediğin her şeyi yaparız'' diye açık çek verenler.

İşte en tehlikelisi bunlar; kendilerini satmakla kalmayanlar ülkelerini de pazarlamaya kalkanlar...