Çarpık etnik kafa - Hasan Ünal
Başbakan Erdoğan sürekli olarak etnik, bölgesel ve dini milliyetçiliğe karşı olduklarını belirtiyor. Bu sözlerin neredeyse kelime kelime PKK’lılar tarafından da tekrarlandığını öncelikle hatırlamak lazımdır. PKK destekçisi Kürtçü grupların önde gelen elemanları sık sık yaptıkları açıklamalarda, Türkiyelilik çatısı altında toplanmak gerektiğini ve kendilerinin bölgesel, etnik ve dini milliyetçiliği tasvip etmediklerini ifade ediyorlar. Türkiyelilik sözü Erdoğan’ın da ağzında.Etnik milliyetçiliğe karşı olduğunu söyleyen Erdoğan gerçekte etnik milliyetçiliğin dik alasını yapıyor. Çünkü önce ‘Kürt sorunu vardır’ deyip, sonra Kürt milliyetçiliğini teşvik edecek hemen her şeyi yapıyor. Türkiye’de çok sayıda etnik grup yaşadığını ve Türkiye’nin ‘Türklük’ ortak paydası yerine ‘Türkiyelilik’ çatısı altında yeni baştan düzenlenmesi gerektiğinden dem vuruyor. Sonra da etnik milliyetçiliğe karşı olduğunu söylüyor.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Bunlar fevkalade tehlikeli hezeyanlardır ve Türkiye’deki gerçeklerle uzaktan yakından alakası yoktur. Öncelikle Erdoğan’ın etnik gruptan ne anladığını tam olarak ortaya koyması gerekir. Öyle anlaşılıyor ki, Erdoğan, Türkiye’de farklı etnik siyasi kimlikler olduğunu düşünüyor. Bir başka ifadeyle, Türkiye’de çok sayıda birbirinden farklı kimliklere sahip halkların bulunduğu kanaatinde ve bunu değişik vesilelerle dile getiriyor. Kendi eşinin ‘arap’ olduğunu söylüyor. ‘Arap’ kökenli demek yerine doğrudan Arap diyor. Başka etnik gruplardan ve dolayısıyla kimliklerden bahsediyor.
Bizim coğrafyamızda siyasi kimlikler büyük ölçüde din farklılıkları üzerine inşa edilmiştir. Osmanlı’dan bağımsız olan hemen hemen bütün Balkan ülkeleri (Arnavutluk devleti hariç) bu prensip üzerine kurulmuştur. Türkiye’de de durum böyledir. Müslümanlık ortak paydası etrafında bir milletleşme süreci yaşanmış ve etnik köken ve ana dil kavramları anlamını büyük ölçüde yitirmiştir.
Ancak bazı ırkçı kafalar insanların mensubiyet duyguları ve dini birlikteliklerini görmezden gelerek, etnik milliyetçilik temelinde bir ayrışmayı teşvik ediyorlar. Bu mantığa göre, bir insan Güneydoğu’da Kürt kökenli bir aileden geliyorsa otomatikman Kürt olmaktadır. Ve Kürt olmak Türklüğe alternatif bir kimlik anlamında kullanılmaktadır. Oysa 1995 yılında İstanbul’da hem anne hem de baba tarafından Kürt kökenli ailelerden gelen on binin üzerinde denekle yapılan bir araştırmada İstanbul’da doğup büyüyen gençlerin ezici bir çoğunluğu kendilerini Türk hissettiklerini belirtmişlerdir.
Kürt kökenli olmalarını Türklük dışı bir kavram olarak görmediklerini ve Güneydoğu’ya özel bir bağlılık hissetmediklerini belirten bu ezici çoğunluğu zorla Türklüğün dışında düşünmek bir tür ırkçılık anlamına gelir. Nitekim aynı araştırmada Kürt kökenli oldukları için kendilerini Türk kimliğinin dışında düşünenler, Kürt kökenliler arasında çok düşük bir oranda kalmışlardır. HADEP gibi partilerin İstanbul’da ve Güneydoğu dışındaki illerde oransal olarak çok düşük düzeyde oy alıyor olması bu gerçeği teyit etmektedir.
Irkçı ve etnik bir temele dayanmayan Türk tanımlaması sayesinde Türkiye’de farklı etnik kökenlerden gelen çok sayıda insan Türkleşmiş. Bir manada geniş Türk kazanı içerisinde kaynamıştır. Bunda da en güçlü bağ ortak dinimizdir. Bu ortaklığın üzerine siyasi kültür, dil birliği, ekonomik çıkarlar vs. inşa edilmiş ve ortaya hiç de hafife alınmayacak güçlü bir yapı çıkmıştır.
Karışık evlilikleri teşvik eden ve entegrasyondan yana olan bu çağdaş gidişatı etnik ve ırkçı bir anlayışla bozmaya kalkışmak Türkiye’ye ve ayrıca bunun yapanlara fevkalade büyük zararlar verecektir. Erdoğan ve AKP polit bürosunun Türkiye’yi etnikleştirmek yönündeki girişimleri Türkiye’yi yeni bir Yugoslavya deneyimine götürürse, bunun altında başta bu kadro ezilir. AB’nin etnik ve ırkçılık kokan mantığıyla bir yere varamayız.