Güneydoğu'ya çözüm önerisi - Rıza Zelyurt
Çözüm bellidir: Devletçi ekonomiDevlet yönetimi, terör örgütünün ideolojik saldırıları karşısında geri adım atmadan, güvenlik güçlerini pasifize etmeden, güncel mücadelesini sürdürmelidir. Fakat, şimdiye kadar yürütülen bu mücadele biçimi artık aşılmalıdır.Bunun için devlet güneydoğuya, özel sektör aracılığıyla değil, bizzat kamu gücü olarak el atmalıdır. Devletin bölgenin ekonomik envanterini çıkarması ve buralarda işletmeler açması gerekmektedir. Bölge halkına iş ve aş bulunması, buradaki insanın terör örgütüne kurtarıcı gözüyle bakmasını engelleyecektir. Yapılacak toplu konutlara muhtaç ailelerin yerleştirilmesi ilk adımdır. Sonra fabrikalar açılmalıdır. Burada açılacak fabrikaların devlet tarafından sübvanse edilmesi gerekir. Konu, birkaç milyar dolar zarar edilmesi ile kıyaslanamayacak kadar önemlidir. Unutulmamalıdır ki Türkiye bugünkü ekonomik gelişmesini özel sektör yatırımlarıyla değil, devletin bizzat yaptığı büyük çaplı yatırımlarla sağlamıştır. Güneydoğu'da devlet fabrikalarının işletilmesi, birincil çözüm yoludur.cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsdiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiskamagra link kamagra gel
Türkiye, kapitalist dünyanın bir parçası olarak özel sermayenin egemenliğine terk edilmiş bir ülkedir. Ülkemizdeki özel sektör cılız, sermaye yetersiz, özel sektörün etkinliği de birkaç sektörle (otomotiv, turizm, konfeksiyon) sınırlı olup bu sektörlerdeki etkinlik de küresel değildir.
Var olan ekonomik model özel sektör geliştirmeye dayalı olup bu sektör de uluslararası büyük sermayenin acentası konumundadır.
Özel sektör, doğası gereği, yatırımını en yüksek karı en düşük giderle elde edeceği noktalara yapmaktadır. Ayrıca iç istikrarını sağlamamış ülkelerde, özel sektör yatırımını güvenlik sorunu olmayan bölgelerde yoğunlaştırmaktadır.
Bu durum, Güneydoğu'nun yatırımlardan faydalanmasını önlemektedir. Hem yetersez sermaye, hem güvenlik sorunu, hem bölgenin ulaşım ağından uzak oluşu, Güneydoğu'da sermaye birikimini ve yatırımı önlemektedir.
Ayrıca, bu bölgede esnaf veya tüccar elinde biriken sermaye de daha fazla kar getireceği için Batı bölgelerine aktarılmaktadır. Bölgenin içsel anlamda yoksullaşmasına bu durum yol açmaktadır. Yine bu bölgeden entelektüel emek kaçmakta, yatırımı yönlendirecek beyin gücü, hatta kullanılacak uzman kol gücü bile bulunmamaktadır.
Öte yandan, bölgede toprakların ağaların elinde olması yüzünden tarım yaygınlaştırılamıyor bu durum da işsizliği besliyor. Güneydoğu'daki yüksek oranlı bir işsizlik bölge insanını kasıp kavurmaktadır.
Bölgenin ekonomik yönden kalkındırılması için ikide bir gündeme getirilen Teşvik Paketi de özel sektörcü biçimde hazırlandığından işe yaramamıştır.
Çözüm bellidir: Devletçi ekonomi
Devlet yönetimi, terör örgütünün ideolojik saldırıları karşısında geri adım atmadan, güvenlik güçlerini pasifize etmeden, güncel mücadelesini sürdürmelidir. Fakat, şimdiye kadar yürütülen bu mücadele biçimi artık aşılmalıdır.
Bunun için devlet güneydoğuya, özel sektör aracılığıyla değil, bizzat kamu gücü olarak el atmalıdır. Devletin bölgenin ekonomik envanterini çıkarması ve buralarda işletmeler açması gerekmektedir. Bölge halkına iş ve aş bulunması, buradaki insanın terör örgütüne kurtarıcı gözüyle bakmasını engelleyecektir. Yapılacak toplu konutlara muhtaç ailelerin yerleştirilmesi ilk adımdır. Sonra fabrikalar açılmalıdır. Burada açılacak fabrikaların devlet tarafından sübvanse edilmesi gerekir. Konu, birkaç milyar dolar zarar edilmesi ile kıyaslanamayacak kadar önemlidir. Unutulmamalıdır ki Türkiye bugünkü ekonomik gelişmesini özel sektör yatırımlarıyla değil, devletin bizzat yaptığı büyük çaplı yatırımlarla sağlamıştır. Güneydoğu'da devlet fabrikalarının işletilmesi, birincil çözüm yoludur.
Bölgedeki tarım alanlarının işletilme başlanması ikinci yoldur. Bunun için bölgedeki feodal yapı, yani aşiret düzeni kırılmalı, toprak reformu yapılmalı, bölgenin köylüsüne traktör ve tohumluk verilerek onun tarım insanı haline gelmesi sağlanmalıdır.
Bölgeye tarım bakanlığının hemen girmesi şarttır. Bunun ilk yolu da verimli tarım yapılması konusunda eğitim verilmesidir.
Hükümet, bu ciddi ve maliyeti yüksek projeleri devreye sokmak için AB'den de kredi istemelidir. Böylece AB'nin Güneydoğu konusuna ne kadar samimi yaklaşıldığı da test edilmiş olacaktır.
Bu terör, dış güdümlü olup iç nedenlerle ateşlenmektedir. Terörün nedenlerini ortadan kaldırırsak, çatışmaların kendiliğinden durduğu görülecektir.
Tekrar ediyorum: Sorun siyasal değil, ekonomiktir ama ne yazık ki AB'nin ve ABD'nin de iteklenmesiyle siyasal bir kimlik kazandırılmıştır.
Ve, ne yazık ki bu düğümü çözmek de sadece bizim görevimizdir.