Kuzu kuzu çekil ve Güneydoğu''yu bırak - Hasan Ünal
Şemdinli olaylarını kabaca şöyle özetlemek mümkün. Şehrin tek pasajının muhtemelen tek kitapçısı bir gün saat 12.15 civarında bombalanır. Bir kaç dakika içinde yüzlerce kişilik bir kalabalık toplanır ve etrafa saldırmaya başlarlar. Bombayı, orada gördükleri istihbarat veya özel tim mensuplarının attıklarını söylerler.Pasajın karşısına arabasını park etmiş iki istihbaratçı özel tim astsubayının arabası talan edilir; içindeki evraklara el konulur. Ele geçirilen evraklarda bombalanan kitapçının kırmızıyla işaretli olduğu görülür. Kalabalık hızla artar ve şehrin giriş noktasındaki polis kontrol noktasını tahrip eder. Atatürk resmi ve büstü yerle bir edilir. Şehrin girişi adeta bir PKK kontrol noktasına dönüştürülür. cialis walgreen coupon site cialis couponkamagra kamagra wikipedia kamagra gel
Türk devleti aleyhine yapılan gösteriler hükümetin garip açıklamalarından cesaret alır. Hafta sonunda başta Hakkari, Şemdinli, Diyarbakır olmak üzere pek çok şehirde PKK gösterileri yapılır. Türk bayrakları yakılır. ''Burası Kürdistan'' naraları atılır. Müzakere/mütareke basını bunları ''Susurluk'' tepkisi olarak verir.
Yargılama süreci başlamış ve itham edilen astsubaylar tutuklanmamış olmasına rağmen ''Susurluk'' çamuru atılmıştır bir kere... Bu arada kitapçının sicilli PKK mensubu olduğu günlerce basın tarafından gizlenir. Şemdinli ve Eruh baskınlarında rol oynadığı ve sonra yakalanarak hapse atıldığı; yıllarca içerde kaldığı ve son olarak AKP''nin çıkardığı ''dağa dönüş'' affıyla çıktığı basın tarafından adeta gizlenir. Hadise derin devlet operasyonu gibi gösterilmeye çalışılır.
Derin devlet olmadığını bilenler hadiseyle neyin amaçlandığını hemen farketmişlerdir. Yargı süreci olayın bir PKK ve/veya dış servis provokasyonu mu, orada devletten ümidini kesmiş alt rütbeli bir kaç kişinin yaptığı bir yanlış mı (basına çıkan son bilgiler bunu pek mümkün göstermiyor), yoksa dünya tarihinin kaydedeceği en acemice örtülü operasyon mu olduğunu tesbit edecektir.
Meselenin bir başka tarafı olduğu ortada. Hükümetin cesaretlendirmesi ve devlet kavramının hızla tahrip edilmesiyle, bölgede PKK''nın egemen olacağı bir ortam hazırlanıyor. Ardından toplu halk hareketleri örgütlenecek ve bir sonraki aşlamaya gelinecektir.. O aşamada bölgeye bir yabancı güç müdahalesini mümkün kılacak şartlar oluşturulacaktır. Biz Kuzey Irak''a müdahale edemeyeceğiz bu gidişle; ama bize Kuzey Irak''tan müdahale edilecek şartlar oluturulursa hiç şaşırmayalım.
Bu arada Kıbrıs''tan çekilme senaryoları da hızlanıyor. Ek Protokol TBMM tarafından onaylandığı andan itibaren Talat ve arkadaşları ''Türkiye bizi sattı; biz bu şartlarda egemenlik ve siyasal eşitlik iddialarımızı sürdüremeyiz; bir an evvel AB vatandaşları olarak sisteme katılalım ve haklarımızı AB hukuku içerisinde savunalım'' diyeceklerdir. Bu politikanın bir parçası olarak Kıbrıs''ta Türk askeri çekilsin diye mitingler başlar ve kısa bir süre sonra Amerika ve İngiltere başta olmak üzere ''çekilin'' derler.
Bunun adı ''kuzu kuzu çekilme'' senaryosudur. Kıbrıs''tan çekilmeye zorlanan bir Türkiye''nin Güneydoğusuna da uluslararası barış gücü gönderilirse şaşırmayalım. AKP''liler bütün bunları ''dünyanın sonu değil'' diye değerlendireceklerdir. Doğru dünyanın sonu olmaz. Ama KKTC''nin, Kıbrıs davasının ve hatta Türkiye ve Türklük kavramının sonunu getirecek gelişmelerdir bunlar...