Siyaset22 Kasım 2005 00:00

Resmen "Bizi Böl" Dilekçesi !.. - Hulki Cevizoğlu

Yıllardır, Ceviz Kabuğu programlarımızda, kitaplarımızda ve bu köşede anlatıyorduk: "Türkiye üzerinde oyunlar oynanıyor. Dikkat!.. Bölücüler, uygarlık ve demokrasi laflarıyla, Avrupa Birliği koruyuculuğunda Türkiye''nin altını oyuyorlar. Dikkat!.. Televizyon dizileri ile, basın yoluyla kültürümüzle, eğitimimizle, dirlik ve düzenimizle oynuyorlar. Dikkat!.. Politikacılar gaflet içinde. Dikkat!..."Bizim gibi düşünen çok sayıdaki "gerçek aydın" da, halkımızı uyandırmak için çırpınıyordu. DIŞ DESTEKLİ "DÜŞÜNCE ŞEBEKELERİ"Dış destekli "düşünce şebekeleri" ise, kimi politikacıların da gafletiyle, "Siz paranoya görüyorsunuz" diyerek psikolojik savaş uyguluyordu.Son Ceviz Kabuğu''nda ise, bütün gerçekler ortaya çıktı, deşifre edildi.Ülkemizdeki gafletin, hangi boyutlara ulaştığı izleyenleri şok etti.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon card

Yasallığı mahkemede de tartışmalı olan Diyarbakır KÜRD-DER''in sözcüsü ve eski HAK-PAR (Hak ve Özgürlükler Partisi) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Güçlü''nün açıklamaları, izleyicilerin sabrını taşırdı ama, büyük bir uyarı görevi yaptı. İşaret fişeği oldu...
Eski Ülkü Ocakları Başkanı Alişan Satılmış''ın da stüdyo konuğu olduğu programda, İbrahim Güçlü''nün açıklamalarını duyanların bir kısmı, "Bu sözler Ceviz Kabuğu''nda söylenmemeli" diye düşünmeye başladı. Bana gelen iletilerden bunu anlıyordum. Ama, son AB yasaları ve kriterleri uyarınca, "şiddete başvurmamak üzere, toplumda şok etkisi yaratacak sözler, düşünce özgürlüğü" kapsamında "yasal" sayıldığı için, uyarılarla birlikte konuşmasına izin verdim.
Bana göre "hem suçlu hem güçlü" konumundaki İbrahim Güçlü, programda bunları söylemese de, pek çok kişi bunları her yerde söylüyor ve bu yönde faaliyet gösteriyordu. Bunların deşifre edilmesi ve "paranoya" diyenlerin elinde malzemesi kalmaması gerekiyordu. Herhalde milyonlarca kişi ibretle bu gerçeği gördü.
Gelen iletilerdeki izleyicilerin ortak görüşü, kendi anlatımları ile, şöyleydi:
"Programınızı adeta koltuğumuza mıhlanarak izliyoruz. Gösterdiğiniz sabrı, bilginizle birleştirince karşınızda ülkemize, ulusumuza, askerimize ve değerlerimize saldıran demogogu nasıl deşifre ettiğinizi izliyoruz. Allah size bu yolda her zaman akıl, sabır ve uzun ömürler versin. Bu ibret dolu insanları, olayları ve dosyaları ulusumuza deşifre etmeye devam edin. Ne mutlu Türk''üm diyene."

İNGİLTERE''YE ÇAĞRI: "BİZİ BÖL!.."

PKK''nın bölücü terörüne destek verenler, "Biz ülkeyi bölmek istemiyoruz" sloganı ile kitleleri kandırmaya çalışıyordu.
Oysa, İbrahim Güçlü hiç takıyye yapmadan, pat diye gerçeği ortaya döküverdi: "Bizim liderimiz Barzani''dir... Biz Türkiye''de Kürdistan Eyaleti istiyoruz... Diyarbakır''da ''Federal Devlet İstiyoruz'' isimli kampanyamızda topladığımız imzaları TBMM ve İngiltere Büyükelçiliği''ne verdik!.."
İnanabiliyor musunuz?..
Türkiye''yi bölme isteğiyle, artık aleni bir imza kampanyası düzenleniyor.. toplanan imzalar törenle Atatürk''ün TBMM''ne sunuluyor.. oradakiler ''ne yapıyorsunuz siz?'' demeden bunu kabul ediyor.. iş daha da ileri götürülüyor ve yabancı bir devlete (İngiltere''ye) "bizi böl"(eyalet yap) isteği ile resmen başvuru yapılıyor.. Türk devleti bunları seyrediyor!...
Al sana Avrupa Birliği!..
Kürt yurttaşlarımızı kandırmaya çalışan bölücüler, kendi ülkelerine, Türkiye''ye "sömürgeci" ve "işgalci" gözüyle bakacak kadar gözlerini karartmışlar. "Gözleri dönmüş" demek daha doğru.
Vaktiyle Türkiye''nin pasaportu ve izniyle hareket eden Barzani denen adam, şimdi büyü(tül)müş de Türkiye üzerinde emeller besler hâle gelmiş!.. Bu adam, kısa bir süre önce "Türk ordusu Kuzey Irak''a girerse burayı ona mezar ederiz" biçiminde açıklamalar yapıyordu da, kimsenin gıkı çıkmıyordu. Meğerse hedefi daha büyükmüş. Adam, işi nerelere getirmiş!..

ŞİMDİ OTURUP DÜŞÜNMELİYİZ

Geldiğimiz nokta burası. Şemdinli ve Yüksekova''daki son olayları, ayaklanma provalarını ekranlarda izledikçe, Ceviz Kabuğu''nun ortaya koyduğu gerçekleri daha iyi kavramak mümkün.
Şimdi, kafamızı iki elimizin arasına alıp, "son kez" düşünmeliyiz: Nereye gidiyoruz?.. Niçin kimsenin sesi çıkmıyor?..
İleride hiç düşüneceğimiz zaman yok!..