Ortadoğu21 Kasım 2005 00:00

Ortadoğu''da resim netleşirken - Hasan Ünal

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül''ün aniden Şam''ı ziyaret etmesi pek çok açıdan ele alınması gereken bir gelişme. Şam yönetiminin Hariri suikastıyla ilişkilendirilmesi ve giderek bu rejimi devirmeye yönelik girişimler belirginlik kazanıyor.Hariri suikastının ardından BM tarafından Alman savcıya hazırlatılan rapor pek çok açıdan inandırıcı olmamakla birlikte, bundan sonra nelerin olabileceği konusunda uyarıcı. Şöyle ki, raporda delil olarak sık sık görüşlerine başvurulan kişinin geçmişi tutarsızlıklarla dolu. Vaktiyle yalancı şahitlik etmiş olmaktan dolayı Fransız mahkemeleri tarafından yargılanmış olması bile bunun için yeterli.naproxennatrium go naproxen kruidvatcleocin 150 mg read cleocin 300 mgdiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards

Kaldı ki, söylenenlerin delillerle desteklenmesi lazım. Öte yandan Hariri suikastı pek çok yönüyle istihbarat örgütlerinin bir operasyonu gibi görünmüyor. Ama bu suikastın Suriye rejimini olabildiğince sıkıştırmak ve hatta mümkünse devirmek için kullanıldığı ve kullanılacağı açık. Şu ana kadar Suriye devletinin üst düzey bazı görevlilerinin yargılanmaları isteniyor.

Bu yargılamanın nasıl ve nerede yapılması gerektiği konusu da Amerika ile Suriye arasında bir sorun. Suriye rejimi ilgili kişilerin Suriye''deki BM binasında yargılanabileceklerini belirtiyor. Bu, yeterli olmazsa yargılamanın Avrupa''da bir yerde ve tercihen BM''nin Cenevre''deki binalarının birinde düzenlenmesini talep ediyor. Ortadoğu''da da bazı yerler öneriyor. Kahire bunlardan biri.

Ama Amerika ve BM ısrarla bu kişilerin Lübnan''da yargılanmasını şart koşuyor. Oysa Lübnan''da bu kişilerin suçlu olduklarına dair bir ön kabullenme var ve bu açıdan yargılamanın amacına uygun bir şekilde yapılabilmesi pek mümkün değil. Tabii ki, yargılamanın amacı Suriye''yi töhmet altında bırakmak değilse…

Suriye rejimi bu Hariri suikastından dolayı ne kadar sıkıştırılabilir? Amerika ve İsrail''in insafına bırakılacak olsa, onlar Suriye''yi bir kaşık suda boğmaya hazır gibiler. Ama uluslararası konjonktür buna ne kadar müsait? Amerika''nın Irak''a dair iddia ettiği hemen her şeyin yalan olduğunun anlaşıldığı bir ortamda, uluslararası kamuoyunun Suriye''ye bir saldırı ve/veya kapsamlı bir ekonomik ambargo uygulanması konusunda istekli olabileceğini düşünmek pek mümkün görünmüyor.

Ayrıca BM Güvenlik Konseyi''nde bulunan Rusya ve Çin''in böyle bir Amerikan girişimine karşı çıkması ve karar tasarılarını veto etmesi de kuvvetli bir ihtimal. Ancak Amerika her halükarda tek başına ve Güvenlik Konseyi kararı olmadan da harekete geçebilir mi? Bunun olabileceğine dair işaretler az değil. Ancak bir yandan iç siyaset arenasında bir yandan da dışarıda Amerikan Başkanının hızla yıpranmakta olduğunu unutmamak gerekir. Eski CIA Başkanının bile Amerikan yönetimini şiddetle eleştirip, ''işkence yönetimi'' olduğunu söylediği bir dönemde Amerika fütursuzluklarına devam edebilir mi?

Bu soruya ''edemez'' demek oldukça zor. Eğer bölge ülkelerinden ve özellikle Türkiye''den destek alırsa hareket edebilir ve bunun Türkiye''ye zararı oldukça kapsamlı olur. Üstelik Türkiye''den sadece Suriye''ye karşı değil; aynı zamanda İran''a karşı yapacağı girişimler için de destek isteyeceklerdir. Böyle bir ortamda Bakan Gül''ün ziyareti, eğer kendi inisiyatifi ile yapılmışsa, yerindedir. Ancak bu ziyarete paralel olarak Amerika''ya yeni bir macera istemediğimizi ve Amerika böyle bir maceraya kalkışacak olursa katiyetle destek vermeyeceğimizi söylememiz gerekir. Aksi takdirde, sonuçta Irak''ta kurulmakta olan Kürdistan''ın petrolünün Akdeniz''e indirilmesi projesine yardımcı olmaktan başka bir şey yapmamış oluruz. Bunun bedeli de ağır olur…