Onursuz millet olmak - Rıza Zelyurt
Milletleri üstün yapan zenginlikleri değil, ulusal onurlarıdır. Ulusal onurunu ayaklar altına alan bir toplum, başka milletlerin kölesi olmayı peşinen kabul etmiş demektir.Son 10 yılda toptan bir korku tüneline girdik. Toplumumuzun önemli bir bölümü ulusal onurunu artık kapının arkasına süpürür hale geldi. Bunların başında, 'tatlı hayat' yaşayan kesim geliyor. Tatlı hayatçıların çobanı ise büyük sermaye... Büyük sermayenin şirketlerinde çalışan okumuşlar için vatan, millet, ulusal onur gibi kavramlar gülünç, içiboş kavramlar. Bunların işi gücü tüketmek, daha çok tüketmek... Türkiye batsa bile ilgilenmeyen, bana ne diyen bu eğitilmiş kesim, çürümenin hızla yaygınlaşmasına yol açıyor. Çünkü, yönetim kademesinde bunlar bulunuyorlar.new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsabilify link abilifycialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
Milli onuru çürütmeye, çiğnemeye çalışan başka bir grup da, Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanı bölücüler... PKK'nin çevresinde gelişen, yayılan bu kesimin etkisi, Güneydoğu bölgemizde daha kuvvetle hissediliyor.
İran'a bakIn
İstanbul'da ziyaretine gittiğim bir işadamı, bu konuda ilginç bir örnek verdi. 'Bir İran halkına bakın, bir de bize!' deyip ekledi: 'Adamlar belki bizim kadar zengin değiller. Rejimleri de dinci. Fakat, toplum olarak dış tehditlere yiğitçe kafa tutuyorlar. Amerika'ya meydan okuyorlar. Biz ne yapıyoruz peki? Eğilerek, sürünerek, dilenerek ne durumlara geldik. Bir, Atatürk Türkiyesi'nin itibarına bakın bir de bugünkü halimize...' Halkın içine itildiği derin ekonomik bunalım da bu çürümeyi, kimliksizleşmeyi besledi.
Fetih yolu budur
Emperyalist güçler, ele geçirecekleri ülkeleri önce içeriden çürütüyorlar. Ya orada diktatörleri işbaşına getirip toplumun gelişimini, iç örgüsünü kuvvetlendirmesini önlüyorlar. Ya da o topluma gerici ideolojileri egemen kılarak milli kültürü çürütüp çökertiyorlar.
Gerici ideolojilerin birinci ayağını dinci akımlar oluşturuyor. Din adına, ülkenin çağdaş değerleri çökertiliyor, toplum iğdiş ediliyor. Bu durumda ulusal refleks kırılıyor; toplum kaderci, başeğmeci bir sürü haline getiriliyor.
Gerici ideolojinin ikinci ayağını da kozmopolit kültür oluşturuyor. Kozmopolit kültür, Batı'nın sömürgeci değerlerini yüceltip onu milli değerlerin yerine geçiriyor. Özellikle okumuş ama bencil/çıkarcı kesimin yaşam tarzı, kozmopolit kültürü yaygın hale getiriyor. Basın yayın organları, dış ülkelerle bağlantılı şirketler kozmopolit kültürü ilerici, çağdaş kültürmüş gibi millete yukarıdan yolluyor. Bu işte en etkili araçlar olarak televizyonlar, gazeteler kullanılıyor. Bazı sivil toplum kuruluşları, vakıflar, meslek dernekleri de kozmopolit kültürü yaymak için çabalıyor.
Halkın savunmasız ulusal kültürü zamanla aşındırılıyor, çürütülüyor ve yok ediliyor.
Böyle olunca, lüks yaşam uğruna bütün değerleri silebilen kuşaklar ortaya çıkıyor. Bu kuşakların emperyalist saldırılara direnmesi de mümkün olamıyor. Emperyalizmi içselleştiren kozmopolit aydın tipine uygun kozmopolit kitleler; ülkemizin geleceği için dinci veya bölücü kesim kadar tehlike yaratıyor.
Halk, bu çöküşü görüyor ama elinde kullanacağı organları olmadığından karşılık veremiyor.
Acaba çürüdüğümüzün farkında mıyız?