AB30 Kasım 2005 00:00

Irkçılığın anavatanı Avrupa'da ırkçılık hortladı !

AB'ye bağlı Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı İzleme Merkezi raporuna göre, 2003-2004 yılları arasında İngiltere'de 50 binden fazla ırkçı saldırı yaşandı. İngiltere'yi 6 binden fazla olayla Almanya izliyor. Belçika Federal Meclisi Sosyalist Milletvekili : Fransa ve Belçika'daki gelişmeleri endişe verici buluyorum. naproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenamicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards

Cumhuriyet 28.11.2005

AB'nin dönem başkanı İngiltere, yabancı düşmanlığı konusunda sınıfta kaldı

En ırkçı İngilizler çıktı

AB'ye bağlı Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı İzleme Merkezi raporuna göre, 2003-2004 yılları arasında İngiltere'de 50 binden fazla ırkçı saldırı yaşandı. İngiltere'yi 6 binden fazla olayla Almanya izliyor.

Dış Haberler Servisi - Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında en fazla ırkçılık olayları İngiltere'de yaşanıyor.

AB'ye bağlı Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı İzleme Merkezi'nin (EUMC) 2005 yılı raporuna göre, en çok ırkçılık olayları İngiltere'de meydana geliyor. Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu ise rapora tepki gösterdi.

Rapora göre, 2003-2004 yılları arasında İngiltere'de 52 bin 694 ırkçılık olayı rapor edildi. Raporda, bunun 25 AB üyesi arasında rapor edilen en fazla ırkçı olay sayısı olduğu belirtildi. İngiltere'yi ise Türklerin de yoğun bir biçimde yaşadığı Almanya izliyor. Raporda, Almanya'da 2004 yılının ilk 10 ayında ''siyasi olarak da motive edilmiş 6 bin 474 saldırı'' olduğu kaydedildi. Özellikle, yaklaşık bir aydır gettolardaki isyanlarıyla adını dünyaya duyuran Fransa'da ise 2004 yılında 1565 ırkçı saldırı kayda geçti.

Raporda, AB içinde ırkçı saldırılara en çok maruz kalan kesimler ise ''Müslümanlar, Yahudiler, Kuzey Afrikalılar, eski SSCB ve Yugoslavya vatandaşları, sığınmacı ve mülteciler ile Çingeneler" olarak sıralandı.

Batı Trakya Türkleri tepkili

Öte yandan EUMC'nin raporuna Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu'ndan (ABTTF) tepki geldi. ABTTF Başkanı Halit Habiboğlu, yaptığı yazılı açıklamada raporu çok eksik bulduğunu söyledi.

Habiboğlu, ''Irkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı yazılmış bir raporda, azınlığımızın etnik kimlik yerine "Müslüman azınlık" olarak tanımlanması, raporu bizim açımızdan çarpık hale getirdi'' dedi.

ABTTF Başkanı, ''Bugün derneklerimiz, ortada başka hiçbir neden yokken sadece isimlerinde yer alan Türk sözcüğü nedeniyle kapatılmışken Avrupa Birliği'nin 150 bin Batı Trakya Türkü'nün yıllar süren kimlik mücadelesine gözlerini kapaması ve bizleri Yunanistan'ın arzu ettiği biçimde yalnız Müslüman olarak görmesi büyük hayal kırıklığı yarattı'' açıklamasını yaptı.

Cumhuriyet 29.11.2005

MUHAMMED BOUKOURNA:

Belçika Federal Meclisi Sosyalist Milletvekili

Aşırı sağ yükselebilir

Fransa ve Belçika'daki gelişmeleri endişe verici buluyorum. Öncelikle gençlerin seslerini duyurabilmeleri için böylesi aşırı bir yol seçmiş olmaları ve bu olayların getireceği sonuçlarına yönelik kaygılarım var. İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy gibi siyasetçilerin olaylara yönelik açıklamaları isyanı daha da hızlandırdı. Ancak Fransız halkının yüzde 70'e yakını Sarkozy'nin bu tutumunu destekledi. Bir başka endişe konusu da güvenlik konularının sosyal konularla ilişkilendirilerek sağ partilerin yükselişe geçmesi. Bu noktada Fransızlar aşırı sağ partilere yönelik bir eğilim içine girerlerse tercihlerini Sarkozy'den çok Jean-Marie Le Pen yönünde kullanma riski doğabilir. Fransızlar, aşırı sağ parti söylevini arada sırada kullanan Sarkozy yerine tamamen bu çizgideki siyasetçiyi tercih edebilirler. Fransa'nın sadece göçmenleri sorun noktası olarak gösteren yaklaşımından vazgeçmesi gerekiyor. Çünkü sorun sadece göçmenlere değil tüm yoksullara yönelik. Fransa'nın bugünkü en önemli sorunu yoksulluk ve işsizlik. Ve bu sorun göçmen-yerli diye ayrım yapılmaksızın çözülmeli. Tüm yoksul kesimleri kapsayan bir politikayla sosyal dışlanma olmaksızın çözümler getirilmeli. Bazılarının savunduğu gibi olayların türbanla hiçbir ilgisi yok. Gençlerin başlıca sorunları arasında işsizlik, ayrımcılık ve dışlanmışlık bulunuyor. Son zamanlarda Fransa'da sorun çıkaran gruplara yönelik bir ''Müslüman göçmen'' profili geliştirildi. Bunu elbetteki küresel terörün sonuçlarıyla ilişkilendirmek mümkün. Ancak bu yaratılan imajın tehlikeleri de yok değil.

Cumhuriyet 29.11.2005

DR. ISABELLE RIGONI

Göç Uzmanı Politik-Sosyolog

Fransa göçmenlere ayrımcılık yapıyor

- İsyanlara yönelik görüşleriniz neler?

- Medya, politikacılar ve kamuoyunun tanımladığı gibi ''banliyö gençleri'' aslında Fransa'nın en yoksul sınıfını oluşturuyor. Bu kesimin kolektif hafızasında Fransa'nın sömürgeci tarihine yönelik acılar hâlâ mevcut. Sembolik veya fiziksel tüm şiddet olayları göçmenlerin yaşadığı iş, iskân, okul ve bürokrasideki ayrımcılıkla doğrudan bağlantılı. Aşırı sağ partiler başta olmak üzere siyasetin bu yoksul sınıfları hor görmesi de bu toplulukların sosyal, ekonomik ve politik yaşamdan dışlanmalarında etkili.

- Sizce olayların türban konusuyla bir ilgisi var mı?

- Ben bu iki konuyu birleştiren bir nokta göremiyorum. Türbanı okullarda yasaklayan yasanın halkın bazı kesimlerinde iyi karşılanmadığı doğru. Ama yine de isyanların nedenlerinin çok daha genel ve tarihi açıdan çok daha derin olduğunu görüyoruz. Bu da rahatsızlığın türban konusundan çok daha ciddi olduğunu gösteriyor.

 

SÖMÜRGE POLİTİKALARI

 

- İsyanların Fransa'nın göçmen politikalarının başarısızlığını gösterdiğini söyleyebilir miyiz?

- Konuyu göçmen politikalarına getirmek oldukça tehlikeli. Bu gençlerin hepsinin Fransız vatandaşı olduğunu unutmamalıyız. Göçmen politikaları yerine Fransa'nın sömürgeci geçmişiyle olan ilişkisindeki başarısızlığı ve ''ötekini'' anlamada zorlanmasını sayabiliriz.

- Fransa'da isyanlara yönelik olağanüstü hal ilan edilmesi abartılı bir tutum değil mi?

- Cezayir'de 1955 savaşı için getirilen aynı yasanın bugün tekrarlanması sembolik olarak aşırı bir ciddiyet taşıyor. Banliyö gençleri olağanüstü hal kararıyla büyükbabalarının ve babalarının yaşadığı sancılı bir geçmişe taşınıyor. Ayrıca bu gençlere aslında Fransız toplumunun bir parçası olmadıkları hatırlatılarak daha da reddediliyorlar. Sarkozy 'nin tutumunu bastırıcı buluyorum. Bu olaylarda ne yazık ki barışçıl, önleyici, gerilimi ve nefreti azaltacak hiçbir çözüm aranmadı.

- Fransa'da ayrımcılık var mı?

- Fransa'daki son dönemdeki araştırmalar göçmenlere karşı ayrımcılığın olduğunu gösteriyor. Devlet bu yönde zayıf ve başarıya ulaşmayan bazı önlemler getirdi. Ayrımcılık uzun zaman Fransa'nın tabu konularından biri oldu. AB ayrımcılıkla savaşma konusunda olumlu bir rol oynamış olsa da hâlâ ayrımcılıkla mücadele oldukça zayıf.