‘Ulema’ sözüyle uğraşırken neler oldu? - Mustafa Yıldırım
Türkiye’yi yanlış kulvarlara sokmak çok kolaylaştı. Ne zaman ki, halk doğruyu görmeye başlıyor; al sana bir kışkırtıcı söz ya da bomba…
Geçen gün İzmir’den öğrenci gençlere rastladım. Gözlerini ve kulaklarını açmışlar; olan biteni anlamaya çalışıyorlardı. İçlerinden biri sordu:
“Şemdinli olayları için ne diyorsunuz?”
“Önümde olaylar dosyası yok ki, bir şey diyeyim!”
“Ama siz bilirsiniz…”
“Ol ayın ne olduğu ve oluş biçimiyle ilgili bir bilgim yok! Bir gazeteci olsun oraya gidip, olay nerede nasıl olmuş, zamanı, yeri, olayın içindekilerin kimliği gibi bilgileri haber yapsa, biraz kuşkulu yaklaşsam da, deneyimle ve benzer olaylar bilgimle bir yorum yapabilirdim. Ancak, gelin görün ki, gazeteler haber yapacaklarına, daha birinci sayfadan ön yargılı, yönlendirme amaçlı yayın yapıyorlar. Devleti yönetenler dahi böyle davranıyor!”
Kendilerini orta yol bulucu ilan eden aydınımsılar da veryansın etmekten geri kalmıyorlar.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesdiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards
Oysa genel durum açık: Kır gerillası, kentlerle birleşiyor. Kır gerillası, ‘legal’ parti kurarak günlük siyaseti etkileme hazırlığında… Bunu bilmek için cihan alimi olmaya gerek yok!
ABD-AB Koloni İttifakı ise, yakın geleceğe hazırlanıyor. Ülkemizi kanlı bir kargaşanın içine yeniden atıyorlar… Hesaba göre: Türkler öyle bir açmaza düşecekler ki, sonunda intihar etmektense, “Çare yok, eriyip gideceğiz; en iyisi şu ‘Küçük Asya Federe Devleti’ çözümünü kabul edelim gitsin!” diyecekler.
* * *
“Haydi canım!” mı dediniz? Öyleyse anımsatıyorum. Birkaç yıl önce Kürdistan Bölge Devleti Erbil’de ilk parlamento toplantısını yaparken ABD-AB Koloni İttifakı oradaydı. Kuruluşu ilan edilen Kürdistan Bölge (Bazen ‘Güney’ deniyor) Devletinin Anayasası’nın giriş maddesinde, yani devletin kuruluş dayanağı olarak Sevres Anlaşması’nın 64, 65. maddeleri temel alınıyordu.
Bu giriş maddesini T.C’ne duyurduğumuzda T.C’ni dışarıya karşı koruyup kollamakla görevli olan kurumları yönetenlerin hiçbirinde, ama hiçbirinden ses çıkmamıştı.
* * *
Neden ses çıksın ki! Son Milli Güvenlik Kurulu Siyaset Belgesinde özetle şöyle deniliyordu:
<< ABD 'de Türkiye aleyhine pek çok lobi faaliyeti vardır. Lehimize olanlar da bulunmaktadır. Bu ülkenin koşulları gereği lobi faaliyeti ayrı bir önem taşımaktadır.
* ABD'de Türkiye lehine kamuoyu oluşturulması pek çok bakımdan önemlidir.
* Türkiye'nin ABD ile ilişkileri Orta Asya, Balkanlar, Güney Kafkasya, Ortadoğu politikaları bakımından stratejiktir. Bu konularda işbirliği, dayanışma Türkiye'nin çıkarınadır.
< B>* Türkiye'nin ABD ile ilişkileri stratejiktir ancak başka bir ilişkinin alternatifi değildir. ABD, AB sürecimizin bir alternatifi değildir.
* NATO'daki rolümüzü korumalıyız. NATO'nun farklılaşan siyasetinde yerimiz olmalı.>> (Cumhuriyet, 8.11.2005)
Dilerseniz tercüme edelim:
ABD’nin bir devlet siyaseti olarak, T.C’ne karşı bir husumeti yoktur. Bütün kötülükleri oradaki gruplar (Herhalde Ermeni, Yunan diyecekler) yapıyor. Biz de akıllı olalım ve yabancı devleti parayla pulla ikna edelim.
ABD, Ortadoğu, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Orta Asya ve Balkanlara ( Yanlışlık yapılmış, artık ‘Balkan’ yerine ‘Güneydoğu Avrupa’ deniliyor) yerleşiyor. Biz de bu kolonileştirmeye ortak olalım gitsin!
NATO, Genişleme Projesi kapsamında, tüm dünyanın ABD-AB egemenliğinde kalması için vurucu güç durumuna yükseliyor. Biz de onların arasında kalıp, gerekirse vuralım!
* * *
Demek ki yurttaşlar, Mazlum ulusların önderi, hak, adalet ve barış ülküsünün yılmaz savaşçısı, Kocatepe’de güneşi ellerinde tutan Mustafa Kemal gönüllerden ve akıllardan silineli çok olmuş…
Bunca olup bitene ses etmeyenlerin, O’nun silueti armalardan sökülünce ortalığı yıkmaya hakları var mı?..
Ankara: 22 Kasım 2005