Helenistik pazarlama ve "Ulusal algılayış" - Arslan Bulut
İstanbul Barosu Genel Sekreteri, değerli dost Hüseyin Özbek, ağırlıklı olarak televizyonlar üzerinden sürdürülen bir operasyona dikkat çekiyor:Seyirci, bazı televizyon kanallarında birkaç yıl önce olsa tuhaf karşılanacak bir olguya alıştırılıyor. Çok seyredilen dizilere önemli ve olumlu bir karakter yerleştiriliyor. Nedense bu olumlu, sevimli, akıllı karakter de hep Rum-Yunan oluyor!Evimizin içine kadar giren, giderek ailemizin bir parçası olan bu dizi kişilikleri görsellikle başlayıp bilinçaltımıza yerleşiyor. Evimizin alıştığımız eşyaları gibi bizden bir parçaya dönüşüyor. Hukuk deyimiyle ''mütemmim cüz'', tamamlayıcı parçamız oluyor.Rum-Yunan dizi kahramanları ya sevimli damat, ya da fahişe olsa bile harbi cinsinden oluyor! Dizilerde sakar, maganda, hödük Türklerin (!) bir sürü yanlışını da bu olumlu ve de uyumlu çorbacılar, Despina''lar düzeltiveriyor anında.coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsnaproxennatrium go naproxen kruidvatbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
Yazı aynen şöyle :
TÜRKİYE TV DİZİLERİ İLE
TABULARI YIKIYOR.
Fransız haber ajansı AFP'' ye göre Türk televizyon izleyicisi, artık daha önce tartışması bile söz konusu olmayan "hassas konular"a ilgi duyuyor. AFP'' nin haberinde Türk izleyicilerin eskiden basit aşk hikayelerine ya da aksiyon yanı ağır basan macera dizilerine büyük ilgi gösterdiği, ama bu sezon ekranlarda Türk-Yunan sorunu, mezhep ayrılığı, Kürt meselesi, 1970''lerdeki sağ-sol çatışması gibi konuları işleyen dizilerin yaygınlaştığı belirtildi.
AFP, 1964 yılında Türkiye''den Yunanistan''a giden bir Rum ailenin oğlu olan Niko'' nun bir Türk kızına aşık olmasını işleyen "Yabancı Damat " dizisinin her cuma akşamı en çok izlenenler arasına girdiğini belirtti.
Diziyi hazırlayan yapım şirketinin yöneticisi Tunca Kunter "Benim kızkardeşim de bir Yunanlıya aşık olabilir" dedi.
Ankara Üniversitesinden Prof. Nilüfer Timis ise AB''nin 2000 yılında Türkiye''den istediği yasal reformların "Ulusal Algılayış"ı etkilediğini ve insanların daha önceden tabu olarak algılanan konulara girebildiğini söyledi.
***
Bu tür film ve dizilerde Yunan tarafının erkek karakter, Türk tarafının dişi karakterde sunulmasının psikolojik anlamını iyi tahlil etmek gerekir. Dizilerdeki Türk profili hakim karakter değil, pasif karakter, alan karakter değil veren karakterdir. Üstte değil, alttadır.
AB''nin, Ege''de, Kıbrıs''ta, Patrikhane, Heybeliada Ruhban Okulu konusunda Türkiye''de meydana getirmeye çalıştığı toplumsal sinikliğin, edilgenliğin, her isteneni vermeye koşullanmanın nasıl planlandığını, yönetmenlerce evimizin en mahrem yerlerine kadar sokulan Yunan damatlar aracılığıyla aslında nelerin iğfal edildiğini iyice düşünmekte yarar var.
Türkiye ve Türklere yönelik Rum/Yunan/Helen pazarlamalı toplum mühendisliğinin arka planını anlamak için biraz geniş açıdan bakalım meseleye: Son yıllarda özellikle AB destekli "Kültürel mirasın korunması, Anadolu mozayiğinin ortaya çıkarılması" eksenli Helenistik/ Roma/ Bizans eserlerinin restorasyonu, kilise ve diğer yapıların ihyası hızla uygulamaya konuldu. Türkiye coğrafyasının hemen her yerinde Helen kalıntılarının özenle ele alınıp ortaya çıkarılması, tanıtımı, tamiri artık bir devlet politikasına dönüşmüştür.
***
Bu proje tamamlandığında Anadolu''nun kültürel mirasının görkemli geçmişini anımsatan Helen/ Roma mimarisiyle, anıtlarıyla, kiliseleriyle, antik dönem adlarıyla (Bitinya, Pontus Paflagonya, Kapadokya vs.) kime ait olduğu de elbette ortaya çıkıverecektir! Mazlum ve mağdur Helen çocuklarının tapusunu gasbetmiş barbar Türklere karşı artık zilyetliğin iadesi davasını mı açarlar, tapu iptali ve tescil davası mı açarlar orasını zamanla göreceğiz...
Yukarıda bahsettiğimiz filmler, TV dizileri, romanlar, müzik vs. ile Türk toplumu, "gerçek mülk sahipleri gerçek ev sahipleri" olarak ortaya çıkarılan Helenlerin torunlarını bağırlarına hasretle basmaya şartlanıyor.
Coğrafya, içinde bulunan ve dağıyla, taşıyla, toprağıyla havasıyla, suyuyla bütünleşip onu vatan yapan milletle anlam kazanır. Ezelden Türk olan Anadolu coğrafyasını yeniden Türkleştiren, Türkiye yapan, ebedi vatan yapan büyük Türk milleti bu coğrafyanın her karışını kanıyla sulamıştır. Bu coğrafyada en fazla hakkı olduğunu iddia eden kimlerse; onlardan en az milyon kez daha fazla hak sahibidir. Bu coğrafyayı imaj pazarlamasıyla, AB''siyle, ABD''siyle küresel güçlerin arkalamasıyla yeniden ele geçireceğini sananlar, en az bizim kadar bu topraklar için kan dökmeyi göze almak durumundadır.
Mühendis bozmalarına, televizyon dizileriyle, medya bombardımanıyla, toplum mühendisliğiyle toplumsal hipnoz yöntemleriyle aymazlığa düşürmeyi düşündükleri milletin uyanışının ve tepkisinin şiddetini de hesaplamaları gerektiğini hatırlatmak da bizden olsun!