Siyaset17 Şubat 2005 00:00

Üçüncü Dünya Savaşı! - Arslan BULUT

Friedman, yazısında İslam dünyasını hedef gösterdiği gibi, ABD Başkanı Bush da, 11 Eylül'den sonra yapılacak mücadelenin "Haçlı Seferi" olduğunu açıklamıştı. Evet, "Üçüncü Dünya Savaşı" başlamıştır ama, galibin kim olacağı hiç belli olmaz!

Üçüncü Dünya Savaşı! Ajanslar, dün sabah, İran İstihbarat Bakanı Ali Yunusi'nin, açıklamasını geçti. Yunusi, ABD'nin casus uçakları ya da araçlarının İran'ın nükleer tesisleri üzerinde uçtuğunu söyledi. Yunusi, "Bu parlayan nesneler askeri ve nükleer tesislerimize yaklaştığı takdirde savunmamıza hedef olacaktır ve karşılık vermek için gerekli teçhizata sahibiz" diye konuştu. Aynı saatlerde, İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, "Suriye'ye uçaksavar füzeleri satacağız" dediğini açıkladı. Yine aynı saatlerde, Londra'ya İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile görüşmeye giden İsrail Dışişleri Bakanı Silvan Şalom, "İran'ın 6 aya kadar atom bombası teknolojisine sahip olacağını" söyledi. Şalom "İran'ın geliştirdiği uzun menzilli füzelerin Avrupa'yı vurabilecek yetenekte olduğunu" belirtti ve "Böylesine aşırı uçta bir rejimin atom bombasına sahip olması kabustur." dedi. Bu açıklamalardan hemen sonra İran ve Suriye, zorluklara ve tehditlere karşı 'ortak bir cephe' kuracaklarını bildirdiler. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, ziyaret için Tahran'da bulunan Suriye Başbakanı Naci Otri ile görüşmesinden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, "Tehditlerle mücadele için her yerde Suriye'ye yardım etmeye hazırız" dedi. Otri de "Bu hassas zamanda yapılan görüşmenin, özellikle Suriye ve İran'ın bazı meydan okumalarla karşı karşıya olması nedeniyle önemli olduğunu" söyledi. Ardından ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı William Burns, Suriye'nin bir an önce ordusunu Lübnan'dan çekmesini istedi. Ve saatler 16.00'a yaklaşırken İran devlet televizyonu, ülkenin güneyinde, bir nükleer tesis bulunan Buşehr eyaletindeki Deylem kentine bilinmeyen bir uçaktan bir füze atıldığını duyurdu. Sonradan bölgeye bir yakıt tankı düşmüş olabileceğine dair haberler de yayıldı ama bütün bu gelişmelerin bir tesadüf olmadığı açık! Nitekim Almanya'nın eski başbakanlarından Helmut Schmidt, Die Zeit gazetesinde yayımlanan makalesinde, "Amerika NATO'yu Ortadoğu'da kendi stratejisinin aracı haline getirme yolunda. Böyle bir şey İttifak'ın bünyesinde öngörülmemiştir" dedi. NATO'nun görevi kapsamına girmeyen alanlarda kullanıldığını savunan Schmidt, "NATO'nun, kendi sınırları dışında özgürlüğü ve demokrasiyi yaymak gibi bir görevi yok. Üye ülkelerin de böyle bir göreve katılma gibi sorumlulukları yok" görüşünü savundu. ABD ile Avrupa'nın aynı değerleri savunduğunu belirten Schmidt, Ancak Amerikalılar şunu anlamak zorundadır: "Biz Amerika'nın tebası olmak istemiyoruz. Onurumuzu korumak istiyoruz"dedi. Türk Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan ise haftalık basın toplantısında Türkiye'nin Kerkük'ün Kürtlerin kontrolüne geçmesi durumunda bu kente müdahalesi ihtimaline karşı, ABD'nin Irak'ın kuzeyine yığınak yaptığına dair Guardian gazetesinde yer alan haberin hatırlatılması üzerine, şunları söyledi: "ABD tarafından orada herhangi bir yığınak yapıldığına dair bilgimiz yoktur." Bir kez daha hatırlatmak isterim ki ABD bizim dostumuz ve müttefikimizdir. Açıkça görüldüğü gibi, Orta Doğu''''da olaylar hızlanmış durumda! New York Times yazarı, Thomas Friedman, 11 Eylül olayından sonra yazdığı ilk yazıda, "Üçüncü Dünya Savaşı" başlığını kullanmıştı. Friedman şöyle demişti: "Acaba ülkem gerçekten de Üçüncü Dünya Savaşı'nın başladığını anladı mı? Bu saldırı Üçüncü Dünya Savaşı'nın Pearl Harbor'ı, demek ki önümüzde çok çok uzun bir savaş var. Ve bu Üçüncü Dünya Savaşı bizi bir süper güçle karşı karşıya getirmiyor. Bizi, dünyanın tek süper gücü ve Batı değerlerinin, serbest piyasanın ve liberalizmin özbeöz sembolü olan bizi, bütün o kızgın ve süper yetkin kadın ve erkeklerle karşı karşıya getiriyor. Bu süper yetkin insanların çoğu yıkılan Müslüman ve Üçüncü Dünya devletlerinden geliyor. Onlar bizim değerlerimizi paylaşmıyor, Amerika'nın hayatları, politikaları ve çocukları üzerindeki etkisine içerliyorlar. Çoğunlukla Amerika'yı kendi toplumlarının başarısızlığının sorumlusu olarak görüyorlar." Friedman, yazısında İslam dünyasını hedef gösterdiği gibi, ABD Başkanı Bush da, 11 Eylül'den sonra yapılacak mücadelenin "Haçlı Seferi" olduğunu açıklamıştı. Evet, "Üçüncü Dünya Savaşı" başlamıştır ama, galibin kim olacağı hiç belli olmaz!