Yer Kürenin Küresel Tutsakları - Erol Manisalı
Sovyetler Birliği'nin gerek 1917'de ortaya çıkışı, gerek 1990'da dağılışı, Türkiye-Batı ilişkilerinin kaderini belirleyen iki dönüm noktası olmuştur: - Avrupa'yı arkasına alarak Anadolu'yu işgale yeltenen Yunanistan 1922'de Ege Denizi'ne döküldükten sonra, Avrupa durmak zorunda kaldı. Avrupa'nın Anadolu'ya saldırmasını engelleyen faktörlerin başında, Mustafa Kemal 'in Sovyetler Birliği ile kurduğu denge ve sağladığı işbirliği geliyordu. - Buna karşılık, 1915'te Avrupa'nın dev donanmasını Çanakkale'de durduran Türkler (ve Mustafa Kemal), 1917'de Sovyetler'in oluşumuna en büyük katkıyı sağlıyorlardı. Bu, kaderin bir cilvesiydi. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadaescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholcialis walgreen coupon site cialis couponcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupondiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards
1) Özal 'cı politikalarla, sermayenin siyasetteki ağırlığının genişletilmesi, ''programlı ve bilinçli bir biçimde'' , Türkiye-Batı ilişkilerinin dengesiz ve tek yanlı bir zemine oturtulmasına yol açmıştır.
2) 1990'lı yılların sonundan itibaren İslamcı siyasilerin bir bölümü, gayri milli sermaye çevreleriyle mutlak bir işbirliğine girdiler.
3) Soğuk Savaş sonrasında Batı, sermaye ve siyasi İslam arasında ''kutsal ittifak'' oluşturdu. İslam cumhuriyeti, bu kutsal ittifakın bir şemsiyesidir. Bu ittifak ''yeni muhafazakâr koalisyonun'' asimetrik bir benzeridir. Her ikisinin ipleri de Batı kapitalizminin elinde bulunuyor.
Yakın tarihin seyri...
30 klasör hacminde ve 20-25 kilo tutan son 35 yıldaki yayımlanmış makalelerimi ayıklayıp düzenlerken bu gerçeği daha iyi gördüm.
- Türkiye'nin iç dengeleri nasıl yön değiştiriyordu? Sermaye çevreleri nasıl bir kimyasal değişime uğradılar? Aynı insanların 1970'li yıllarda söyledikleri ile 1990'lı ve 2000'li yıllarda söyledikleri neden değişmişti?
- Türkiye'de bir kesim ''kimlik değiştirdi.'' Sermaye ve ''seçkinler'' sınıfında bu kimlik değişimi açık açık görülür duruma geldi.
- Sebebini araştırdığımızda, ''beslenme kaynaklarının, sömürgeci Batı çevrelerinden'' sağlandığını görüyoruz. Sadece iktisadi bakımdan değil kültürel bakımdan da geçerli bir etkileşim ve işbirliği söz konusu.
Yurtdışına gönderildikten sonra ''yabancılaşmaya başlayan'' gençlerden ''yurtiçindeki eğitim düzeninin yabancılaşmasına kadar'' her şey bunun içinde yer alıyor.
- Gelişen iletişim teknolojisi sadece insanların tüketim kalıbının, çokuluslu şirketlerin tekeline girmesine yol açmıyor; günlük hayat tarzımızı ve düşüncelerimizi de Batı emperyalizminin öngörüleri şekillendiriyor.
Türkçenin bozulmasından ÇUŞ'nin insanların tüketim kalıbını yönlendirmesine kadar her şey bunun içine giriyor.
Emperyalizmin küreselleşmesi...
Dış dengelerin değişmesiyle iç dengelerin nasıl dramatik bir biçimde bozulmaya gittiğini görüyoruz. Küreselleşme adı altında, ''emperyalizmin geri bırakılmış ülkelerde nasıl küreselleştiğinin'' tanığı olduk.
Birbirlerinden çok uzak sanılan olaylar ve gelişmeler iletişimin yeni olanakları ile iç dengeleri denetimi altına alıyor. Makro olaylar ile mikro olaylar iç içe geçiyor.
Dünya dengelerindeki değişmeler, insanların evlerinin içindeki dengeleri belirlemeye başlıyor. Batı emperyalizmi iktisadi, siyasi, kültürel, dini ve askeri faktörleri birlikte kullanarak toplumların bireylerini de denetimi altına alıyor.
Akşam evinde televizyon seyreden bir aile, Amerikan veya İngiliz askerinin kahramanlıklarını; ajanların kötü adamları nasıl yendiklerini ''her üç filmden ikisinde'' izliyorsa; kilisenin erdemini(!) her beş filmden üçünde görüyorsa; Cola'nın neden vazgeçilemez bir içki olduğu beynine kazınıyorsa bu ev, Batı emperyalizmi tarafından işgal edilmiş demektir.
İş nereden nereye kadar uzanıyor; dünyadaki denge değişmeleri evimizin içine kadar elini uzatıyor. Ve insanlarımızı emperyalizmin zincirsiz esirleri yapıyor; kafalarına monte edilen elektronik aygıtlarla onları yönetiyor.
Yerküre adeta bir açıkhava hapishanesine dönüşüyor. Onlar emperyalizmin küresel tutsakları oluyorlar...