İstihbarat22 Kasım 2005 00:00

ABD artık PKK''dır - Hasan Demir

1970''lerin ortasından sonra çok şey değişmiş, CIA''nın da desteği ile ASALA devre dışı bırakılarak PKK servise verilmiştir. Suriye''de Öcalan''a şemsiye olan Hafız Esad''dan ziyade Beyaz Saray''da oturanlardı. Nitekim caniyi paketleyip teslim eden de onlar oldu. Yani, ABD Kürtlerden ve bölgeden elini çekmemişti. Zaten Sevr''in altında imzası bulunan ama Lozan''ı imzalamayan, özetle, Türkiye''nin mevcut sınırlarını tanımayan ABD, bugün fiilen Irak''tadır ve Kürtlerle CIA''sız, doğrudan, et ve kemik olarak temas halindedir. Onlar adına Irak''ın kuzeyindeki Özel Harekât bürolarını basmış, onların kamera kayıtları altında Mehmetçiğin başına çuval geçirmiş, Kürtlerin arasında başı çuvallı Mehmetçikleri geçirerek, "Korkacak bir şey yok, cesur olun!" mesajı vermiş, Ankara''dakiler de, Amerikalıları haklı çıkarırcasına, "Büyük devlettir, yapar" siyaseti güderek işte bugünkü Şemdinli''leri, Diyarbakır''ları, Mersin ve İstanbul''ları kendi iradeleri daha doğrusu iradesizlikleriyle hazırlamışlardır.oxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

Bölücü terör Şemdinli''den Diyarbakır''a, Diyarbakır''dan İstanbul''a kadar C4''ler, Öcalan posterleri ve PKK sembolleriyle sokakları doldurup güvenlik güçlerine saldırabiliyor, "TC şaşırma, sabrımızı taşırma!" diye meydan okuyabiliyor; asker, polis şehit edip, trenleri havaya uçuruyor, Güneydoğu halkını parmakları arasındaki bir tespih gibi istediği yöne evirip çevirebiliyorsa; üstelik bütün bu gelişmeler örgüt başının teslim alınıp, Suriye''ni PKK''dan elini ayağını çektikten ve terörün sıfırlanmasından sonra ve fakat ABD''nin Irak''ı işgali ile hortlamışsa, bunun bir tek anlamı vardır, o da Irak''ın kuzeyindeki Karayılan''ın başının ta ABD''de, Beyaz Saray''da olduğudur…

ABD dünden bugünden değil tâ Sevr''in metne geçirilmesinden beri bölgededir. Hadi o kadar uzağa gitmeyelim, 1970''li yıllardaki Amerika''nın bölge ile ilişkisinin bir kısmını "Haydut Devlet"in yazarı William Blum''un kalemi ile, "İstihbarat Komisyonu Özel Raporu"ndan birlikte okuyalım:

"Çok önemli bir müttefiki olan İran Şahı''na yardımcı olmak isteyen Başkan Nixson ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger, İran''ın eksi düşmanı Irak''ta otonomi elde etmek için savaşan Kürtlere askeri yardım sağladılar. Askeri yardımın amacı 16 milyon dolardı ve Kürtlerin bilmediği asıl amaç Kürtlerin otonomi elde etmeleri değil, Irak''ın kaynaklarını zayıflatmak ve dikkatlerini İran''dan başka yöne çevirmekti. 1974 yılına ait bir CIA andıçı şöyle diyordu: ''Kürtlerin yarı otonomiden vazgeçmeyi reddetmesiyle, Irak''ın köklü bir biçimde zayıflatıldığı bir pat durumunu İran da bizim gibi yararlı görüyor. Ne İran ne de bizler sorunun şu yada bu biçimde çözüldüğünü görmek istemiyoruz.'' Daha sonra Kongre''de CIA''i soruşturan Pike Komitesi şu yorumu yaptı: ''Bu politika, savaşmaya teşvik edilen Kürtlere açıklanmamıştı. Örtülü harekât kapsamında bile olsa, bencilce ve çıkarcı bir iştir.''"
Özetlersek, 1974''lü yıllarda ABD''nin arası İran''la iyi fakat Irak''la kötüydü. CIA, dostu İran ve tabii kendisi için Irak''ı zayıf düşürmek amacıyla Kürtlere, ''İsyan edin, bağımsız olun'' aklı verip cebine de 16 milyon dolar koyuyor, fakat aslında Kürtlerin asla bağımsız olmasını da istemiyordu. Zaten 1975 yılındaki petrol politikaları İran''la Irak arasındaki buzları eritti ve ABD, İran''la birlikte isyan ettirdiği Kürtleri terk etti, Bağdat Kürtleri ezdi geçti. Kürtler daha dün ceplerine 16 milyon dolar koyarak isyanlarının kuvvetle arkasında olduğunu söyleyen Kissinger''a yalvardılar fakat artık ABD Kürtlere sağırdı. Bağdat Kürtleri ezdi geçti ve yüzlerce ileri gelenini idam etti.

Bütün bunları niye hatırlatıyoruz?

1970''lerin ortasından sonra çok şey değişmiş, CIA''nın da desteği ile ASALA devre dışı bırakılarak PKK servise verilmiştir. Suriye''de Öcalan''a şemsiye olan Hafız Esad''dan ziyade Beyaz Saray''da oturanlardı. Nitekim caniyi paketleyip teslim eden de onlar oldu. Yani, ABD Kürtlerden ve bölgeden elini çekmemişti. Zaten Sevr''in altında imzası bulunan ama Lozan''ı imzalamayan, özetle, Türkiye''nin mevcut sınırlarını tanımayan ABD, bugün fiilen Irak''tadır ve Kürtlerle CIA''sız, doğrudan, et ve kemik olarak temas halindedir. Onlar adına Irak''ın kuzeyindeki Özel Harekât bürolarını basmış, onların kamera kayıtları altında Mehmetçiğin başına çuval geçirmiş, Kürtlerin arasında başı çuvallı Mehmetçikleri geçirerek, "Korkacak bir şey yok, cesur olun!" mesajı vermiş, Ankara''dakiler de, Amerikalıları haklı çıkarırcasına, "Büyük devlettir, yapar" siyaseti güderek işte bugünkü Şemdinli''leri, Diyarbakır''ları, Mersin ve İstanbul''ları kendi iradeleri daha doğrusu iradesizlikleriyle hazırlamışlardır.

Aziz milletim, ey ehli vicdan, ey ehli vatan…

Güneydoğu''da PKK''lıların cenazesine resmî araçlarla katılan, PKK flamaları altında terörist mezarlıklarına, "Şehitlerimiz" diye çiçekler bırakan, Ankara''dan, "Anayasa''yı değiştirin, Kürtçe resmi dil olsun, devletin kurucu unsuru çatal kazık haline getirilsin, yani, Türkler-Kürtler ayrımı yapılsın" taleplerinde bulunan, yabancı elçiliklere ve Türkiye Büyük Millet Meclisi''ne, "Biz otonom bir yapı istiyoruz" dilekçeleri veren, Avrupa''da "Kürtlere özerklik" toplantı ve konferansları gerçekleştiren belediye başkanları ve sivil toplum mensupları bu cüret ve ekonomik kaynağı nereden temin ediyor dersiniz? Tabii ki, Irak''ın kuzeyinde PKK''lı teröristlere hâmilik yapan, yetinmeyip, Irak''ın tamamında PKK''nın bürolar açması, bayraklar asmasını sağlayan, daha da ileri gidip, Irak''ın yeni anayasasına PKK militanlarını Türkiye''ye teslim etmemek için maddeler koyan ABD''den…

Yahu, DEHAP Batman İl Başkanı, "Amerika, Kürtler üzerinden siyaset yapıyor. Elçileri buralara gelip ayrılıklarınızı öne çıkartın akılları veriyor. Bunların tek amacı bir Türk-Kürt çatışması çıkarmak" demedi mi? Adam Amerikalılar tarafından kendine söylenenleri Kürde de Türk''e de, ''gözünüzü açın'' diye anlattı, daha ne yapsın?

Amerikan Başkanı Bush''un ülkesini ziyaret eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı M.Ali Talat''la görüşmeye reddedip Barzani''yi devlet protokolü ile "Başkan" olarak Beyaz Saray''da ağırlaması da mı gözünü açmıyor Ankara''dakilerin!..

Gerçek şu ki Amerika, Türkiye''deki üslerini ve Türkiye''nin limanlarını kullanarak PKK''yı et ve kemik şeklinde Irak''ta besliyor, terörist ve C4 olarak Türkiye''ye sokuyor, bölgede bir Türk-Kürt çatışması tezgahlamak için Türkiye''deki temsilcileri konsolosları ile gün 24 saat mesai yapıyor…

Türkiye''deki Roj TV ve Roj basın yayın organları ise, "Derin devlet" masalları ile gerçek PKK''yı, yani ABD''yi perdeliyor…