ORG. BÜYÜKANIT “TANIYORUM” DEDİĞİ İÇİN HEDEF OLACAK !! - Saygı Öztürk
Hakkari Valisi Erdoğan Gürbüz, dün telefonda, “Göstericiler, askerlere ilaç veren eczaneyi adeta talan ettiler. Şemdinli’de bulunan Atatürk büstünü söktüler. Türk bayrağı gönderden indiriliyor. Taburda bulunan büst götürülüp ilçe merkezinde ki kaideye konuldu. İndirilen bayrağımız yeniden göndere çekildi” diyor. Valiyle konuşmasak, böyle bir olayın yaşandığını öğrenemeyecektik....Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlene törende, komutanlar ilginç değerlendirmeler yapmıştı. Kara Kuvvetleri komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, “Şemdinli’de olaya karıştığı söylenen Astsubay Ali Kaya’yı tanıyorum” demişti...!!!Önümüzdeki günlerde, Yaşar Büyükanıt’a dönük eleştiriler başlayacaktır. Büyükanıt’ın bu kişiyi nereden tanıdığına ilişkin değerlendirmeler olacak, farklı yorumlar yapılacak. Bunun işaretleri görülmeye başlandı. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluskamagra link kamagra gel
Abdullah Öcalan yakalanmış, yargılanmış, Güneydoğu’da hava değişmişti. O günlerde bazıları “artık olaylar bitti. Terör sona erdi. Bölgeye barış geldi” havası estiriyor, örgütün de rüzgarına kapılanlar “Köy koruculuğu derhal kaldırılsın, polis özel harekat timleri Güneydoğu’dan çekilsin” diyordu. Oysa, Güneydoğu’da hiçbir dönem terör bitirilemedi, PKK’nın başının yakalanmasından sonra terör sadece bastırılmıştı.
Lideri yakalanan örgütte şaşkınlık yaşanıyordu. Abdullah Öcalan da, hiçbir zaman örgütüne “silahları bırakın, gelip adalete teslim olun” talimatı vermedi. Türkiye’deki teröristlerin önemli bir bölümünün, Türkiye dışına çıkmasını istemişti. “Eylemsizlik” dönemine giren örgüt, işte o süreci iyi değerlendirdi, “terörist örgüt” imajından kurtulmak için isim değişikliğine gitti. Siyasi çalışmalara ağırlık verildi. Siyasi alanda da önemli bir mesafe alındı. Bugün, Güneydoğu’da önemli kalabalıklar toplanabiliyorsa, bu örgütün stratejisinin iyi uygulandığını gösteriyor.
Bir çok birim “nasıl olsa terör bitti” havasına kapıldı. Terörün bitmediği şehit cenazeleri, kolunu, bacağını, gözünü mayın patlamasında kaybedenlerin Türkiye’nin dört bir yanına gitmesiyle yeniden hatırlandı.
ŞEMDİNLİ’DE BAYRAĞIMIZI İNDİRDİLER
Hakkari’nin Şemdinli ilçesi, PKK açısından hayli önemli. Sınırının bir yanında İran, bir yanında Irak var. Teröristlerin Türkiye’ye sızmaları arazinin genel yapısı itibariyle zor olmuyor. Şemdinli üzerinden, iç bölgelere geçiş yapıyorlar. 15 Eylül 1985 yılında Eruh ile birlikte aynı gece basılan Şemdinli ilçesi, aynı zamanda örgüt için bir simge özelliğini de taşıyor.
1 Kasım 2005’de meydana gelen patlamalarda ev işyerleri zarar gören ailelere para yardımının yapılacağı gün olaylar patlıyor. Patlamanın hemen ardından 500 kişilik kalabalık anında toplanabiliyor, güvenlik birimleri aleyhinde gösteriye başlıyor.
Hakkari Valisi Erdoğan Gürbüz, dün telefonda, “Göstericiler, askerlere ilaç veren eczaneyi adeta talan ettiler. Şemdinli’de bulunan Atatürk büstünü söktüler. Türk bayrağı gönderden indiriliyor. Taburda bulunan büst götürülüp ilçe merkezinde ki kaideye konuldu. İndirilen bayrağımız yeniden göndere çekildi” diyor. Valiyle konuşmasak, böyle bir olayın yaşandığını öğrenemeyecektik.
Şemdinli halkının ülkesine, bayrağına saygılı olduğundan kimsenin kuşkusu yok, olamaz da. 1 Kasım’da meydana gelen patlamadan sonra ilçelerine gelen İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya sevgi gösterilerinde bulunmuşlar, devletin yaralarını saracağına inandıklarını söylemişlerdi., Bakan da, Cumhuriyet Caddesinde bulunan vatandaşlarla sohbet etmiş, onlarla birlikte yürümüştü.
ARAÇTAKİ SİLAH VE BELGELER NE ANLAMA GELİYOR
Şemdinli’de ilk gün, sivil plakalı araçtaki 3 kişi hedef gösterilmişti. Bombanın bu kişiler tarafından atıldığı öne sürülmüştü. Araçta bulunan silahlar “suç kanıtı” olarak gösteriliyordu. Terör bölgesinde sivil ekibin aracında uzun namlulu silahların bulunmasını kim yadırgar?
Güneydoğu’da geçmişte görev yapan emekli bir generale, araçta bulunan silahlar, belge ve krokilerin ne anlama geldiğini sordum. Komutan şunları söyledi:
“İstihbarat timinin otomobili sivil plakalı olur. Küçük bir ilçede ne kadar kendinizi gizlemeye çalışırsanız çalışın sizin kim olduğunuz bilinir. Güvenliğiniz nedeniyle otomobilinizde devlete ait uzun namlulu silahlar da bulunur. Dosyalardaki krokiler, bazı adresler, isimler üzerinde duruluyor. İstihbarat ekibinin görevi zaten bilgi, belge toplamak. Bu bilgileri toplarken, derlerken krokiler de yapar, isimler, adresler de yazar. Bunda bir gariplik yok. Bu yalnız Şemdinli’de görevli istihbarat timine ait bir uygulama değil. Benzer uygulamalar başka illerde de çok farklı değil. Tek farklı uygulama, batı illerinde sivil plakalı aracın içinde sadece uzun namlulu silah yoktur.”
Şemdinli’yi karıştırmak için yoğun çabalar var. Ancak, gerçeğin ne olduğu henüz ortaya çıkmış değil. Hemen her yetkili, “nereye kadar gidecekse gidilecek” diyor. Sanki, bundan önce bir yerlerde duruluyormuş gibi bir hava estiriliyor. Tabii ki yasadışı bir uygulama varsa bunun emrini veren de, uygulayan da hesabını vermeli…
KORKUT EKEN’İN DE SÖYLEYECEKLERİ VAR
Genelkurmay Özel Harp Dairesi “özel birlik” komutanlığı görevinde bulunan, yurtiçi ve yurtdışındaki bir çok operasyonda bulunduğu belirtilen, polis özel harekat timlerini yetiştiren, Emekli Yarbay Korkut Eken’in bir başka özelliği de, 15 Ağustos 1984’de Eruh-Şemdinli baskınından sonra özel birliğiyle bölgeye ilk giden, ilk operasyonları yapan kişi olması. PKK’ya ilk darbe, başında Korkut Eken’in bulunduğu özel birlik tarafından indirilmiş, ilçe basanların önemli bir kısmı ölü ya da sağ olarak yakalanmıştı.
Kanal A televizyonda Dr. Ramazan Aydın’ın sunduğu “Can Dostu” programı konu ve konuklarıyla hayli ilgi çekiyor. “Can Dostu” programına Akşam Gazetesi Ankara Temsilcisi İsmail Küçükkaya, Sabah Gazetesi Ankara Temsilci Yardımcısı Okan Müderrisoğlu ile birlikte katıldık. Programdan sonra, arayanlardan birisi de Korkut Eken’di. .
Eruh-Şemdinli baskınının yani o gecenin ilginç öyküsünü 14 baskı yapan Ümit Yayınevi tarafından çıkarılan (tel. 0312-4193826) “Devletin Derinliklerinde…” isimli kitabımda yazdım. İsimler değişmiyor. İşte, işyeri bombalanan Seferi Yılmaz’ın adı o kitapta, Şemdinli baskını sırasında, silahlı gruba yol gösteren kişi olarak geçiyordu. O kitapta., Korkut Eken’in anlattığı “devletin derinliklerinde” olan çok ilginç olaylara da yer vermiştim.
Eken, telefonda “Şemdinli ilçemizde yaşanan olaylar için gerçekten çok özgünüm. Ölenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Olay hakkında basında yer alanlar dışında bilgiye sahip değilim. Ancak, şahsi değerlendirmem, olayda büyük ölçüde provokasyon var. Olaylar sadece Şemdinli’de değil diğer ilçe ve illere sıçratılmak isteniyor. Planlı bir hareket bir hareket, bir yerden düğmeye basılma var. Diliyorum ki olaylar daha da yayılmasın” diyor.
ORG. BÜYÜKANIT “TANIYORUM” DEDİĞİ İÇİN HEDEF OLACAK
Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlene törende, komutanlar ilginç değerlendirmeler yapmıştı. Kara Kuvvetleri komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, “Şemdinli’de olaya karıştığı söylenen Astsubay Ali Kaya’yı tanıyorum” demişti.
Orgeneral Büyükanıt’ın, bu kişiyi nereden tanıdığını merak ettim. Araştırdım. 1996-1998 yıllarında Büyükanıt Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı görevinde bulunmuştu. İşte aynı tarihlerde uzman çavuş Ali Kaya Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı Sorgu Amirliği’nde görev yapıyordu. Kaya daha sonra katıldığı astsubaylık sınavında başarılı oldu. Şemdinli’de yaşanan olaya kadar Ali Kaya kamuoyunun tanıdığı, bildiği isim değildi. Ancak, yüksek rütbeli bir komutan bu kişiyi ismen de tanıdığına göre önemli işler yapmış demektir.
Son olayda, astsubay Ali Kaya ve yanında bulunan iki asker tam anlamıyla “hedef” gösterildi. GÖZCÜ okurlarına, Şemdinli olayından söz ederken, bu kişilerin ifadelerinde “tesadüfen orada bulunduklarını söylediklerini” belirtmiştim. Nitekim günler sonra diğer gazeteler de aynı şeyleri manşetlere çıkarmaya başladı. Önümüzdeki günlerde, Yaşar Büyükanıt’a dönük eleştiriler başlayacaktır. Büyükanıt’ın bu kişiyi nereden tanıdığına ilişkin değerlendirmeler olacak, farklı yorumlar yapılacak. Bunun işaretleri görülmeye başlandı.
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri de, Cumhurbaşkanlığı’nda gazetecilere “Susurluk ayrıdır, bu ayrı. Şemdinli olayı lokaldir” dedi. İşte, Susurluk denilince, akla bu davanın bir numaralı sanığı Korkut Eken geliyor. Eken, herkesin “Ben MehmetÖzbay’ın Abdullah Çatlı olduğunu bilmiyordum” dediği günlerde, “Mehmet Özbay’ın, Abdullah Çatlı olduğunu biliyordum. Ona yurtdışında PKK ve yasadışı yıkıcı örgüt militanlarından bazıları hakkında bilgi toplaması için görevler verdim” demişti. Eken, aranan Çatlı’yı tanıdığını bildiğini söylediği için cezaevine girmişti.
“MÜCADELENİN GENELİ, LOKALİ OLMAZ”
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri, Susurluk kazasının meydana geldiği dönemde, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı görevinde bulunuyordu. Türkeri’nin “Susurluk ayrı, Şemdinli ise lokal bir olaydır” sözüne karşılık Korkut Eken “Komutanımızın bu açıklamalarına karşılık benim de söyleyeceklerim var” dedi. Eken’i dinliyorum:
“Susurluk’un baş aktörlerinden biriyim. 2,5 yıl cezaevinde yattım. İnanın Susurluğun ne olduğunu ben bilmiyorum, kesin değerlendirmiş değilim. Ama şunu biliyorum, bir mücadelenin lokali, geneli olmaz. Susurluk olayının ardından polis özel timleri pasifize edildi. Ben net olarak biliyorum ki, bazı kurumlardan bazı makamlara yanlış bilgiler aktarıldı.”
Eken, “Susurluk büyütülerek, PKK’nın korkulu rüyası olan özel timler pasifize edildi. Şimdi PKK’nın korktuğu birimlerden birisi JİTEM’dir. Diliyorum ki o arkadaşlar da özel timlerin durumuna düşürülmesin. Biliyorum ki o davaya kendilerini adamış personeldir. Hiçbir şey onları yıldıramayacak, hatta görev azimlerini artıracaktır” diyor.
Eken, bir konuya daha dikkat çekiyor ve şunları söylüyor:
“Gayrinizami harp içinde olanlardan da yanlış yapanlar, şahsi çıkarını düşünenler da olur. Bu dünyanın her yerinde var. Bunlar temizlenir, ayıklanır. Ama bütün kurum zan altında bırakılırsa görev yapma azmini kırarsınız. Tıpkı şimdi, daha önce de özel timlerde olduğu gibi. Bu görevlerde bulunanların tamamı sütten çıkmış ak kaşık değil. Şahsi çıkarını kollayanlar yalnız bizde değil, ABD’ye, İngiltere’de, İspanya’da da var. Bunlar atılmışlardır. Diğerleri de aşağılamamış, vatan haini durumuna getirilmemişlerdir.”
Şemdinli olayı ilginç, değişik boyutlarla devam ediyor, devam edecek…