Türkiye, CIA-MOSSAD maşası Barzani'yi Kürdistan Bölgesel Hükümet Başkanı olarak tanıma hazırlığında!
Radikal gazetesi yazarı Murat Yetkin dün gerçekleştirilen güvenlik zirvesi sonrası Türkiye'nin Irak'ta federasyonu tanımaya ABD ve İngiltere tarafından zorlandığını ve Türkiye'nin federasyonu tanımaya hazırlandığını iddia etti. Ankara tanıma hazırlığında Denklemin ayrıntılarına girmeden önce haberleri sıralayalım. Kürdistan Demokrat Parti lideri ve yeni Irak Anayasası'na göre Kürdistan Bölgesel Hükümet Başkanı Mesud Barzani'nin ABD'ye gidip Başkan Bush ile görüşeceği ve dönüşte de kapsamlı bir Avrupa turunu 'Başkan' sıfatıyla yapacağı kesinleşince, Ankara'da yeni bir durum değerlendirmesi yapılıyor.discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
Başbakan Tayyip Erdoğan bu görevi Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Emre Taner'e veriyor. Taner başkanlığındaki MİT heyeti, Barzani ile karargâhının bulunduğu Selahaddin şehrinde, muhtemelen 20 Ekim'de görüşüyor. Burada önemli bir ayrıntı var. Dışişleri kaynakları, bu heyette, hiçbir Dışişleri mensubunun bulunmadığını dün teyit ettiler. Yani Dışişleri, bu önemli dış temasın bir parçası olmamış.
Barzani, ABD için yola 23 Ekim'de çıkıyor. Uçağı Erbil'den havalanıyor ve ilk durağı Adana yakınlarındaki İncirlik Hava Üssü oluyor. Daha sonra yakıt ikmali için bir de İrlanda'da mola veriyor. Yani İncirlik durağı uçuş güvenliği açısından gerekli görünmüyor; sembolik siyasi anlamı öne çıkıyor. O da şu: Irak Kürdistan Federasyonu Başkanı sıfatıyla kapsamlı bir ABD-Avrupa turuna çıkan Barzani'nin giriş yaptığı ilk hava sahası, Türk hava sahası, mola amacıyla da olsa indiği ilk toprak, Türk toprağı ve bir Türk Silahlı Kuvvetleri üssü oluyor.
24 Ekim, Ankara'da Milli Güvenlik Kurulu'nun toplandığı tarih. 25 Ekim akşamı Kuveyt yolunda Erdoğan, Bush-Barzani görüşmesi sorulduğunda "Talabani Irak'ın cumhurbaşkanı değil mi? Barzani'nin ABD'ye gitmesinden neden rahatsız olayım. Bush istediğiyle görüşür" derken bu bilgiyle konuşuyor. Biz henüz bilmiyoruz.
Barzani'nin sonraki günlerde gerçekleştirdiği program, çoğu devlet başkanını kıskandıracak nitelikte: 25 Ekim'de Washington'da Bush, 1 Kasım'da Londra'da Blair, 14 Kasım'da Vatikan'da Papa 16'ncı Benedict, 15 Kasım'da Roma'da Berlusconi, 16 Kasım'da Berlin'de Merkel ve 18 Kasım'da Viyana'da Schüssel. 20 kasımda Erbil'e dönüşünde yine İncirlik'i kullandığı bilgilerini resmen teyit ettirmek mümkün olmadı.
Bu takvimde önemli bir ayrıntı daha var. Bush'un Barzani'ye "Başkan" olarak hitap etmesi, Ankara'da cılız bir tepkiye neden olsa da, bu görüşmeyi takip eden günlerde Ankara'da meydana gelen bir gelişme, hem ilgili batı başkentlerinde, ama özellikle de Kürt siyasetinde dikkatle kaydedilmiş bulunuyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle Çankaya Köşkü'nde verilen davette sarf ettiği şu sözler bu dikkate yol açıyor: "Barzani bir aşiret lideriydi. Biz öyle görüyorduk. Ama durum değişti.
Bu değişikliği kabul etmemiz gerekiyor. Talabani'yi de öyle görüyorduk, şimdi Irak Cumhurbaşkanı. Yarın Irak Cumhurbaşkanı olarak Türkiye'yi ziyaret etmek isteyecek. O gün nasıl davranacağız? Irak'ı tanıyorsak, bu değişen koşullara göre hareket edeceğiz."
Özkök, bu beyanda bulunurken MİT Müsteşarı'nın Barzani'yle görüşmesinden de, Barzani'ye Türk hava üssü İncirlik'in açılmış olmasından da haberdar. Ama bizler henüz değiliz.
Bu gelişmelerin hemen ardından Şemdinli'de patlayan olaylar, önce 1 Kasım'da, ardından 9 Kasım'daki bombalamalar ve işin içine devlet görevlilerinin karışması, Türk kamuoyunun dikkatini yine Kürt sorununa ve terörle mücadele boyutuna çeviriyor ve Irak'ta olan bitenden dikkatler kayıyor.
Oysa ABD ile Türkiye'nin Irak krizinden bu yana iniş çıkışlarla devam eden sorunlu ilişkisinde PKK ile mücadelenin önemli bir yeri var. ABD, PKK ve devamcı kuruluşlarını terörist sayıyor ama, bir türlü Irak'taki PKK varlığına karşı önlem almıyor. Bunun bir nedeni önceliklerin farklı olması. Türkiye için sınırlarının yanıbaşında binlerce militanın varlığı öncelik taşıyor. ABD ise Avrupa'daki PKK varlığını engelleyici yollar üzerine çalışmaya öncelik verdiğini vurguluyor. Irak'taki işgalinde yeterince başı belada olan ABD kuvvetleri kuzeyde cephe açacak takata sahip olmadığını söylüyor. Ayrıca, Türkiye'nin 1 Mart 2003'te Irak'ın işgaline aktif destek vermeyi reddetmesi ardından işgalin tek yerli işbirlikçisi haline gelen Kürtler; Talabani ve Barzani, buna izin vermiyor.
Şimdi denklemin kilit noktasına geliyoruz. Talabani, ama özellikle Barzani, PKK'nın üzerine bir koşulda gideceğini söylüyor: Türkiye muhatap olarak kendisini alırsa. Defalarca Ankara'ya ziyarette bulunmak istemesi, artık şimdi Kürdistan Federasyonu Başkanı sıfatıyla gelmek istemesi bu yüzden. Dün görüştüğüm bir Türk yetkili, "Zaten ABD harekete geçmek istese bile, kendi güçlerini kullanmayacak, Barzani ve Talabani kuvvetleriyle işbirliği yapacak PKK'ya karşı" diye duruma açıklık getiriyor. Sonra ekliyor, "Öyle anlaşılıyor ki, bizim de işbirliği yapmamız gerekecek, geçmişte olduğu gibi". (Geçmiş derken, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın geçenlerde, Şemdinli'de yakalanıp bırakılan Jandarma Başçavuşu 'Mutkili' Ali Kaya'yı tanıdığın söylediği 1997 Çelik Operasyonu'nda Barzani ile yapılan işbirliğini hatırlamamız gerekiyor. O harekâtın komutanı Büyükanıt, masa başı planlayıcısı da şimdiki Birinci Ordu Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ idi.) Aslında ABD'nin Türkiye'yi sessizce itmek istediği zemin de, PKK'ya karşı Irak Kürtleriyle işbirliği yapmak ve dolayısıyla Irak'taki Kürt Federasyonu'nun varlığını kabul ettirmekti. ABD ve İngiltere, Türkiye'ye Irak'ın büsbütün parçalanmasını ve bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını önlemenin bir yolunun da federasyonu tanımak ve yardımcı olmak olduğunu telkin ediyor.
15 Aralık seçimleri ardından bu zaten kaçınılmaz olacak Ankara için; eğer Irak'ı tanımaya devam edecekse.
Dün Başbakanlık'ta toplanan güvenlik zirvesinde öne çıkan konu Şemdinli idi. Ancak yapılan açıklamada konunun bütün yönleriyle, kısa, orta ve uzun vadede görüşüldüğü söylendi. Sizce bu gelişmelerin ardından Irak ve Barzani bağlantılı önemli gelişmeler beklemek gerekmez mi?