Siyaset27 Kasım 2005 00:00

Türkiye nereye? - Emin Çölaşan

Birkaç gün önce Kürdistan Parlamentosu bir karar aldı. Bu kararda bizim İstiklal Harbi ile parçalayıp yok ettiğimiz, tarihin çöplüğüne gömdüğümüz Sevr Anlaşması’ndan söz ediliyor ve şöyle deniliyor:‘Kürtler kendi haklarını kullanmak ve kendi kaderini belirlemek hakkına sahip bir ulustur. 1920 yılında imzalanan Sevr anlaşması, Kürtlerin kendi kaderini belirleme hakkını tanımıştır. Sevr anlaşması, Kürtlerin kendi topraklarında Kürt kökenli memurlar atanmasını, eğitim, hukuk ve öteki hizmet dillerinin Kürtçe olmasını şart koşmuştur...’Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış, işgal edilmiş ve bu anlaşmayı imzalamak zorunda bırakılmıştı. Bu anlaşma uyarınca Anadolu topraklarının bir bölümünde, Güneydoğu’da Kürdistan, bir bölümünde ise Doğu’da Ermenistan kurulacaktı!Şimdi işin adım adım nereye sürüklenmek istendiğini görüyorsunuz. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

GAZETECİ arkadaşlar ve başkalarıyla konuşurken, aramızdaki konu genelde aynıdır:

Türkiye nereye gidiyor?

Bu konuda herkes endişeli. Herkes yakınıyor. Özellikle şu son yıllarda ‘iyiye gidiyor’ diyene ben hemen hiç rastlamadım.

Terör, ekonomi, dış ilişkiler, hükümetin ve belediyelerin uygulamaları...

Bunlar hep endişe yaratıyor.

Hemen aşağımızdaki Kuzey Irak’a bakın. Kürt devleti resmen olmasa bile uygulamada her şeyi ile kuruldu. Adamlar ABD’nin güdümünde ve korumasında... Ve işi iyice küstahlığa vurdular.

Birkaç gün önce Kürdistan Parlamentosu bir karar aldı. Bu kararda bizim İstiklal Harbi ile parçalayıp yok ettiğimiz, tarihin çöplüğüne gömdüğümüz Sevr Anlaşması’ndan söz ediliyor ve şöyle deniliyor:

‘Kürtler kendi haklarını kullanmak ve kendi kaderini belirlemek hakkına sahip bir ulustur. 1920 yılında imzalanan Sevr anlaşması, Kürtlerin kendi kaderini belirleme hakkını tanımıştır. Sevr anlaşması, Kürtlerin kendi topraklarında Kürt kökenli memurlar atanmasını, eğitim, hukuk ve öteki hizmet dillerinin Kürtçe olmasını şart koşmuştur...’

Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış, işgal edilmiş ve bu anlaşmayı imzalamak zorunda bırakılmıştı. Bu anlaşma uyarınca Anadolu topraklarının bir bölümünde, Güneydoğu’da Kürdistan, bir bölümünde ise Doğu’da Ermenistan kurulacaktı!

Şimdi işin adım adım nereye sürüklenmek istendiğini görüyorsunuz.

Biz değil miydik, ‘Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulmasına izin veremeyiz, bu bizim kırmızı çizgimizdir’ diye yıllarca haykıran?

Ne oldu o kırmızı çizgiye? Yok oldu! Unuttuk, unutmak zorunda kaldık.

Kürdistan oyunu artık bizim içimizde oynanıyor. Yıllardır başımıza bela edilen PKK terörü şimdi kapımıza farklı bir biçimde dayanıyor.

Siyasallaşarak.

Bombalar, mayınlar yine patlıyor, pusular yine kuruluyor. Son 11 ayda tam 98 askerimiz şehit düştü.

İlçelerde, kent merkezlerinde açıkça kalkışmalar oluyor. PKK posterleri, PKK bayrakları açılıyor.

Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şeye izin verilmez. Biz veriyoruz.

Bunları milyonlarca insanımız hayretle, ibretle, utanarak izliyor.

Yüksekova’da ölen vatandaşların cenaze törenine 30 bin kişi katılmıştı. Orada jetler uçtu. O kadar ürkekleştik ki, her kesimden yetkililerimiz bile bu uçuşların ‘olağan’ olduğunu savundu.

Başbakan Şemdinli, Yüksekova, Hakkári’ye gittiğinde karşısında açılmış pankartlar buldu:

‘Valiyi görevden alın.’

Hakkari Valisi derhal görevden alındı.

Bütün olaylarda güvenlik güçleri kendi binalarına çekilmişti. Halkı DEHAP’lı belediye başkanları yönlendirip yönetti.

Devletin otoritesi başka güçlere devredilmişti. Böyle bir olaya Cumhuriyet tarihinde ilk kez tanık olduk. Kısmette bunu da görmek varmış!

* * *

Kuzey Irak’ta Kürt devleti kuruldu, arkasında ABD var. Ses çıkaramıyoruz.

Kendi ülkemizde oynanan Kürtçülük oyununun arkasında AB var, elimiz kolumuz bağlı. Son olarak AB’nin Ankara’daki temsilcisi konuştu:

‘Azınlıklarla ilgili Lozan Anlaşması’nda yer alan hükümler yetersiz. Biz bu görüşe katılmıyoruz.’

Cumhuriyetimizin tapu senedi olan Lozan Anlaşması’nda azınlık olarak sadece Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler var.

AB temsilcisi niçin böyle diyor?.. Çünkü AB’nin amacı Kürtleri ve Alevileri de azınlık kapsamına aldırmak!

Şimdi düşünün, bir yanda ABD’nin gölgesinde Sevr’i hortlatmaya kalkışanlar, öbür yanda ise Lozan’ı yetersiz bulan AB takımı!

Üzerimizde oynanan şu oyunları şimdi bile görmeyenler varsa, lütfen uyansınlar. ABD, AB falan filan derken, bunlar bizim başımıza çok iş açacak.

Türkiye Cumhuriyeti’ni içimizden ve dışımızdan -diplomasi oyunlarıyla- gagalıyorlar. Hükümet nerede? Niçin tepki vermiyor?

Yanıtı çok basit:

Aman ABD’yi ürkütmeyelim, aman AB’yi ürkütmeyelim!

İşte bu hallere düştük. Çok yazık.