AKP gerçek 28 Şubat''tır - Hasan Ünal
Dindar-muhafazakar ortalama insan 28 Şubat olarak tarihe geçen bazı yanlış uygulamalara duyduğu rahatsızlıktan dolayı AKP''ye oy verdi. Ancak bu, AKP''nin 28 Şubat''ın alternatifi olduğu sonucunu doğurmaz. Örneğin, sebep-sonuç ilişkileri üzerinden yapılacak bir dış politika analizi AKP''nin 28 Şubat''ın alternatifi değil, bizatihi kendisi olduğunu ortaya çıkarır.28 Şubat nedir? Bence 28 Şubat, Türkiye''yi Amerika ve İsrail''in Ortadoğu''daki kirli projelerinin taşeronu yapmak amacıyla gerçekleştirilmişti. Başlıca aktörleri İstanbul basını ve onlara destek veren gruplardı. Silahlı Kuvvetler''in bir bölümünün bu sürece açık ve/veya örtülü destek verdiği biliniyor. Mazereti Türkiye''deki ''islamcı'' grupların yükselişiydi. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenacialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon
28 Şubat''ın kudretli generaline destek ve ödül veren Amerikalı Yahudi kuruluşlarının daha büyük bir ihtimamla Başbakan Erdoğan''a toplu ödüller vermesi tesadüf değildir. AKP''nin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde oluşan dış politikasına söz konusu generalin destek veren açıklamalar yapmakta olması da tesadüf olamaz. Bütün bunlar Amerika''daki Yahudi kuruluşları vasıtasıyla oluşturulan kirli iltisakların sonucudur.
Bu kirli iltisaklar AKP''yi iktidara getirmiş ve iktidarda tutmaktadır. Büyüyen cari açığa rağmen içeriye sokulmuş bulunan Amerikan sıcak parasının çıkmaması bundan dolayı olsa gerektir. Ama bunun devamı AKP''nin Suriye ve İran konularında Amerika''ya tam destek vermesine bağlıdır. Bu iltisaklar AKP''nin başta başörtüsü olmak üzere, iktidara gelmek için kullandığı rahatsızlıkları düzeltmek için adım atmasına da manidir.
Çünkü AKP bu iltisakları kurarken Batı karşıtı İslamcılığa son verdiği ve değiştiği konusunda muhataplarına teminat vermiş olmalıdır. Bu kuruluşlar nezdinde başörtüsünü savunmak Batı karşıtı bir dünya görüşünün tezahürüdür. Erdoğan''ın İsrail için kullandığı ''terörist devlet'' sözünü bu sebeple geri aldırdılar ve Haziran''da Vaşington''da yapılan Bush-Erdoğan görüşmesinde Amerika''nın Suriye ve İran konusunda atacağı adımlara tam destek istendi ve muhtemelen alındı.
AKP''nin başörtüsü konusundaki isteksizliği bu kirli iltisaklardan dolayıdır. Kurumlar arasındaki mutabakat eksikliğinden dolayı olamaz. Sanki Türkiye''nin etnik bir milliyetçilik girdabına atılması konusunda başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere devletin bütün kurumları arasında tam bir mutabakat mı var? Veya Kıbrıs''tan başlayan, Ege ile devam eden ve neredeyse bütün dış politika sorunlarımız konusunda da kurumlar arasında tam bir mutabakat varmış gibi, başörtüsünde ısrarla mutabakat aramak ve/veya AİHM kararının arkasına saklanmak sadece gerçeği gizlemek için bir manevradır.
Ama gerçek sırıtıyor. AKP Batı karşıtı bir İslamcı dünya görüşünü terkettiğini göstermek ve bu konuda muhataplarını inandırmak zorundadır. Aksi takdirde, kurulan bu kirli iltisaklar bozulacaktır. Ama bu iltisaklar aynı zamanda AKP''nin sonunu da getirecektir. Bir gecede gayri olmayı içine sindiren bu gruplar söz konusu iltisaklar yüzünden adeta muhataplarının esiri durumuna düştüler. Ve bu durum giderek sürdürülemez bir hale geliyor. Amerika ve İsrail''in her dediğini yaparlarsa kendi kamuoylarından kopacaklar, yapmazlarsa Amerika ve İsrail''den uzaklaşacaklar ve hızla bir finans krizine sürükleneceğiz. Esas soru ise, karşı tarafların taleplerinin oldukça yüklü olduğu bu ilişkinin Türkiye''ye ne kadar zararla durdurulacağı...