İstihbarat7 Kasım 2005 00:00

CIA ajanlarından ve KOÇ ailesinden Türkiye'ye federasyon saldırısı!

CIA ajanı Solarz ile Kıraç ailesinin finanse ettiği sempozyumda tarihi medeniyet üzerinden Türkiye’ye federasyon mesajı verildi. Türkiye’ye “federasyon” sistemini dayatmak isteyenler, mezar kazılarından bile medet umuyor! Kalkan’ı mesken tutan eski kongre üyesi ve CIA ajanı Stephan Solarz, Patara’yı ballandırarak anlatırken ABD Anayasası’nın da Likya Anayasası’ndan esinlendiğini iddia etti. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis forum link cialis bez recepta

Altımızı oyuyorlar...

OrtadoĞu uzmanı olan Solarz bu çalışmasında yalnız değil. Nitekim Antalya’da dün başlayan ve Vehbi Koç Vakfı Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü’nce düzenlenen Uluslararası Likya Sempozyumu’nda, Yunan kültürü öne çıkarıldı.


Soros’la çalışıyor

Aralarında Morton Abromowitz, Simon Peres ve George Soros’un da bulunduğu karanlık kişilerle birlikte Uluslararası Kriz Grubu’nda görev alan Steven J. Solarz, (sağda) Türk siyasi çevrelerinin yakından tanıdığı bir isim.


Koç gibi
destek!


Suna ve İnan Kıraç’ın Likya’ya ilgisi, sadece sempozyumla sınırlı değil. “Yarına Dört Işık” adında bir proje yarışması düzenledi. Birinciliği “Fethiye’den Antalya’ya Likya Yolu” projesi aldı.


AKANLIK SEFERBER

KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, Likya konusunda yürütülen kazı çalışmalarına ilişkin yayınların, bilim çevreleri ve kamuoyunca merak edildiğini belirterek, ‘’Bakanlığımız bu konuda tüm olanakları seferber etmeye hazırdır’’ dedi.


Likya’ya da Yunan damgası vuruldu!

Antalya’da başlayan Uluslararası Likya Sempozyumu’nu Vehbi Koç Vakfı Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü düzenledi. Sempozyumda, Asya kökenli ve Rünik Türk alfabesi kullandıkları kesin olan Likyalıları Yunan kültürüne bağlayan bildiriler öne çıkıyor. Bildiri sunanlar arasında Yunanlılar da var

Uluslararası Likya Sempozyumu’nun üçüncüsü, Antalya’da başladı! 1995 yılından bu yana kurulduğu arkeolojik ve kentsel sit alanı Antalya - Kaleiçi’ndeki tarihi binasında etkinliğini sürdüren AKMED (Vehbi Koç Vakfı Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü) tarafından gerçekleştirilen sempozyumun düzenleme kurulunda Prof.Dr.Cevdet Bayburtluoğlu , Prof.Dr.Haluk Abbasoğlu ile Kayhan Dörtlük yer alıyorlar.
‘İşte Likya!’ sloganıyla tanıtılan sempozyum Divan Antalya Talya Hotel Kongre Merkezi Platin Salon’da yapılıyor. Dün sabah 09.00’daki açılış konuşmalarının ardından, 10.30’da Refik Duru’nun ‘Batı Akdeniz Bölgesinde Neolitike Geçiş’ konulu sunumuyla ilk oturum başladı, 10 Kasım Perşembe, 15.oturumun sonunda saat 17.10’da Cevdet Bayburtluoğlu ile Jürgen Borchhardt ‘ın yapacakları genel değerlendirmeyle sempozyum sona erecek. Sempozyumda, Likya’nın tarihöncesinden başlayıp ortaçağın sonuna kadar uzanan süreçte coğrafyası, tarihi, arkeolojisi, epigrafisi, nümizmatiği ve sanat tarihini de kapsayan bildiriler sunulacak. Ülkemizden uzmanlar, bu etkinlikte Avusturya, Yunanistan, ABD, Almanya, İtalya, Avustralya, Kanada, Belçika, İngiltere, Fransa, İsviçre ve KKTC’den arkeolog ve ilişkili dallardan uzmanlarla Likya’yı tartışacaklar. ‘Myra-Demre Aziz Nikolaos Kilisesi Mimari Değerlendirmeleri’ , ‘Geç Roma Dönemi Likyası’nda Kilise Benzetmesi’ , ‘Antik Likya’da Kadının Statüsü’ , ‘Likya Mimarisi ve Mimesis’ , ‘Geç Antik ve Erken Bizans Döneminde Likya’ sunulacak bildiri başlıklarından birkaç örnek.. Sempozyumda sunulan bildiriler ve sonuç bildirgesi, daha sonra kitap olarak yayımlanacak.
İlki 1977’de İstanbul’da, ikincisi 1990’da Viyana’da yapılan sempozyum, 15 yıl aradan sonra Antalya’da yapılıyor.
Sempozyum boyunca Likya ile ilgili 3 ayrı sergi de düzenlenecek.
Suna Kıraç ve İnan Kıraç “Sempozyum Şeref Başkanları” olarak takdim ediliyor. Düzenleme kurulunda ise Prof.Dr.Cevdet Bayburtluoğlu, Prof.Dr.Haluk Abbasoğlu ve Kayhan Dörtlük var. AKMED’in İcra Komitesinde Suna Kıraç, İnan Kıraç, Erdal Yıldırım ve Kayhan Dörtlük bulunuyor.


ANTİK LİKYA BİRLİĞİ

Öteyandan Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan Likya Uygarlıkları Araştırma Merkezi de sempozyuma katkı sağlıyor. Merkezin kuruluş yönetmeliğinde “Yurtiçinde ve dışında bilimsel geziler ve toplantılar düzenler, sergiler açar. Parasal destek bulduğu taktirde ‘Likya Sempozyumu’ organize eder” deniliyor. Parayı da Vehbi Koç Vakfı sağladığı için inisiyatif de onlara ait.
Batılı araştırmacılar, Likya’yı ve Likyalıları Hint-Avrupa kültürüne bağlamakta ısrar ediyor. Ancak, aynı kaynaklarda Asya kökenli olduklarına dair veriler de bulunuyor. Heredot ise Likyalıların “Grek soylu olmayan Girit halkından” olduklarına dair bilgiler veriyor.
Uzunca süre Yunan saldırılarına karşı direnen Likya, M.Ö.6.yyda Persler tarafından işgal edildi. Ancak M.Ö. 4.yyda Büyük İskender çıktığı “Asya Seferi” dahilinde bu bölgeyi de ele geçirdi. İskender’in ölümü ile generallerinden Ptolemy bu bölgeyi aldı ve bundan sonra Yunün kültür hakimiyeti dönemi başladı.
Bu noktada Likya Birliği kuruldu. Bazı kaynaklara göre M.Ö.2.yüzyılda, Suriye hakimiyetine geçen bölgeyi Romalılar bir savaş neticesinde ele geçirdi. Kısa bir süre sonra Likya’ya özgürlük tanındı. Bu dönemde Likya Birliğinin en önemli şehirlerinden Xanthos’a 2 kez zor kullanılarak baskı rejimi uygulama girişimlerinde bulunuldu. Ancak (Likya) Federasyon kuvvetleri iki durumda da birliği korudu. Likya, M.S. 2.ve 3.yüzyılarda yaşanan büyük depremlerin ardından bir daha kendisini toparlayamadı. M.S. 8 yyda Arap akınları ve bu süreye kadar da korsan saldırıları sebebi ile terk edilen bölge, 13.yyda Türk Beylikleri ile yeniden yerleşime açıldı. Likya Birliği Yönetimi hakkında edinilen bilgilere göre birlik toplam 23 şehirden oluşuyor. Günümüze kadar da dayanabilmiş, en büyük altı şehir olan Xanthos, Patara, Pinara, Tlos, Myra ve Olympos’un 3’er oy hakkı bulunurken, küçük şehirlerin 1 ya da 2 oy hakkı vardı.


BELGESEL HAZIRLANDI

Likya’ya Koç ilgisi, sadece sempozyumla sınırlı değil. Garanti Bankası “Yarına Dört Işık” adında bir proje yarışması düzenledi. Birinciliği “Fethiye’den Antalya’ya Likya Yolu” projesi aldı. Bankanın destek verdiği bu proje hayata geçirildi ve 9 bölümlük ‘Likya Yolu’ belgeseli yine Bankanın desteğiyle hazırlandı. 1 ayı aşkın bir sürede bölgede yürüyen Türk ve yabancılardan oluşan ekibin çektiği belgesel NTV’de yayınlandı.
Likya Anayasası’nın, Amerikan Anayasası’na esin kaynağı olduğuna dair ilk bilgiler, bu anayasayı kaleme alan Alexander Hamilton tarafından ilgili metinlerde belirtilmiş.

Doç.Dr.Kutlu Merih de bu bilgileri Türk kamuoyunun bilgisine sunmak amacıyla “Likyanet” sitesine koymuştu.

“Tarihi arayanlar, geleceği arayanlardır”

ANTALYA Valisi Alaaddin Yüksel, sempozyum süresince Likya’nın her yönüyle ele alınacağını belirterek, ‘’Burada güneş tanrısı Apollon’dan, Artemis’ten konuşacaksınız. Hemen Beydağları’nın sırtlarına çıkacak, Kafi Dede’den Abdal Musa’ya, sahilde Noel Baba’ya, hepsini buluşturacaksınız. Sonra denizlere doğru yola çıkacak, Selahattin Eyyubi’nin gemilerinin direklerine bakacaksınız, Toroslardan giden ağaçları konuşacaksınız ve Mısır Piramitleri’nin kalıplarına baktığınızda, Torosların kokusunu, Likya dağlarının kokusunu alacaksınız’’ dedi. Vali Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Siz burada Likya’yı konuşacaksınız ama esasında burada geleceğinizi konuşuyor olacaksınız. Siz Antalya’ya geleceği konuşmaya geldiniz, çünkü tarihi arayanlar, dünle bugün arasında köprü kuranlardır. Tarihi arayanlar, geleceği arayanlardır. Tarihini konuşmayanlar gelecekleriyle köprü de kuramazlar.’’ Likya topraklarında hep barış içinde yaşandığına dikkat çeken Yüksel, ‘’Burada hangi medeniyet yaşarsa yaşasın, Toroslar’ın tepesinde esen rüzgar, hep barış rüzgarı olmuştur’’ diye konuştu.


“Buradaki
toplantı
büyük bir
fırsat”


M.Ö. 167 yılında kurulan ve M.S.’den sonra 480’lere kadar süren Likya uygarlığının idari yapısı örnek gösterilerek, ABD’nin sponsorluğunda Türkiye’ye federatif bir yapı empoze edilmeye çalışılıyor. Türkiye üzerindeki emelleri belli olan bazı çevreler kendilerine tarihi deliller oluşturmak için Likya federatif devlet sisteminin üzerine atladı. Likya uygarlığının kurulu olduğu Patara’da kazılar sürerken, bu ören yerini Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyük Millet Meclisi’nin toplantı yeri haline getirmek isteyenler her platforma propagandaya başladı.


ÜÇÜNCÜSÜ

Antalya’daki sempozyumda AKMED’in kurucusu ve sempozyumun şeref başkanı İnan Kıraç, sempozyumun ilkinin 1977’de İstanbul’da, ikincisinin 1990’da Viyana’da yapıldığını belirterek, bu yıl Antalya’da düzenlenen sempozyumun Likya’nın her yönüyle tanınmasına fırsat sağlayacağını kaydetti. AKMED olarak amaçlarının insana yatırım yapmak olduğunu savunan Kıraç, ‘’İnsana yatırım yapmazsanız, insana dönük hizmet vermezseniz bir yere gelmeniz de zor olur’’ dedi. Kıraç, Antalya’nın tüm dünyaca ‘’ulaşılır’’ bir kent haline geldiğini, kente bu yıl gelen turist sayısının 8 milyona ulaşmasının beklendiğini söyledi.


350 ARAŞTIRMACI

Sempozyumun açılış bölümünün sonunda İnan Kıraç, Likya konusunda yürütülen çalışmaların duayenlerinden kabul edilen Prof.Dr.Cevdet Bayburtluoğlu ve Jürgen Borchhardt’a plaket verdi. Vali Yüksel de Kıraç’a, Antalya’ya yaptığı katkılar nedeniyle plaket sundu, valilik tarafından hazırlanan 8 ciltlik envanter hediye etti. Yurtiçi ve yurtdışından yaklaşık 350 araştırmacının katıldığı sempozyum, 10 Kasım’da sona erecek.


Amerikan Kongresi üyesi Stephen J. Solarz: Kongre’yi, ABD Anayasası’nın 220.yılının kutlanacağı 2007 yılında, Patara’da da kutlamalar düzenlenmesi için sponsor olmaya ikna etmeyi umuyorum


Patara
kumsalında
ABD tezgahı!


New York Times’ın 19 Eylül 2005 tarihli ve ‘Türkiye’nin kumlarına gömülmüş bir Kongre’ başlıklı haberinde “3 bin yıl önce Patara’da kurulu olan Likyalıların idari yapısı, ABD federatif sisteminin de temelini oluşturuyor” ifadesi kullanıldı. Haberde, 23 şehrin federatif bir yapıyla merkezi bir idareye bağlanmasından oluşan Likya Birliği’nin, temsili demokrasinin antik çağlardaki ender örneklerinden olduğunu ve bu modelin benzerinin ABD federatif sisteminde gözlendiği dile getirilirken, Likya Birliği’nin Patara’daki parlamentosunun, ABD meclisine temel olduğu belirtildi


GARİP ÖNERİLER

Patara kazılarını yürüten Havva Işık da, 2005 Nisan ayında “Likya Birliği için, bizim TBMM kadar değerli olan meclis binası da yavaş yavaş yatay halden dikey hale geçmeye başladı. Umarım TBMM’nin ilk resmi açılışını bir gün burada yapabileceğiz...” diye konuştu. Patara, geçtiğimiz yılbaşından hemen sonra yaşanan Noel Baba tartışmalarının da odağındaydı.


NİCHOLAUS’UN HEYKELİ

Doğum yerinin Patara olduğu bilinen Aziz Nicholaus’un, Demre’de bulunan ve Moskova’daki Rus Ortodoks Kilisesi tarafından yaptırılan heykelinin, yeni heykelle değiştirilmesi üzerine, Prof.Fahri Işık, eski heykelin Patara’ya dikilmesi gerektiğini belirterek tepkileri üzerine çekmişti.


“Amerika’ya göre dinsel önemi var”

* Sizin Patara kazılarının ‘gayriresmi’ patronu olduğunuz da yazıldı, New York Times’da.
Yok ben değil, eşim Nina. Bayan Nina, ‘Patara Hamileri’ adlı, Patara’daki kazıları mali olarak destekleyen bir grup kurdu. Amacımız Patara’nın patronu olmak değil; hamisi, destekçisi olmak.
(Eşi Nina söze giriyor: Bildiğiniz gibi bu kazılara para lazım. Kazıların kaynağı Akdeniz Üniversitesi ile Türk hükümeti tarafından sağlanıyor. Çok küçük bir bütçeleri var. Biz de, ABD’de ve buradaki dostlarımız arasında bu kazı için para toplayabileceğimizi düşündük, böylece kazılar devam edebilecekti.)

* Patara kazılarını yürüten Prof.Fahri Işık’ı ne zamandır tanıyorsunuz?
Onunla 2 yıl önce Patara’da tanıştık. Eski Bakanlarınızdan, Kalkan’da evi bulunan Bülent Akarcalı Bey, bizi tanıştırdı.

* Kongre’yi ABD Anayasası’nın kabulünün 220.yılının kutlanacağı 2007 yılında Patara’da da kutlamalar düzenlenmesi için sponsor olmaya ikna etmeyi düşündüğünüzü belirtmişsiniz. Nasıl bir kutlama düşünüyorsunuz?
220.yıl kutlamaları için Kongre’den ve hükümetten birer heyeti, 2007 yazında buraya getirmeyi, onları Türk Parlamenterler ve üst düzey yetkililerle biraraya getirmeyi, böylelikle iki ülke arasındaki yakınlaşmayı pekiştirmeyi umuyoruz. Patara’daki tiyatroda o akşam bir konser düzenlenmesine uğraşıyoruz. Türk ve Amerikan milli marşları da çalınacak; tabii arkeologlar bulabilirse Likya milli marşını da çaldırırız!

* Patara’nın, Efes ve Bergama kadar önemli olduğu söyleniyor. Bu saydığımız kentler daha çok dinsel referansları olan, böyle anılan yerler. Oysa Amerikan Anayasası ve Patara ilişkisi daha seküler bir bağ üzerinden kuruluyor sanıyorum.

Efes ve Bergama’yı çeşitli kereler ziyaret ettim. Hatta Berlin Müzesi’nde Bergama’dan getirilmiş parçaları da inceledim. Umarım bir gün bu parçalar ait oldukları yere döner! Patara’yla ilgili dinsel olarak iki örnek vermek istiyorum; ilkin Aziz Nicholas orada doğmuş. Ayrıca, Aziz Paul Efes’e giderken burada durup, kendisinin üç yıl hapse atılmasına neden olacak o ünlü konuşmasını yapmış. Görünüşe bakılırsa zamanının Orhan Pamuk’uymuş. Ayrıca Bizans uygarlığı da bu bölgede boy göstermiş ve birçok kilise inşa etmiş. Ama tabii ben bu konularda o kadar bilgili değilim. Amerika açısından taşıdığı dinsel önemi soruyorsanız, bildiğiniz gibi ülkemizin büyük bir bölümü Hristiyan ve yılbaşı kutlamaları kültürümüzün önemli bir parçası. Noel Baba da yılbaşı kutlamalarının merkez figürü, ki kendisi Patara’da doğan Aziz Nicholas’dan esinlenilerek yaratılmış bir ikondur. Dolayısıyla Amerikan bakış açısına göre, Patara’nın dinsel bir öneme sahip olduğunu da söyleyebiliriz.

* 2007’de Patara’da düşündüğünüz kutlamalara Kongre sponsor olmayı kabul ederse, bunun
Türkiye-ABD ilişkilerine nasıl yansıyacağını
düşünüyorsunuz?

Çok yardımcı olacaktır; çünkü bu olay ABD ve Türkiye basınında çok ses getirecek. Ayrıca, ortak bir tarihsel mirası paylaştığımız, ilişkilerimizin görünenden çok daha eskilere dayandığı iki tarafça da idrak edilecek. Türkler, bu topraklarda yaşayan eski Likyalı atalarının Amerikan siyasi hayatının şekillenmesinde nasıl büyük bir esin kaynağı olduğunu öğrenince çok şaşıracaklar. Amerikan halkı da, mevcut siyasi sistemimizin bu bölgede yaşayan insanların deneyimlerine ne çok şey borçlu olduğunu öğrenecek.