Dünya9 Kasım 2005 00:00

Latin Amerika’da ABD Aleyhtarlığı - Korkut Boratav

Latin Amerikalı muhaliflerin FTAA ile derdi nedir? İtirazların bir bölümü, Meksika'nın NAFTA serencamının sonuçlarından kaynaklanıyor. Serbest ticareti kalkınmanın sihirli anahtarı olarak gören neoliberal beklentiler Meksika'da gerçekleşmedi ve on yıllık NAFTA üyeliği sonunda bu ülkenin kişi başına yıllık büyüme hızı yüzde bir ile sınırlı kaldı. Ekonominin ithalata bağımlılığı yoğunlaşarak süregelmektedir ve Meksika durgunluk koşullarında kesintisiz dış açık veren nadir “gelişmekte olan” ülkelerden biri olarak gözlenmektedir. Daha da vahimi, Meksika tarımı NAFTA sonrasında çok ağır sarsıntılarla karşı karşıya kalmıştır. Varlıklı, büyük çiftçilerin ağırlık taşıdığı sebze-meyve ihracatı artmıştır; ama ABD kökenli ithalat, Meksika'nın küçük-orta köylülerinin temel ürünleri olan mısır, soya, buğday, pirinç üretimlerinde gerilemelere yol açmıştır. discount drug coupons codesamples.in free discount prescription carddiscount drug coupons site printable coupons for cialisnaproxennatrium site naproxen kruidvatbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena

Güney ve Kuzey Amerika''dan 34 liderin Arjantin'in Mar del Plata kentindeki zirvesi, sonuç bildirgesi üzerinde anlaşmaya ulaşılamadan dağıldı. Toplantının ana gündemi, “Amerika Kıtası İçin Serbest Ticaret Bölgesi” (İngilizceden yapılan kısaltmayla FTAA) adını taşıyan ve ABD tarafından tasarlanan bir anlaşma üzerinde ilerleme sağlamak idi. Arjantin, Brezilya ve Venezüella'nın başı çektiği bir muhalefet, FTAA görüşmelerinin sürdürülmesine yeşil ışık tutan bir kararın çıkmasını önledi. George W. Bush da toplantının kapanış yemeğini beklemeden Arjantin'den ayrıldı.

Olup bitenlerin arka planını kısaca gözden geçirelim.

****

1994'te ABD, Kanada ve Meksika arasındaki “Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması”nın (NAFTA) yürürlüğe girmesinden hemen sonra Clinton tarafından önerilen ve 2005'te tamamlanması hedeflenen FTAA tasarımı, o günden itibaren Latin Amerika'nın sol kamuoyunun yoğun bir eleştirisi ve giderek güçlenen bir halk muhalefeti ile karşılaştı. Bu muhalefet Mar del Plata'da da kalabalık sokak nümayişleri ve “liderler zirvesi” ne alternatif olarak düzenlenen bir “halk zirvesi” ile kendini gösterdi.

“Halk zirvesi” nin ünlüleri arasında (aynı zamanda liderler toplantısına da katılan) Venezüella Başkanı Hugo Chavez , ünlü (ve emekli) futbol yıldızı Diego Maradona ve aralıkta yapılacak Bolivya başkanlık seçimlerini kazanması beklenen sosyalist aday Eva Morales yer almakta idi. Bu zirve, FTAA görüşmelerinin derhal durdurulmasını da talep eden bir bildiriyle son buldu.

****
Latin Amerikalı muhaliflerin FTAA ile derdi nedir? İtirazların bir bölümü, Meksika'nın NAFTA serencamının sonuçlarından kaynaklanıyor. Serbest ticareti kalkınmanın sihirli anahtarı olarak gören neoliberal beklentiler Meksika'da gerçekleşmedi ve on yıllık NAFTA üyeliği sonunda bu ülkenin kişi başına yıllık büyüme hızı yüzde bir ile sınırlı kaldı. Ekonominin ithalata bağımlılığı yoğunlaşarak süregelmektedir ve Meksika durgunluk koşullarında kesintisiz dış açık veren nadir “gelişmekte olan” ülkelerden biri olarak gözlenmektedir.

Daha da vahimi, Meksika tarımı NAFTA sonrasında çok ağır sarsıntılarla karşı karşıya kalmıştır. Varlıklı, büyük çiftçilerin ağırlık taşıdığı sebze-meyve ihracatı artmıştır; ama ABD kökenli ithalat, Meksika'nın küçük-orta köylülerinin temel ürünleri olan mısır, soya, buğday, pirinç üretimlerinde gerilemelere yol açmıştır. NAFTA ertesinde iki milyon köylünün tarımdan koptuğu ve kent varoşlarındaki yoksullar ordusuna katılmaların hızla arttığı ileri sürülmektedir.

Bunların da ötesinde, ister NAFTA, ister (henüz yürürlüğe girmemiş olan) Orta Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (CAFTA), isterse ikili ticaret anlaşmaları olsun, ABD girişimiyle hayata geçirilen tüm düzenlemeler, yatırımlarda, fikri haklarda dev Amerikan şirketleri lehine kurallar içerdiği ve siyasi iktidarların hükümranlık haklarını kısıtladığı için eleştiriliyor. Dahası, ABD bu ülkelerden, dış siyaset alanlarında da teslimiyet bekliyor. Amerikan Ticaret Temsilcisi, ticaret anlaşmalarındaki ortaklarından “dış siyaset ve güvenlik konularında işbirliği ve daha da fazlasını” beklediklerini geçen mayısta açıkça vurgulamıştı.

****
Arjantin'deki toplantının sonuçsuz kapanması, Latin Amerika'da ABD güdümündeki ekonomik bütünleşme girişimlerinin son bulduğu anlamına mı gelecek?

Bu izlenim yanıltıcıdır. Bir kere liderler toplantısında FTAA projesine karşı çıkanlar azınlıkta kalmışlardır. ABD''yi dışlayan bir ticaret birliği olan MERCOSUR'u sürdürmeyi, büyütmeyi hedefleyen dört üye ülke (Brezilya, Arjantin, Paraguay, Uruguay) ile Venezüella... Diğer ülkelerin büyük çoğunluğu NAFTA, CAFTA veya ikili anlaşmalar aracılığıyla ABD'nin tuzağına sürüklenmiş durumdadırlar. MERCOSUR'a katılması gündeme gelen her ülkeye Amerika, bir serbest ticaret anlaşması önerisi getirmektedir. Kuzeydeki dev pazara ayrıcalıklı giriş seçeneği karşısında, bu zayıf ekonomilerin nüfuzlu iş çevreleri devreye girmekte; hükümetlerinden “ABD''ye evet” kararını çıkarabilmektedirler.
ABD kökenli bir “serbest ticaret” modelinin küçük-orta üreticilerde, köylü, kentli emekçi gruplarda yaratacağı ekonomik ve toplumsal şoklar ise sol çevrelerce algılanıyor; anlatılıyor. Bu anlatımlar ve sıradan insanların güncel deneyimleri bir halk muhalefetinin oluşmasına, sokaklara taşınmasına katkı yapıyor.

“El mi yaman, bey mi yaman?” Bu çok eski soru Latin Amerika'da nasıl yanıtlanacak? Birkaç yıl içinde göreceğiz.