Siyaset12 Kasım 2005 00:00

Siz West Point'i mi bitirdiniz paşam? - Savaş Süzal

Emri altındaki askerlere Amerikalılara teslim olmaları talimatı veren, kafalarına torba geçirildiğinde sesini soluğunu kesen bir komutanın, Ata’nın yendiği ülkelerin arzuları ve talimatı ile yüreklerinden Ata’yı silmek istemesi, okullarından resimlerini indirmesi, göğüslerindeki amblemlerinden resimlerinin çıkarmak istemesi normal değil mi? Paşam yoksa siz Kara Harb Okulu yerine, Lozan anlaşmasını bile tanımayan Amerikanın Kara Harb Okulu West Point’ten mi mezun olmuştunuz?  abilify link abilifykamagra kamagra wikipedia kamagra gel

Bu yıl ki Ata nın ölüm yıldönümünde beni ve benim gibi Ata aşıklarını derinden yaralayan değişik bir konuyu yazmak istiyorum izninizle. Uzun süredir askerlere ait düz yolda zikzaklar çizen bir komutan, bu kez de Kara Kuvvetleri Ambleminden Atanın Kocatepe figürünü çıkarmış. Normalde olabilir, bu bir semboldür ve semboller de değişebilir. Ama, evet, ama deyip burada duralım, bu Türk Silahlı kuvvetlerinde olamaz, olmaması da lazım. Her subay neden kalbinin üzerinde taşır bu amblemi bilmez misiniz?  

Çünkü çağdaş Türk silahlı Kuvvetlerinin kurucusudur Ataları. Çünkü, işgal altındaki bir ülkenin askeri gücüne, işgalcilere karşı zafer kazandırmış bir komutandır. Çünkü onların kader arkadaşıdır, onların silah arkadaşıdır, onların onur arkadaşıdır Ataları. Çünkü –bu kısmı özellikle karacılar için yazıyorum- Kara Harb Okulu’nda, Atalarının yattığı koğuşta, yatağının yanında yatıp, onun boş bırakılan sırasının yanında ders dinleyip, onun yemek yediği masanın yanında yemek yerler. Çünkü bazı askerlerin siyasi ihtiraslar uğruna silmek istedikleri kadar kolayca silinemez Ata, askerin kafasından, aklından. Göğsünün üzerinde taşıdığı amblemden kaldırılmakla yüreğinden silinemez.  

Emri altındaki askerlere Amerikalılara teslim olmaları talimatı veren, kafalarına torba geçirildiğinde sesini soluğunu kesen bir komutanın, Ata’nın yendiği ülkelerin arzuları ve talimatı ile yüreklerinden Ata’yı silmek istemesi, okullarından resimlerini indirmesi, göğüslerindeki amblemlerinden resimlerinin çıkarmak istemesi normal değil mi? Paşam yoksa siz Kara Harb Okulu yerine, Lozan anlaşmasını bile tanımayan Amerikanın Kara Harb Okulu West Point’ten mi mezun olmuştunuz?  Peki bu hızla eşiniz ne zaman türbanla gezmeye başlayacak acaba?
      
        Xxxxxxx         xxxxxxx

 Bu arada Ürdün’deki otel saldırısı, tam da bizim büyük gazetecilerin Arap işadamları ile beraber olmalarından sonraya denk geldi. Hemen hepsi kağıda kaleme sarılıp peş peşe övgü yazıları yazdılar. Yazmak zorundaydılar, tabak çanak, masa örtüsü dağıtarak gazetelerini çok okunuyor göstermelerine rağmen halk onlar yerine ucuza mal olan ama her türlü onların kaçırdıkları haberlere yer veren internet basını çıktı ya ortaya.

Hele hele internet basını hit sayılarının arttığı bir sırada. Ama hiç biri sorgulamıyor, neden Arap sermayesi tam da bu sırada Türkiye’ye akıyor veya akıtılıyor diye.  

Arap ülkeleri yeni bir oluşum içinde. Bu oluşum, Amerika’nın kendi çıkarı için başlattığı veya daha doğrusu istemeden ateşlediği, Arap milliyetçiliği ile artık Sultanlar, Şeyhler, Kırallar falan ülkelerinden kaçırabilecekleri kadar paraları kaçırıp yabancı ülkelere götürmeye çalışıyorlar. Zira patronları ABD’nin yüzünden patlak veren bir devrimle kanı sıcaktan uyuşmuş Araplar hareketlenip vatanları uğruna ölmeye başladı. Bir 10 yıla kadar ülkelerinden kaçacaklar. İşte bu ülkelerden, böylesine ülkelerden kaçırılan paralar bize getirilmek isteniyor. Yoksa bizim dış politika dehası, pazarlamacı Başbakanımızın özel bir becerisi yüzünden değil bu.  

Yalnız, şunu da bir sorgulamakta yarar var; neden gelişmiş bir Avrupa ülkesine değil de Türkiye’ye? Neden Paris, Londra, Berlin veya New York falan değil de İstanbul? Sorunun yanıtını herkes biliyor ama telaffuz etmekte zorlanıyor. O ülkelerde işler kurallarına göre yapılır. O ülkelerde vergiler adam gibi alınır, rüşvetle iş bağlanmaz, ülke medyası her şeyi sorgular, patronları sermaye olmasına rağmen sermayeyi de araştırır. . Bu gün Amman’da yaşanan terörü, zaten hassas dengeler üzerinde danseden İstanbul’a getirmeye ne hakkınız var sizlerin.  

Bizde ise iki gurubun aslında alkolik olan iki genel yayın yönetmeni birbirini sorgulayıp duruyor. Bir başkası ise reklam gelirinin  ne kadar fazla olabileceği hayali ile ağzının suları akarak ne kadar yanıldığını yazıyor köşesinde. Eskiden solcu olan bazı genel yayın yönetmenleri de, şeyhlerin halklarından kaçırdıkları Arap sermayesini yalanarak anlatıyor.  Peki sayın okurum, hiç düşünmüyormusunuz, bu adamlar ele böyle yapıyorsa bana ne yaparlar diye? Seni daha ucuza satıyorlar, daha ucuza, anlamıyormusunuz?.