Nerede Hata Yapmıştınız? - Özcan Yeniçeri
Cumhuriyetin ilk yıllarında oluşan milli bilinç, kendine güven, milli kültüre dönüş ve kendi değerleri üzerinden çağı yakalama iradesi Atatürk sonrası terk edilmiştir.Bilinçsizce ithal edilen yabancı değerler, Batı''ya yamanma ve yaranma çabaları toplumsal kalkınmayı sağlayamamış tam aksine halkı tabi tutulduğu sisteme karşı yabancılaşmıştır. Cumhuriyeti kuran iradenin sahip olduğu tez, proje, inanç, iddia, ülkü, ilke ve hedef onun kurucusunun vefatıyla birlikte terk edilmiş; onun yerine yalnızca Batı''dan ikame, yaranma ve aşırma değerler konulmuştur.Yabancılaşma ve yabancılaştırma faaliyetlerinin yanına bir de dar görüşlülük, gaflet, ihanet ve kıskançlık eklenince milli ruh ve refleksler iyiden iyiye hantallaşmıştır.discount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards
Türkiye''nin kaderini yıllardır tekelinde tutanların bugün gelinen siyasi ve ekonomik aşamadan kendilerini sorumlu tutup tutmadığı bilinmiyor.
İflas eden mali ve dış politikayı gösteren somut sonuçlara rağmen birilerinin biraz safça da olsa "nerede hata yapmıştık" sorusunu kendi kendisine ciddi bir biçimde sorması şarttır.
Kıbrıs''tan AB ile olan ilişkilere, ABD ile kurulan ilişkilerden Yunanistan''a, ya da Talabani/Barzani ile olan ilişkilerden İMF''ye kadar uygulanan politikalar hep Türkiye aleyhine sonuçlar üretmişse bunun bir anlamı olmalıdır.
Türkiye''yi birileri, bilerek ya da bilmeyerek kullanmak istediği her enstrüman tarafından kullanılan bir ülke konumuna sokmuştur. Türkiye''nin bugün yaşadığı bütün sorunların kaynağında yakın geçmişte uygulanan ya da uygulanamayan politikaların olduğu görülmelidir.
Türkiye yönünden Irak, Ege, Kıbrıs, AB ya da ABD ile olan ilişkilerde gelinen nokta olumsuz ise ülkeyi bu aşamaya getiren politikaların da zorunlu olarak olumsuz olduğu artık anlaşılmalıdır.
Sonuçları yanlış olan bir olgunun nedenlerinin de yanlış olduğunu mantık söyler.
Çıktısı istenmeyen bir siyasetin girdisinin de istenemez olduğunun farkına varmak gerek.
Geçmişte uygulanan stratejilerin yalnız ülkenin ekonomik bağımlılığını artırmakla kalmamış aynı zamanda ülkenin bütünlüğünü de tehdit eder noktaya geldiği artık anlaşılmalıdır.
Bu bağlamda Türkiye''nin yıllardan bu yana izlediği başta Irak politikaları olmak üzere ne denli derinlikten ve stratejik hedeflerden yoksun olduğunu da artık birileri anlamalı ve bu politikalar süratle terk edilmelidir.
Türkiye, siyasetine Atatürk sonrası hâkim olan zihniyet dış politikada onarılamaz tahribatlara neden olmuştur.
Hiçbir kültürel duyarlılığı ve derinliği olmayan, tepeden inmeci, halka rağmenci ve zorlayıcı politikalarla toplumsal dönüşüm gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında oluşan milli bilinç, kendine güven, milli kültüre dönüş ve kendi değerleri üzerinden çağı yakalama iradesi Atatürk sonrası terk edilmiştir.
Bilinçsizce ithal edilen yabancı değerler, Batı''ya yamanma ve yaranma çabaları toplumsal kalkınmayı sağlayamamış tam aksine halkı tabi tutulduğu sisteme karşı yabancılaşmıştır. Cumhuriyeti kuran iradenin sahip olduğu tez, proje, inanç, iddia, ülkü, ilke ve hedef onun kurucusunun vefatıyla birlikte terk edilmiş; onun yerine yalnızca Batı''dan ikame, yaranma ve aşırma değerler konulmuştur.
Yabancılaşma ve yabancılaştırma faaliyetlerinin yanına bir de dar görüşlülük, gaflet, ihanet ve kıskançlık eklenince milli ruh ve refleksler iyiden iyiye hantallaşmıştır.
Yapısal yönden yapılan üç büyük stratejik hata ülkenin milli reflekslerinin felç olmasını sağlamıştır.
Bunlar sırasıyla; İmparatorluk sınırları dışında kalan Türklerin Türkiye''ye göç etmelerini teşvik etmek, Türklüğü Anadolu''dan ibaret görmek ve Dünyanın her yerindeki Türk soylu halkların birliğini, bağımsızlığını ve çıkarlarını savunmanın Türkiye''de en ağır ve aşağılayıcı suç olarak kabul edilmesidir.
Türkiye''nin tarihini aynı zamanda Türkçülerin, vatanseverlerin ve milliyetçilerin acımasızca ezilmesinin tarihi haline getirenler, bu gelinen aşamadan doğrudan sorumludurlar.
Türk milliyetçiliğinin her şeyden önce Türkiye''nin çıkarlarını, bağımsızlığını ve değerlerini savunmak anlamına geldiğini bile bile Türk milliyetçilerini ezmenin ne anlama geldiğini en son Kıbrıs/Kerkük''te meydana gelen olaylar karşısındaki suskunluk kanıtlar gibidir. Elbette siz Türkiye''nin çıkarlarını ve değerlerini savunanları yargılarken "Türkiye''de 30 bin Kürt, bir milyon da Ermeni öldürülmüştür" diyenleri yüceltirseniz bu sonuçları dünden hak etmiş olursunuz.
Türkiye bugün de, kendisine ihanet ettikçe demokratik bir zafer kazanacağını savunan insanların tekelinde olmaya devam ediyor.
Anlaşılan o ki, henüz birileri "nerede hata yapmıştık?" sorusunu kendisine soracak kadar cesur olmalıyız.